| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 15.11.2007 - 03:32
|
Okunma Sayısı : 485 |
Zekâta
tâbi malların temel hususiyeti "artıcı, gelir sağlayıcı" oluşudur.
Sanayi inkılâbından, sosyal ve teknik gelişmelerden sonra dünyanın
tanıdığı fabrikalar, motorlu nakil vâsıtaları, büyük gelir sağlayan
gayrı menkuller gibi mallar ortaya çıkmıştır.
Bu
malların hususiyeti, mülkiyeti el değiştirmeden ya kiraya verilmek veya
üretimde kullanılmak suretiyle büyük gelirler sağlamalarıdır.
Mükelleflerin şahsî ve meslekî ihtiyaçları için edindikleri ev, dükkân,
âlet ve eşyayı zekâttan muaf tutma prensibini bu mallara teşmil uygun
görülmemektedir; çünkü bu malların otobüs, uçak, gemi, kiraya verilen
ev, düğün salonu, fabrika, dükkân gibi bazıları dünden farklı olarak
günümüzde yaygın ve mühim gelir kaynakları arasına girmiştir.
Üretimde
kullanılan makina ve fabrikalar -dünün basit âletlerinden farklı
olarak- sahiplerinin bizzat el emeğine ihtiyaç bulunmaksızın işçiler
vâsıtasıyla üretim yapan gelir kaynaklarıdır. Bazı Alimler
satılık olmayıp, kiraya verilen zînet eşyası vb. malların asıl ve
gelirlerinin % 2,5 nisbetinde zekâta tâbî olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Bu
malların alım satımı yoluyla el değiştirerek gelir sağlamayıp, kiralama
veya işletme yoluyla kazanç getirmeleri, ticarî eşya kabul edilmelerine
mânidir. Gelirleri de, hareketli sermaye gelirlerine kıyas edilemez.
Bunlar arı ve arâzi gibi mütâlaa edilmelidir. Buna göre mezkür malların
asılları değil, kira ve üretim gelirleri, zirâî mahsuller gibi, sâfîden
1/10 veya gayr-i sâfîden 1/20 nisbetinde zekâta tâbi olacaktır.
Nakil
vâsıtaları, makina ve fabrikalar gibi aşınma ve eskimeye mâruz mallarda
yıllık amortisman bedeli matrahtan düşülecek, açıklanan nakit nisabına
erişen kira ve üretim gelirlerinin sâfisi belli ise 1/10'u, değil ise
1/20'si zekât olarak ödenecektir.
Son Güncelleme : 15.11.2007 - 03:32
|
|
|