Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Kadın ve Erkeğin Vazifeleri E-Posta
 

Yazan: Mustafa Refik, Tarih: 30.07.2007 - 01:56

Okunma Sayısı : 1915


Koca, karısının "Mehr-i Muaccel'ini" zifaftan önce vermek ve nafakasını temin etmek mecburiyetindedir. Aksi takdirde kadın; cinsi temastan kaçınabileceği gibi, kocasının izni olmadan evden dışarı çıkabilir. Kadın; mehrini aldıktan sonra kocasının meşru emirlerine itaat etmek mecburiyetindedir. Bu itaat, şer'i şerifle sınırlıdır. Kadın; kocasının İslâm dinine uymayan tekliflerine ve emirlerine itaatle yükümlü değildir.

Hayız halinde olmadığı süre içerisinde (Diğer hastalık halleri müstesna) kocasının cinsi isteklerine boyun eğmesi zaruridir. Ters ilişki yani kadına dübüründen yaklaşmak caiz değildir. Bu işten dolayı kadın kocasından boşanmaz. Dübürden ilişkiye kefaret yoktur. Bu büyük kötülükte (arkadan ilişkide) kocaya itaat edilmez. Eğer tövbe etmezse bundan dolayı nikâhının fesih edilmesini talep edebilir.

Karı-koca arasında; sadakat, emniyet, yardımlaşma, saygı, iffet ve namusu muhafaza gibi güzel hasletlerin bulunması bir vecibedir. Ev işlerinden üzerine düşeni yapması gerekir.

Koca; karısına sözle ve fiille güzel muamelede bulunmalıdır. Karşılıklı güzel muamelenin mendub ve müstehabtır. Eşlerden birinin diğerini kendisine mahrem olan akrabalarına benzeterek çağırması, “anne, kardeşim,” ya da “baba, ağabey” şeklinde seslenmesi mekruhtur.

Karısının rızası olmadan kocanın "Azil" yapması mekruhtur. Azil'in mekruh oluşu, kadının cinsi yönden tatmininde eksiklik meydana getirdiği hem de çocuk hususunda onun da söz hakkı olduğu içindir.

Yabancı bir kimse; kendisine namahrem olan yabancı bir kadının bedeninden el ve yüz hariç, hiçbir yerine bakamaz. Ancak meydanda olan zinet yerlerini, yüz ve ellerine bakmaya Allahu Teala müsaade etmiştir. Genç kadının, erkekler arasında yüzünü açması menedilir. Fakat bu avret olduğu için değil, fitneden korkulduğu içindir. Dolayısıyla kadın için tesettür Farzdır. Kocası; kadının örtünmesini emrettiği zaman (meşru bir emir olduğu için) itaat etmesi zaruridir.

Kocanın, karısından başkasına (yani kendisine nikâh düşen başka bir kadına) dokunması haramdır.

Mehrini almış olan kadın; kocasının evinde oturmaya mecburdur. Kocasının izni olmadığı süre içerisinde evden dışarı çıkamaz. Ancak muayyen zamanlarda kadının anne ve babasını ziyaret hakkı vardır. Bu ziyaret, haftada bir keredir. Anne ve babanın dışında kalan diğer akrabalar için ziyaret hakkı, senede bir keredir.  Bunun dışında kadın; mahremi bulunduğu zaman üzerine Farz olan haccını (kocasının izni olmadan) edâ edebilir. Ancak, nafile hacc ve umre için kocasının izni şarttır.

Kadın kocasının izni olmadan ilim meclisine gitmeye hakkı yoktur. Kadının ilim cihetinden  mühim bir meselesi varsa, kocasına söyler, eğer kocası biliyorsa meseleyi izah eder, bilmiyorsa bir alime sorar ve cevabı karısına getirir. Ancak kocası meseleyi bilmez ve bir alime sormazsa; bu durumda kadının (kocasının izni olmasa dahi) o meseleyi sorarak öğrenme hakkı vardır. Bir kadının babası kötürüm olsa; kocası da kadını babasına bakmaktan men etse; kadının (Kocasının yasaklarına rağmen) babasına gidip bakmaya hakkı vardır. Velev ki babası gayr-i müslim bile olsa.

