| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 30.07.2007 - 09:36
|
Okunma Sayısı : 1003 |
Gerek davacı, gerek davalı; hakkında kendi adına talep edebilecek bir vekil tâyin edebilir. Bu vekâleti ilgilendiren bir durumdur. Belâğat yeteneği olmayan ve davasını anlatmakta güçlük çeken bir kimsenin; iddiasını vekili vasıtasıyla gündeme getirmesi mümkündür. Günümüzde "Avukatlık" yaygın olan bir meslektir. Haklı ve haksız (avukat) mutlaka; kendisine ücret ödeyen kimsenin davayı kazanmasını arzu eder. Kaldı ki; beşeri kanunlar sözkonusu olduğu için âhiret mesûliyeti üzerinde fazlaca durulmaz. İslâm fıkhında vekil; mutlaka "hakkın sâhibine iade edilmesi" hedefini gözetmek zorundadır. Belli bir ücret karşılığında "Vekil" olmuşsa, ecir (İşçi) durumuna geçer. İslâm fıkhında her çeşit dava için vekil tayin etmek sahihtir. Elbette; bu husustaki fıkhi hükümlere riayet etmek farzdır.
Son Güncelleme : 30.07.2007 - 09:36
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|