Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Cihadın Teşrii Merhaleleri E-Posta
 

Yazan: Mustafa Refik, Tarih: 30.07.2007 - 08:41

Okunma Sayısı : 640


Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in "Mekke'de" tebliğe başladığı dönemde değişik akaidlere sahip müşrikler vardı ancak onlar Allahu Teala'yı inkârda ve Allah'ın râzı olmadığı izin vermediği amelleri icra etmede birleşiyorlardı. O dönemde Mekke; İslâm ahkâmının tatbik edilmediği bir "Darû'ş Şirk"idi". Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in tebliğe başladığı Mekke toplumu; kabile esasına dayanan bir Demokrasi ile yönetiliyordu. "Darû'n Nedve" bir şehir parlementosu hükmündeydi.

Allahu Teala Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e tebliğin ilk döneminde müsamaha ile davranmayı emretmiştir. Esâsen Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ilk üç yıl, İslâmı gizli olarak tebliğ etmiştir. Hevâ ve hevesleri bir kenara bırakıp; tevhid mücadelesi için herşeye katlanmak "Nefisle mücâhede'nin" en güzel örneğidir. Zühd ve takva'da bu olayın içinde gizlidir. Bilindiği gibi; kulun heva ve heveslerini bir tarafa bırakıp, Allahu Teala'nın rızası için, bütün tağuti güçleri reddetmesi oldukça önemli bir hadisedir.

Peygaberimiz efendimizin ilk vasifesi tebliğ'den ve Allahu Teala'ya eş koşanlardan yüz çevirmekten ibaretti. Bütün işkence ve eziyyetlere rağmen "Mekke Döneminde" iken Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e savaş izni verilmemiştir. Burada dikkat edilecek husus; Allahu Teala'nın dinini dosdoğru tebliğ etmek ve bu hususta sünnete uygun davranmak şarttır.

Mekke şehir parlementosu olan Darû'n Nedve'de toplanan Tağut'lar; Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in tebliğini durdurabilmek için, değişik metodlar uygulamaya karar verdiler. Bunların başında "Tehdid" geliyordu. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem); İslâm'ı tebliğe devam ediyordu. İnsanları Allah'a (cc) iman etmeye ve yanlızca O'na kulluk etmeye dâvet ediyor, her türlü işkence ve eziyyete tahammül gösteriyordu. Tabii bu arada Mekke Hükümeti'nin kini ve düşmanlığı da artıyordu.

"Tehdit" sökmeyince; Darû'n Nedve'nin (Parlemento'nun) akıllıları organize bir iftirâ ve yanlış tanıtma kampanyasını başlatıyorlar!..

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e karşı; tehdit ve yanlış tanıtma yollarına başvuran müşrikler, işi daha da ileriye götürerek "Suikasta" karar verdiler.

Mekke Hükümeti; islamın güçlenmesi karşısında taktik değiştirme ihtiyacı hissediyor. Davasından vazgeçmek kaydı ile "her ne isterse yapmaya hazır olduklarını" Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e iletiyorlar. Bundan bir netice alamayınca; "Devlet Reisliği" de dahil, her türlü şeyi vermeye hazır idiler. Tek istedikleri: "Lâ İlâhe" (İlâh yoktur) "İllâllah" (Yalnız Allah vardır)" davasından vazgeçmesi!.. Peygamberimiz Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu teklifleri de reddetmiştir.

Bunun üzerine Mekke Hükümetinin adamları şu teklifte bulunuyorlar; Allah geçmiş atalarımızı diriltip göndersin ve bunlar arasında Atamız Kusayy b. Kilab da olsun. Çünkü o doğru sözlü biriydi senin dediklerinin doğru olup olmadığını ona  soralım. Eğer dediklerine o da "Doğrudur" derse, biz de senin Allah katındaki değerini anlar, sana gelenlerin gerçek olduğunu kabul ederiz. Görüldüğü gibi Mekke hükümeti gelenek ve geçmiş büyük şahsiyetlerin referansını istemektedirler. Bu teklif de kabul görmeyince; Bu defa Mekke Hükümeti'nin heyeti, Rabbine de ki; tasdik eden bir melek göndersin, diyerek mucize istediler ama Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) taviz vermedi.

Elbette Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Mekke Hükümet heyetinin tekliflerini kabul edemezdi.

Mekke devleti; görüşmeler yoluyla Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den hiçbir taviz koparamayınca; yeniden işkence ve zulüme başladı. Alınan karar gereğince; herkes kendi kabilesindeki müslümanları takip edecek ve yetkililere ihbarda bulunacaktı!.. İhbar olunan müslümanlar da; hapsedilecek veya dayakla aç susuz bırakılarak işkence ettirilecekti. Nihayet mü'minler; işkence'den kurtulmak için Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den "Hicret" için izin talebinde bulunuyorlar.

Kuvvetli kabilelere dayanan mü'minler daha az işkence görüyor, fakat diğerleri işkence altında şehid oluyordu. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şikayete gelen Müslümanlara Sabredin, Allah öyle bir zaman getirecektir ki; bir atlı yalnız başına Allahu Teala'dan başka hiç kimseden korkmadan, San'a'dan, Hadramut'a gidebilecek; kurtla kuzu yan yana olacaktır, buyuruyordu. Ki bu islamın politik tekliflerinin olması ve bunun kullanılması gerektiğini bize öğretmektedir.

Zühd ve takva'ya dayanan bir hayata talib olan mü'min; İslâmı tebliğ etmek ve bu uğurda başına gelen her türlü musîbete sabretmek durumundadır. İşte İslâmî tebliğin "Mekke Dönemi'nden" çıkarılacak en büyük ders budur. Tağuti güçlere dalkavukluk edenlerin; zühd ve takva iddiasında bulunması mümkün değildir.


Son Güncelleme : 19.10.2007 - 06:19

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
Kapa