|
Yol kesen kimse mal alırsa eli kesilir, öldürürse, öldürülür, hem mal alır, hem öldürürse asılır. Yol kesicilik cinayetinin tahakkuku için birtakım şartlar vardır. Bunlar: 1. Bu cinayet; kuvvet ve kudret sahibi bir kimse tarafından silahla veya bir çete tarafından yapılmalıdır. 2. Yol kesme; Darû'l İslâm'da olmalıdır. 3. Bu cinayet, şehirde gündüz yapılmış ise; silahla yapılmış olmalıdır. 4. Yol kesici kimse ile, yolu kesilen şahıslar masum olmalı ve aralarında akrabalık bulunmamalıdır. 5. Yol kesicilerin hepsi; akıllı, bülûğa ermiş ve konuşan kimseler olmalıdırlar. 6. Yol kesicilerden her birine; aldıkları maldan halis on dirhem gümüş miktarı mal düşmelidir. Yol kesiciye "muharib" adı verilir. Çünkü Ulû'lemr'e "Beyat"le veya "Zimmet Akdi" ile bağlanan ve bu sebeble; can, mal, akıl, nesil ve din emniyetine haiz olan kimselerin yollarını kesmekle savaş açmıştır. Bu savaş; ister siyasi sebeplerle, ister mal elde etmek niyetiyle olsun, durum değişmez!.. Meşru olan Ulû'lemr'e savaş açmak; Allahu Teala ve Resûlüne savaş açmak hükmündedir. Çünkü Ulû'lemr; Allahu Teala'nın ve Resûlü'nün beyan buyurduğu hükümleri uygulamakla memurdur. Silahlı olan bir kişi veya bir çete; yol kesmek niyetiyle davranır, mal almadan ve cana kıymadan (adam öldürmeden) yakalanırlarsa, şer'i şerifle hükmeden hakim (kadı) tevbe edinceye kadar kendilerini hapseder. Bu mücerred tevbe değildir. Kendilerinde; salih kimselerin hallerinin zuhur etmesi, dikkate alınır. Bu hususta kadı yetkilidir. Şayet yol kesiciler (muharibler); hiçbir mal almadan bir kimseyi (ister müslüman, ister zimmi) öldürürlerse, kendileri "hadden" öldürülürler. Bu kısas değildir. Dolayısıyla velinin affetmesi veya diyete razı olması sözkonusu olamaz. Eğer yol kesiciler; hiç kimseyi öldürmemiş, ancak nisab miktarından fazla mala el koymuşlarsa, el ve ayakları çaprazlama kesilir. Yani sağ eli ile sol ayakları kesilir. Ancak yol kesiciler (muharibler); hem mal almış, hem öldürmüşlerse "Ulû'lemr" muhayyerdir. İsterse; önce el ve ayaklarını çaprazlama keser, sonra kendilerini hadden öldürür. İsterse; yol kesici muharibleri, derhal idam ettirir. İsterse, kendilerini canlı olarak asar. ancak üç günden fazla asılı olarak bırakmaz. Yol kesme suçunu işlemiş, zorla mal alan veya adam öldüren bir kimse, Ulû'lemr yakalamadan önce tevbe ederse, şahsi haklar (kul hakları) hariç olmak üzere, diğer suçu affedilir. Yol kesen kimsenin tevbesi; bir daha işlememeye azmetmekle birlikte, eğer mal almışsa sahiblerine geri vermesi, mal almamışsa Kadı huzuruna gelerek, tevbe ettiğini beyan etmesiyle tahakkuk eder. Dolayısıyla tevbe eden yol kesici; el koyduğu malları sahiplerine iade ederek, helallaşmak durumundadır. Esasen irtidat, Ulû'lemr'e isyan (Bağy) ve hırsızlık suçlarında; yakalanmadan önce tevbe etmek ve şahsi hakları tazmin etmek suretiyle hadd cezalarından kurtulmak mümkündür. Mürted; yakalanmadan önce kelime-i şehadeti söylerse veya kadı huzurunda nadim olduğunu beyanla yeniden İslâm'a döner ve tevbe ederse, öldürülmez. Ulû'lemr'e isyan eden Bağyiler; hata ettiklerini kabul eder ve Ulû'lemr'e itaat ederlerse, isyan sırasında öldürdükleri insanlara mukabil kısas edilmeyecekleri gibi, telef ettikleri malları da tazmin etmezler. Ancak Hadd-i Zina, Hadd-i Kazf ve Hadd-i Şürb (şarab ve diğer sarhoşluk veren içkileri kullanma) gibi cezalarda, tevbe "had cezasını" düşürmez. |
|
|
|