Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Mahkemede Kadı'nın Tutumu E-Posta
 

Yazan: Mustafa Refik, Tarih: 30.07.2007 - 09:30

Okunma Sayısı : 820


İslâm ûleması; kazâ işleriyle meşgul olan kimsenin, duruşma esnasındaki tutumu üzerinde hassâsiyetle durmuştur.

Hâkim (Kadı) taraflar arasında Adâletle hükmetmeye memur edilmiştir. Duruşma esnasında; herhangi bir tarafa meylederse, vereceği hüküm sui-zanna sebeb olabilir.

Duruşma esnasında Kadı; taraflardan yalnız birisini eve kabul etmek ve hüküm meclisinden birisiyle halvet veyahut ikisinden birisine eliyle, gözüyle veya başıyla işârette bulunmak, gizlice (Fısıltı şeklinde) konuşmak, yâhud diğerinin bilmediği lisan ile söz söylemek gibi töhmet ve sui-zanna sebeb olabilecek hal ve hareketlerde bulunamaz.

Hâkim; taraflar arasında şer'i şerife göre hükmetmeye memurdur. Dolayısıyla tarafeynden (Davalı ve davacı) birisi her ne kadar eşraftan ve diğeri avamdan birisi olsa bile; muhâkeme esnasında (oturtmak, kendilerine bakmak ve söz söylemek gibi) muhâkemeye müteallik muamelede tamâmiyle Adâlet ve müsavata (Eşitliğe) riâyet etmek mecburiyetindedir.

Hâkim (Kadı) Murâfaa yapmadan önce; gerekli her türlü tedbiri (Hukukî, idarî, inzibatî vs..) almak zorundadır. Hakimin duruşma yapacağı mescide girdiği zaman; önce iki rek'at veya dört rek'at namaz kılması münâsibtir. Dört rek'at kılması daha efdaldir, denmiştir. Sonra Allahu Teala'ya "muvaffak kılması, günahlardan ve zulmetmekten muhâfaza buyurması, isâbetli hüküm vermesine yardımcı olması" için duâda bulunur. Sonra da hüküm vermek için oturur. Şayed fıkıh ve kerâmet ehli ile birlikte olmak isterse, onlara yakın bir yere oturur. Kezâ emânet sâhibleri de (Ulemâ) Kadı'ya yakın bir yere ilişirler. Şâyed hâkim (Kadı) hüküm vermeye ehliyetli müctehid bir kimse ise, yalnız başına oturmasında da bir sakınca yoktur. Eğer kadı (hâkim) ammi ise (başkalarının ictihadlarıyla hükmediyorsa) alimlerle birlikte oturması müstehabtır. Hakim, tarafların yanında istişârede bulunmaz. Zabıt kâtibi kadı'nın (Hâkimin) önüne oturur. Bu sûrette Hakim; onun ne yazdığını görür (rüşvet sebebiyle kâtibin) aldatılmasını engeller ve şâhidin sözlerini fazla veya noksan yazmamasını kontrol eder.

Şekil yönünden dava dilekçesi kabul edilince; Hâkim (Kadı) tarafları birlikte ve aleni olarak muhâkeme eder. Mü'minlerden bir zümrenin dinleyip-dinlememesi hususu Kadı'nın (hâkimin) ictihadına bırakılmıştır. Davanın mâhiyetine göre karar verir. Müracaat sırasına göre; davalara bakılmasında herhangi bir mahzur yoktur. Mâhiyet İtibâriyle acele görülmesi gereken davaların öne alınması mümkündür.

Duruşma başladıktan sonra: Davacı'nın dilekçesi aleni ve yüksek sesle okunur. Davalıya; bu dilekçede beyan olunan hususta birşey söyleyip-söylemeyeceği sorulur. Davalı; dava  edilen şeyi davacının lehine ikrar ve itiraf ederse dava (Davacının lehine) sonuçlanır. Davalı inkâr ederse; davacıdan delil istenir.


Son Güncelleme : 30.07.2007 - 09:30

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki   Sonraki >
Kapa