Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Maslahat E-Posta
Yazar Mustafa Refik   
04 01 2008

Maslahat, salaha ve hayra vesile olan keyfiyettir ki, mu­kabili mefsedettir.

Şeriati islamiye, esasen maslahatları nazara almış, yüksek hüküm­leri ona göre müesses bulunmuştur. Bir maslahatın şer'an makbul, muteber olması için başlıca dört şart vardır:

Birincisi: bir şeyin bir hususta maslahat teşkil ettiği, kat'i surette malum olmalıdır, ihtimal kafi değildir.

İkincisi : bir şey, bir maslahatı mutebere sayılabilmek için umumi olmalıdır. Şahsi ve hususi menfaatler, maslahatlar, hükme medar ola­maz.

Üçüncüsü : bir şey hakkındaki maslahat, mefsedetten hali veya melhuz mefsedete racih bulunmalıdır. Aksi takdirde mefsefdeti def için maslahat terk edilir. Nitekim (defi mefsedef, celbi menafiden evladır) kaidesi malumdur.

Dördüncüsü : maslahat olduğu anlaşılan şey ile hükm edilebile­ceğine şer'i naslardan birinin külli veya cüz'i bir surette delaleti bulunmalıdır.Nususun red ettiği bir şey ise bir muteber maslahat olamaz.

işte bu dört şartı cami olan bir maslahat, muteber bir maslahat­tır. Onunla amel olunabilir. Ve böyle bir maslahat, mahiyyetine, de-recei lüzumuna göre muhtelif nevüere ayrılır. Nitekim: raiyye üzerint tasarruf, maslahata menuttur.) kaidesi de maslahatların nazara alına­cağım göstermektedir.

Maslahatlar, dini ve dünyevi nevilerine ayrıldığı gibi mas­lahatı mutebere, maslahatı mürsele, maslahatı merdude nevilerine de ay­rılır. Diğer bir itibar ile de maslahatı zaruriye, maslahatı haciyye, mas­lahatı tahsiniyye nevilerine ayrılmıştır.

Maslahatı   diniyye;  zihni hurafelerden,   batıl fikirlerden kurtaran; fikri tenmiye, nefsi tezkiye, ahlakı tehzib ve terbiye ederek, ru­hu güzel itikatlar ile, güzel ameller ile tezyin ve tekmil eylemek keyfiyeti­dir. Bu  gayeye  vusul  için  vücudüne  lüzum  görülen şeyler birer   dini maslahat demektir.

Maslahatı dünyeviyye;   dünya işlerinin intizamını   temine hadim, bir takım muzir şeylerin meydana gelmesine mani,  içtimai ha­yatın refah ve saadetine vesile olan herhangi bir şeydir.

Maslahatı mutebere; şer'i şerifin bir hükmü vaz ve isbat hususunda itibar ettiği illet ve maslahattır. Mesela: şarii mübin, aklın, malın, haysiyetin muhafazası için şarabı haram kılmıştır. Ayni maslahat, sair  müskiratın haram kılınmasında   da   mevcuttur.   Binaenaleyh   sair müskiratın haram olması da bir maslahatı mutebere icabidir.

Cumhuri fukahaya göre maslahatı mutebere, kıyası celiye racidir. Çünkü kıyası celi, msalahatı mutebere ile istidlalin bazı nevilerini muh­tevidir.

Bir maslahatın muteber olması için ona usuli şer'iyyeden biri, -kül-li veya cüz'i bir surette delalet eder olmalıdır. Böyle bir maslahat ise umum müctehidlerce makbuldür. Hatta kıyasa kail olmayan fukahayı za-hiriyye de bunu kabul etmişlerdir.

Maslahatı mürsele; şer'i şerif tarafından ne itibar ve ne de ibtal ve ilga edildiği malum olmayan maslahattır. ÜCesela: sirkatle maznun olan bir şahsın cürmünü itiraf etmesi için döğülmesi bir mas­lahatı mürsele meselesidir.

