| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 25.07.2007 - 21:12
|
Okunma Sayısı : 1076 |
Cemaatle namaz; kitap sünnet ve Sahabe-i Kiram'ın icmaı ile sabittir. İmamet kelimesi "emme" fiilinin masdarıdır. "Emme’nnâse" insanlara imam oldu. Ona yalnız kıldırdığı namazda tabi olurlar, manasına geldiği gibi; hem namazında, hem de emir ve yasaklarında ona tabi olurlar manasına da gelir. Namazdaki imamlığa "İmamet-i Suğra" (Küçük imamlık) ikinciye "İmamet-i Kübra" (Büyük İmamlık) denilir. İmamet-i Kübra; Din ve dünya hususunda Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e halife olarak umumi riyasettir. Büyük imamı yani halifeyi tayin etmek en mühim vazifelerden birisidir. Çünkü şer'i vecibelerden bir çoğu buna bağlıdır. Müslümanların hükümlerini tenfiz edecek, şer'i cezalarını tatbik ve sınırlarını muhafaza ile ordularını hazırlayacak, zekatlarını alacak, yol kesici zorba ve hırsızları kahr edecek, cum'a ve bayramları kıldıracak, hukuku isbat eden şahidleri kabul edecek velileri olmayan küçük kız ve oğlanları evlendirecek ve ganimetleri taksim edecek bir halifeleri bulunması mutlaka lazımdır. İmamet-i Suğra; cemaatin namazının imamın namazıyla bağlanmasıdır. Müslümanlara has olduğu sabit olan her türlü ibadet karşılığında ücret almak batıldır. Dolayısıyla namaz kıldırdığı için hiç kimseye ücret ödenmez. Ayrıca namaz kıldıran kimse de, namaz kıldırdığı için ücret alamaz. Ulû'lemr'in (İmam-ı Kübra'nın) mescid imamlarına ödediği ücret, namaz kıldırdığı için değil; mescidle ilgili işleri yürüttüğü, Emr-i Bi'l Ma'ruf ve Nehyi Ani'l Münker hizmetinde bulunduğu ve kendisi adına o beldedeki işleri derûhte ettiği içindir. Herhangi bir İslâm toprağı, kafirlerin veya mürtedlerin istilâsı altına düşerse, cihad her mü'min üzerine farz-ı ayn olur. Müstevli kafirlerin tayinleri (Velev ki tayin ettikleri kimse müslüman bile olsa) meşrû sayılmaz. Dolayısıyla istilaya muhatab olan mü'minler; kendi içlerinden imam ve kadı seçmek zorundadırlar. Esasen bu onların üzerine vacibtir.
Son Güncelleme : 25.07.2007 - 21:12
|