Mü'min kadınlar için asıl olan; evlerinde oturup, çocuklarını İslâm'a göre terbiye etmek ve kocasına hizmet etmektir. Kadının kocası evde olmadığı zaman kocasının arkadaşı ve güvenilir biri olsa dahi caiz değildir. Zira bunda kadının yabancı ile halveti söz konusudur. Aynı şekilde erkeğin de, arkadaşının hanımından kendisini eve almasını ve bir işini görmek istemesi haramdır. Bunda şeytanın her ikisine vesvese vermesi korkusu vardır.

Kocanın karısından uzun süre uzak kalması: eğer karısı razı olursa, dört ay, altı ay, bir sene veya iki sene uzaklaşması şu şartlarda zarar vermez: Karısı razı olduğu, güvenilir ve rızkı hususunda zorluk çekmeyeceği bir yerde olmalıdır. eğer güvenilir bir yerde değil ve orada kalmaktan razı değilse bu helal olmaz. Eşine maruf ile muamele etmelidir.

İki karısı olan kimse kasm hususunda adaletli olmalıdır. Kasm, paylaştırmak demektir. "Kısm" ise nasibtir. Kasm; zevceler arasında gecelemek, elbise, yiyecek ve sohbet hususunda müsavi taksime ve adalete (yani zulmetmemeye) riayetin vacip olmasıdır. Yani erkek, onlar arasında gecelemeyi ve benzeri şeyleri taksim eder. Cima'da (cinsi temasta) değildir. Çünkü cima (cinsi temas) isteğe dayanır. Koca muhabbette (sevgi'de) olduğu gibi, cima'da da eşit muamele edemez. Giyilen elbise ve yenilen yemekte (yani nafakada) adalet (eşitlik) vacib olur.

İslâm; bir erkeğin adalete riayet etmesi şartıyla bir, iki, üç veya dört kadınla evlenmesini mübah ilan etmiştir. Allahu Teala ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in beyan buyurduğu "Teadaüd-ü Zevcat" konusu günümüzde uluorta tenkit edilmektedir. Unutulmamalıdır ki; Allah ve Resûlü'nün "Mübah" olduğunu beyan ettiği bir hususu "haram" ilan etmek açık bir isyandır.

"Kasm"; nikâh sonucu ortaya çıkan bir haktır. Erkek; mehir verme hususu başta olmak üzere, hepsini ayrı ayrı evlerde oturtmak, gecelemek hususunda eşitliğe riayet etmek, yiyecek, giyecek ve elinde olan diğer hususlarda adalate riayet etmek, borcundandır. Kadın, evlenme anında, üzerine başka bir kadını nikâhlamamasını şart olarak koşabilir.

Sefer halinde olan erkek için; hanımları arasında "Kasm" yoktur. Erkek sefere çıkarken, hanımlarından dilediğini yanına alabilir. Evla olan; hangisi ile sefere çıkacağı hususunda kura çekmesidir. Bu durumda kur'a hangisine çıkarsa, onunla sefere gider. Bu onların kalblerini hoş tutmak ve hatırlarını kırmamak içindir. Dolayısıyle kura çekmesi müstehab olur. Zira kocanın sefere çıkması durumunda, kadının herhangi bir hakkı yoktur. Koca için onlardan hiçbirisini beraberinde götürmeme hakkı mevcuttur.

Karşılıklı hak ve görevlerin ihmal edildiği hallerde dahi; aileyi ayakta tutmaya gayret etmek gerekir. Eğer geçimsizlik şiddetlenirse ve kusur kadında olursa; önce nasihat etmek, sonra yatağında yalnız bırakmak ve şiddetli olmayan bir şekilde dövmek tavsiye olunmuştur. Bütün bu tedbirlerden sonra netice alınmazsa o vakit (kendilerine erkeğin) ailesinden bir hakem, (kadının) ailesinden bir hakem gönderilir. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarında (ki dargınlık yerine geçinme) onları (barıştırmaya) muvaffak buyurur.

Sonuç olarak; erkek ve kadının ailelerinden teşekkül eden hakemler, ailenin durumunu müzakere etme durumundadırlar.


Son Güncelleme : 30.07.2007 - 01:56

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Sonraki >
Kapa