| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 18.08.2007 - 20:46
|
Okunma Sayısı : 2232 |
Günümüzde kasko veya daha genel manada sigorta malum olduğu gibi, şöyle yapılıyor: Bir kimse dükkânını, yahut arabasını, ya da evi gibi kıymetli bir malını sigorta ettirmek maksadıyla, her sene sigorta şirketinin tespit ettiği belli miktar para ödüyor. Sene içinde bir kaza, yangın, çalınma gibi mala zarar verecek bir durum vaki olmazsa ödediği paralar gidiyor. Olursa şirket, bütün zararı karşılıyor. Bu şekildeki sigorta anlaşmasında İslam’a göre bazı hususların mahzur teşkil bellidir ve dolayısıyla böyle bir akdin caiz olmayacağı açıktır. Evvela; Sigorta anlaşması ticarî anlaşma şartlarına uymamaktadır. Şartına uysa, para yatıran, sigortanın kârına da, ziyanına da ortak olmalıdır ama bu da yoktur. Sonra para yatıran kimsenin malı kazaya uğrarsa ziyan ödenmekte, uğramazsa ödenmemektedir. Demek ki bu işte bir bakıma rast gelelik vardır. Kumarda da şans yaver giderse kazanır, gitmezse kazanılmaz. Ayrıca Sigorta bir ziyanın ödemesini yaparken kendi parasından ödeme yapmamakta, diğer ortaklardan alarak biriktirdiği paradan ödeme yapmaktadır. Halbuki diğer ortaklar kendi paralarından falan kimsenin ziyanı ödensin diye para yatırmamaktadırlar. Sonra Sigorta şirketleri faizli işlerle iştigal etmekte, sigortalılardan aldıkları sigorta paralarıyla faizli servetler toplamaktalar. Demek ki sigorta şirketi bir yardım şirketi değil, bir kazanç şirketidir. Evhamı tahrik edilen nice kimselerden alınan paraları toplayıp büyük yekûn teşkil eden sermayeyi kendilerinde toplamaktalar. İslami ölçülere göre bir sigorta şirketi kurulamaz mı, şeklinde bir soru akla gelebilir: Ben derim ki; İslami hassasiyetler göz önünde bulundurularak bir sigorta şirketi kurulabilir. Ancak şirket şu hususları kendisine düstur edinmeli: 1. Sigortaya para yatıran kimse, sigortanın kârına da zararına da ortak olmalıdır. 2. Kazaya uğrayanların ziyanını ödemeye ortaklar kendi rızalarıyla karar vermelidir. 3. Sigorta fâiz işleriyle iştigal etmemelidir. Bazı sigorta şirketleri, bu usul çerçevesinde, yani yardımlaşma prensibine göre çalıştığını söylüyorlar. Bu durumda böyle bir sigorta acenteliği açıp işletmek veya aracı kasko yaptırmak caizdir ve helaldir. Hakikat şu ki sigorta kurumu İslami bir kurum değildir. Bu hükmü şöyle ifade etmek gerekir: Dar’ul Küfür’de Kar zarar ortaklığına dayanan, ortakların kendi aralarında zarar ve ziyanı def gayesiyle, faizle iştigal etmeden ortaklıklar kurmasında bir beis yoktur. Zira İslam devletinin varlığı umum manada sigorta ihtiyacını ortadan kaldırır. İslam beldelerinde de bu tür uygulamalar yapılabilir ama dar’ul küfür’deki gibi kar ümidinin zayıf olduğuna inanıyorum..!
Son Güncelleme : 18.08.2007 - 20:46
|