Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Ariye
  • Mukaddime  ( 2 konu )

    Âriyet lûgatta; ariyye'dendir. Âriyye ise atıyye (ihsan, ikram)dır. İslâmi ıstılâhta: "İvazsız yani herhangi bir karşılığı olmadan, ücretsiz menfaati temlik etmeye Âriyet denilir. O bir nevi ihsan ve atıyyedir. Bir kimsenin; bütün ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılaması mümkün olmayabilir. Hatta öyle zaman olur ki; zengin bir kimse dâhi, ödünç (İâre) talebinde bulunabilir. Mü'minlerin birbirlerinin ihtiyaçlarını; (misli olan mallarda) iâre olarak karşılamaları Kardeşlik Hukuku'nun tâbi bir sonucudur. Âriyet'in (Ödünç'ün) rüknü; icab, kabûl ve taleb edilen malın teslimidir. Mûirin yani Ödünç veren kimsenin sükûtu kabûl sayılmaz. Sarih olarak beyan etmelidir. Âriyet veren kimseye "Mûir", âriyet alan şahsa da Müsteir ve âriyet almaya da "İstiâre" denilir.

    Menfaati ivaz karşılığı olmaksızın; rücûu kâbil olmak üzere, temlik edilen mala Âriyet denilir. Mûir istediği vakit; iâre'den geri dönebilir. Bunun herhangi bir zamanla sınırlandırılması sözkonusu olamaz. Müsteir herhangi bir ücret ödemeden Âriyet'in menfaatine mâlik olur. Ayrıca Âriyet; ödünç alan kimsenin elinde, emânet hükmündedir. Herhangi bir kasdı veya kusuru olmadığı halde; telef olur veya kıymetine zarar verecek bir hal zuhûr ederse, tazmin etmek durumunda değildir. Ancak kasden veya kusur sonucu telef olursa; tazmin etmek durumundadır. Esasen ödünç alan kimsenin kusuru sözkonusu olursa; ödenmesi şarttır.

Kapa