| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 30.07.2007 - 09:38
|
Okunma Sayısı : 892 |
İslâm ûleması; şüphenin, daima sanığın lehine olduğu hususunda müttefiktir. Zira insan için asıl olan; Suçluluk değil, mâsumluk (suçsuzluk)tur. Suçsuzluğu isbata muhtaç değildir. Ancak suçluluğu isbata muhtaçtır. İsbat edilmediği an (en ufak bir şüphe'de) bırakılıvermesi tavsiye olunmuştur. Had cezâlarının, şüpheli durumlarda uygulanmaması emredilmiştir. Bilindiği gibi had cezaları; Beyyine (Delil) ve kendi ikrarı dikkate alınarak verilir. Kesinleşmiş hadd cezalarında afvetme yetkisinin bulunmadığını, ancak kazâ makamının (Kadı'nın) huzuruna gelmeden önce hudud'larla ilgili meselelerde "Afv etmenin ve haklardan fergatın" mümkündür. Kazâ makamına intikâl etmiş ve kesinleşmiş had cezalarında afv yetkisi yoktur. Ancak kısas ve diyet'te mağdurun "afv etme ve hakkından ferâgat etme" imkânı mevcuttur. Böyle bir durumda "Afv veya ferâgat"la, dava derhal sona erer.
Son Güncelleme : 30.07.2007 - 09:38
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|