Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Avlanmanın Cezası E-Posta
 

Yazan: Mustafa Refik, Tarih: 28.07.2007 - 23:13

Okunma Sayısı : 975


Yaratılışları itibariyle insanlardan kaçan ve korunan hayvanlara "Av hayvanları" denir. Av hayvanları iki çeşittir.

Birincisi: Karada yaşayan av hayvanları,

İkincisi: Denizde yaşayan av hayvanları.

Hayvanların doğumları (Kara veya deniz) esas alınır, yaşayışları arızidir. İhramlı olan bir mükellef, karada yaşayan av hayvanını öldürürse veya avcılık yapan ihramsız kimseye kılavuzluk ederse cezalandırılır. Bu cezada; kasden veya unutarak yapanla, ilk defa veya tekrar tekrar yapan kimse müsavidir.

Ceza, avlanan hayvanın kıymetine göre değişir. Şöyle ki; avın avlandığı zaman ve avlandığı yerdeki kıymetini adil olan iki mü'min takdir eder. Zira kıymetler zamanın ve mekânın değişmesi ile değişebilir. Av, kara hayvanı ise ve avlandığı yerde de av hayvanı satışı mevcut değilse; bakılır. Oraya en yakın yerde av hayvanı satışı yapılıyorsa, oradaki kıymet esas alınır. Avlayan muhrim (ihramlı kimse) muhayyerdir. İsterse vurduğu hayvanın bedeli ile bir kurban satın alır ve keser, isterse takdir edilen kıymete göre; fakirlere sadaka verir. Her fakire yarım sa' buğday (yaklaşık 1,667 kg.), yahut bir sa' arpa (Yaklaşık 3,334 kg.) veya bir sa' hurma verir. İsterse oruç tutar. Muhrim (ihramlı kimse) oruç tutmayı seçerse; vurduğu hayvanın kıymeti, iki adil kimse tarafından yiyecek olarak takdir edilir. Mükellef takdir edilen her yarım sa' buğday için bir gün oruç tutar.

Avlanan hayvanın vücûd yaşının dikkate alınır ve bunun boğazlanan hayvanlarla (Eti yenen) mislinin tesbit edilir. Meselâ "Geyik avlayan bir muhrim (ihramlı kimse) için, bir koyun, tavşan avlayan için bir oğlak kurban eder. Eti yenen hayvandan (Neam'dan) onun misli; yaratılış (vücût yapısı, fıtrat) olarak benzeyendir. Nâzir bulunamayan av hayvanınında kıymet esas alınır. Serçe, güvercin ve bunun gibi!.. Esasen avı öldüren muhrim iki adil mü'minin hükmüne uyarak hareket etmek durumundadır. İki adil mü'min; avın kıymetini takdir edip, kendisine tebliğ etmek durumundadır. Av öldüren muhrim; kurban kesmeye (netice olarak) karar verirse, bunu ancak Mekke'de kesebilir, başka yerde kesemez. İki adil mü'min ancak kıymet takdirini yapabilirler; cezaya müstehak olan muhrim'in kurban, oruç veya sadaka olarak (herhangi birisinden) ödemesi hususuna karar veremezler. muhrim bu hususta muhayyerdir.

İnsanlara saldıran ve yırtıcı olan hayvanların öldürülmesinde bir beis yoktur. İhrama giren mü'minlere eziyyet veren hayvanlara "Faasık" denilir. İhramlı kimse fareyi, kargayı, dölengeç kuşunu, akrebi, yılanı ve saldırgan köpeği öldürebilir. "Faasık" olarak nitelendirilen bu hayvanların hiç birisinin eti yenmez. Av olarak da herhangi bir değeri yoktur. Zikrettiğimizden başka Yırtıcı bir kuş veya vahşi bir hayvan (Arslan, kaplan vs...) ihramlı olan kimseye saldırırsa öldürülebilir. Eğer saldırıyı defetmek ve eziyyeti gidermek; öldürmeden mümkün olursa, o yolun tercih edilmesi güzeldir.

Bir av hayvanını yaralayan, tüylerini yolan veya o hayvanın bir uzvunu sakatlayan kimse, kıymetinden eksiltiği miktarı öder. Eğer bir kuşun tüylerini yolar veya av hayvanının ayaklarını keser de; kaçıp kurtulma imkânından mahrum bırakırsa, onun değerinin tamamını ödemek durumundadır. Av hayvanının yumurtasını kırarsa yumurtanın kıymetini, içinden ölü yavru çıkarsa dirisinin kıymetini tasadduk eder. Bu av hayvanının değerini de; yine o hususta bilgi sahibi, adil iki mü'min takdir edecektir.

İhramlı bir kimseye av avlamak ve onu öldürmek haram olduğu gibi, ava delâlet etmesi (Avın yerini göstermesi) de yasaktır. Avı öldüren kimseye terettüp eden ceza, avın yerini gösterene de terettüp eder. Ava delâlet etme'den murad; yardımdır. Bu bizzat el işaretiyle olabilceği gibi, kaş-göz hareketiyle de olabilir.

İhramlı olan bir mü'mine, deniz avı helâl kılınmıştır.

Açlık sebebiyle ızdırar (Muzdar) hale düşen ihramlı kimse; herhangi bir kara avını öldürürse, yine de (Muzdar hale rağmen) cezasını öder. Hanefi fûkahası, ızdarar halinde ölü (Leş) eti yemeyi, av hayvanına tercih etmişse de aslolan avı kesmesdir. Onlara göre av etinde iki haramı irtikab etmek vardır. Bunlardan biri yemek, diğeri öldürmektir. Ölü etini yemekte ise sadece bir irtikâb vardır. Bir haram, iki haram sözlerinden murad, muzdar (Izdırar halinde) kalmazdan önceki asli hükümdür. halbuki muzdar kaldıktan sonra artık haram diye birşey yoktur. İhramlı kimsenin; koyun, sığır, deve, tavuk ve bunun gibi hayvanları şer'i usûle uygun olarak kesmesinde bir beis yoktur. Ancak bunların dışında; evcil olan ördek ve kaz gibi hayvanları da kesebilirse de yabani ördek ve kaz; av hayvanı hükmündedir.

İhramsız olan bir kimse harem içerisinde bir av hayvanını vurduğu zaman, onun kıymetini fakirlere sadaka olarak verir. Zira bütün av hayvanları; harem sebebiyle emniyet hakkına haizdirler. Haremde avlanmak ihramlı olan kimseye de, ihrmalı olmayan kimseye de yasaktır. İhramlı olan kimsenin av hayvanlarının etini alıp-satması da batıldır.


Son Güncelleme : 28.07.2007 - 23:13

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
Kapa