Maslahatı mürselenin hükme medar olup olmaması hususunda müc-tehidlerin ihtilafı vardır. imam Malike göre maslahatı mürsele de kıyas gibi bir delili şer'ıdir. Maamafih Malikilerden bir kısmı, bunu kabul et­memektedirler.

Bu maslahatın medarı hükm olmasına Hanefi ve Şafii fukahası da kail değildirler.

Usul ulemasından bir kısmı diyor ki: maslahatı mürsele, ibadetler­de ihticaca salih bir delil değildir. Çünkü ibadetler, şarii mübinin hakkı olduğundan onlarda maslahat ciheti nazara alınamaz. Fakat bu masla­hat, halk arasında cari olan akidlerde, muamelelerde ihticaca salih bir hücceti şer'iyye olabilir. Zira bunlarda nasın maslahat ve ihtiyacım na­zara almak lazımdır. Hatta deniliyor ki, fukahayı hanefiyye, bu gibi mas­lahatlarla ihticaca «istihsan» adım vermişlerdir. Çünkü istihsan: (kıya­sı bırakarak nasa daha muvafık olanı iltizam etmek) den ibarettir. Maa­mafih bu istihsandan maksat, bir kıyası hafidir veya kıyasa muhalif olan herhangi bir delil demektir. Binaenaleyh bu, bir maslahatı mürsele de­ğil, bir maslahatı mutebere, bir maslahatı zaruriye meselesi olmalı­dır.

Maslahatı mürseleyi müdafaa edenlerden bazıları, bu unvan altın­da masalihi merdudeyi, sırf şahsi bir menfaat mülahazasile tervice cüret etmiş olabilirler. Bu hususda mütebassır bulunmak lazımdır.

(istihsan) için kıyas bahsine müracaat!

Maslahatı merdude; şer'i şerifin kabul etmeyip iptal etti­ği maslahattır. Şer'i hükümlere muhalif olan herhangi maslahat, had­di zatında bir maslahat değil, bir mefsedettir. Sathi bir nazarla değil, dakik bir nazarla mülahaza edilirse bu hakikat, tebarüz eder.

Mesela: ramazanı şerif orucunu kasden bila maziret bozan kimse­ye keffaret olarak evvela rakabe azad etmek lazım gelir. Buna kadir olmazsa muttasıl iki ay veya altmış gün oruç tutmak icab eder, buna muktedir olmayınca altmış fakiri ifam etmesi lazım gelir.

Vaktile Endülüs hükümdarlarından «Abdurrahman Mürteza» böy­le bir harekette bulunmuş, fukahadan «Yahya ibni Yahya» da bir hü­kümdar için bir köle veya cariye azad etmek güç gelmiyeceğini ve bi­naenaleyh zecr için onun hakkında iki ay oruç tutmanın maslahata mu­vafık olacağını nazara alarak böyle iki ay oruçla keffarette bulunma­sına fetva vermiştir. İşte bu, nassa karşı maslahat ile amel demektir ki, asla tecviz edilemez. Şöyle ki:

Evvela : bu fetva, keffareti savm hakkındaki sarih nassa muha­liftir. Bu hususta melhuz maslahatın butlanına nassı kur'ani delalet et­mektedir. Artık bu, hakiki bir maslahat sayılamaz.

Saniyen şarii hakimin keffaretle istihdaf ettiği hikmet ve masla­hat, yalnız bir inzicar keyfiyeti midir?. Bunda insaniyete daha faideii, daha büyük bir maslahat yok mudur??. Bir rakiki bu vesile ile azad edip hürriyetine kavuşturmak, onu ihya etmek, ve bütün insaniyete hizmet etmek demektir. Artık şüphe yok ki, bundaki maslahat, bir şah­sın orucunu bozmaktan inzicarmdaki maslahattan daha büyüktür. Bina­enaleyh yalnız bir inzicar maslahatına mebni verilen fetva;  hem nassa muhalif; hem de daha büyük bir maslahatı müfevvit olduğundan doğ­ru olamaz.

