| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 30.07.2007 - 09:35
|
Okunma Sayısı : 745 |
İslâm fıkhında; kazâ işleriyle meşgul olan (Kadılık görevini yapan) kimsenin şahsî kanaatlarıyla hüküm vermeleri mümkün değildir. Şahsi kanaat; "Zahiri Hakkı" tesbit için geçerli değildir. Hudud davalarında ve kısas'ta; kadı şahsi bilgisine ve kanaatine dayanarak hüküm veremez. Hukuk davalarına gelince; eğer kadı bir olaya şâhid durumunda ise; mü'minin hakkının zâyi olmaması için, dava'nın başka bir kadı'ya götürülmesini ve kendisinin şâhid olarak gösterilmesini teklif eder. Dolayısıyla; hakkın ihyâsını bu şekilde temin etmiş olur. Ancak aynı anda hem kadı, hem şâhid olamaz. Çünkü töhmet ve suizan sözkonusu olur.
Son Güncelleme : 30.07.2007 - 09:35
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|