| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 15.11.2007 - 17:44
|
Okunma Sayısı : 856 |
Zekatla
alakalı ayet ve hadisler zekâtın ferdî ve ihtiyârî bir yardım
olmadığının, tam aksine devletin idare ettiği ictimâî bir müessese
olduğunun delilleridir.
Zekâtın toplanıp sarfedilmesinde devletin aracılığına şu noktalarda ihtiyaç vardır:
a) Din ve merhamet duyguları zayıflamış bazı kimseler kendi hallerine bırakılınca bu hakkı ödemeyebilirler.
b) Fakirin bu hakkını devletten alması haysiyet ve şahsiyetinin incinmemesi bakımından daha uygundur.
c) Zekâtı ferdlerin ödemesi halinde, bazı fakirler ihtiyacından fazla zekât alırken bazıları bundan mahrum kalacaklardır.
d) Allah yolunda ve gönülleri kazanılacak olanlar gibi bazı sarf yerlerini takdir etmek, ferdi aşan bir sâha olmaktadır.
Zekâtı
devlet idare etmekle beraber toplama ve dağıtma işinde nassları aşması
mümkün değildir; bu sebeple zekâtın bütçe ve hazînesi, beytü'l-mâlın
diğer fasıllarından ayrı tutulacak; cizye ve harâc, ganîmetler ve
sahipsiz mallara ait beytü'l-mallar yanında dördüncü olarak bir de
zekât beytü'l-mâlı bulunacaktır.
Başlangıçtan
üçüncü halîfe Osman zamanına kadar her çeşit malın zekâtı devletçe
toplanıp dağıtılmış, halife Osman, kendi devrinin şartlarını gözönüne
alarak para, altın, gümüş, ticaret eşyasını içine alan gizli "bâtınî"
malların zekâtını ödeme işini fertlere bırakmış, diğer açık "zâhirî"
malların zekâtını yine memurları vâsıtasıyla almış ve dağıtmıştır.
Bu
tasarrufa istinaden bize göre açık malların zekâtı devlete verilir.
Gizli mallarınkini ise bizzat mükellefler öder; eğer devlet başkanı
ödenmediğini tesbit ederse o zaman devleti araya sokar.
Zekâtın devletle ilgisi üzerindeki nasslar, tatbikat ve ictihadlar şu noktalarda birleşir:
a) Devlet her nevi malın zekâtını taleb edebilir ve bu durumda -âdil idarecilere- zekât verilecektir.
b) Devlet zekâtı toplayıp dağıtma işini terketse dahi mükellefler bunu bizzat yerlerine sarfetmeye diyâneten mecburdurlar.
Bu
noktada üzerinde durulan meselelerden birisi de zekâtı alan devletin ve
devlet başkanının dinî durumudur. Fukâhânın ifadelerinden anlaşılan
odur ki İslâm devletini idare edenler diğer mevzûularda haksız ve
gayr-ı meşru tasarruf ve davranışlarda bulunmakla beraber, zekâtı
toplayıp dağıtma işinde dürüst davranıyorlarsa bunlara zekât verilir.
Zekâtı yerine sarfetmiyorlarsa verilmez, gizlenir; eğer cebren
alırlarsa cumhura göre yeniden ehline verilmesi gerekir.
Son Güncelleme : 15.11.2007 - 17:46
|