Salisen : şarii alim, haşa gafil midir ki, tabakatı beşeriyenin ah­valine göre ahkam vaz ve tayin etmemiş olsun?. Eğer keffaretle yalnız inzicar maslahatı murad olsaydı, rakabe azad etmekle münzecir olanU-yacak bir halde bulunanların keffaretlerini  oruç  tutmakla yapmalarını

enir ederdi.

Rabian  : nas  mukabilinde  böyle bir  içtihada kıyam edilirse  artık

nasların ne kıymeti kalır?. Artık  hitabı tehdidi kimlere teveccüh eder?. Bir çok kimseler, kendi muhakemeleri­ne mağlup olarak maslahatı, ger'i şerifin vaz ve tayin ettiği ahkam ha­ricinde görmez mi?. Bunun neticesinde de bu ahkam, birer müsemma-sız isimden ibaret kalmaz mı?.

Binaenaleyh ya böyle bir fetva verilmemiştir. Veya bu fetva, baş­ka bir maslahatı mutebereye, başka şer'i bir sebebe müstenit bulun­muştur. İhtimal ki o hükümdarın meşru bir mala3 malikiyeti kabul edil­memiş, bu cihetle oruçla keffarette bulunmasına fetva verilmiş, fakat hükümdarı igzab edip bir fitneye sebebiyet verilmemesi için inzicar key­fiyeti İleri sürülmüştür.

Velhasıl : nususı sariha hilafına melhuz olan herhangi bir maslahat. yine şer'i şerifin tecviz edeceği bir zaruret, bir maslahatı mutebere ma­hiyetinde bulunmadıkça medarı amel olamaz. Çünkü şarii mübin; alim­dir, hakimdir, halkın maslahatlarına aleddevam kafi olmıyacak şeyler ile aleddevam amel edilmesi için emir vermiş değildir. Zamanın tebeö-dülile tebeddül edecek şeylerin hükümlerini ya Örf ve adetin cereyanına terk etmiş veya onlar hakkında istisnai hükümler vaz eylemiş veya on­ların hakkında sarih bir hüküm tayin etmeyip onları müctehidlerin icti-hadlarma tabi kılmıştır.

Maslahatı zaruriyye; nefsi, nesli, malı, aklı ve dini hıfz ve siyanet maslahatıdır. Bu beş şeye «zaruriyyat» ve «mesalihi zaruriyye» denir. Bu beş maslahatı temin içindir ki, şeriati isiamiyye bir çok hü­kümleri muhtevi bulunmuştur. Kısas, hudud, tazminat, ta'zirat hüküm­leri bu cümledendir.

Fenari merhumun beyanına göre maslahatı zaruriye, her dini ila­hide, yani : her şeriati ilahiyede hıfzı mültezem bulunmuş olan mas­lahattır.

Maslahatı haciyye; nasm zaruret derecesine varmayan ih­tiyaçları dolayısiyle olan maslahattır. Şer'i şerif, bu gibi maslahatlar­dan dolayı bir çok müsaadeleri ihtiva etmektedir. Muamelatta istisnain, müzaraanm. müteaddit şirketlerin, beyi bilvefanın cevazı bütün bu mas­lahattan dolayıdır.

Maslahatı tahsmiyye; bir zaruret veya ihtiyaçtan dolayı olmayıp mücerred en güzeli, en münasibi ihtiyar kabilinden olan, bir hük­mü:; vücudunu ademine tercih eden maslahattır. Bazı hayvanatın, bil­hassa haşaratın yiyilmesindeki hürmet, bu cümledendir. kavli şerifi de bu kabil maslahatlara riayetin lüzumuna delalet etmek­tedir.

 
Sonraki >
Kapa