| Yazan: Dr. Nedim Bahçekapılı,
Tarih: 06.12.2007 - 04:29
|
Okunma Sayısı : 317 |
Islam dini zinayı kesinlikle
yasaklamış, erkek ile kadın arasında cinsi ilişkinin
tek meşru yolu olarak nikahı getirmiştir. Burada hemen
belirtmemiz gerekir ki Islam dininnde evlenmeden maksat sadece cinsi duyguları
tatmin etmek değildir. Aksine evliliğin çok daha önemli ve ulvi
gayeleri vardır. Şüphesiz ki, bu gayelerin başında ruh ve
beden sağlığı içinde, Islamın değerleriyle
donatılmış nesiller yetiştirmek gelir. Evlilikle
teşekkül edecek aile yuvasının bu fonksiyonunu yerine getirmesi
devamlı olmasına bağlıdır. Bunun için Islam dini
evliliğin devamlı olması maksadıyla
yapılmasını istemiş, Ehli sünnet ekolüne mensup müctehidler
evlilik akdinin devam-lılık amacı taşımasını
akdin sıhhhat şartı saymışlardır. Ancak buna
mukabil başta şia olmak üzere belli bir kesim mut’a adı verilen
süreli birlikteliği mubah görmüşlerdir. Biz önce mut’a’nın
mahiyetini beyan ettikten sonra bu konuda Ehli sünnet ve şia alimlerinin
görüşlerinin karşılaştırmasını
yapacağız.
Tanımı:
“Mut’a” nın kelime anlamı
yararlanmak, istifade etmektir.(1) Terim olarak anlamı ise, herhangi bir
kadınla belli bir ücret karşılığı, belli bir süre
yararlanmak üzere yapılan anlaşmadır.(2) Bu tanımdan
anlaşılacağı üzere, mut’a nikahında Islam hukukunda
normal nikah akdi için sart koşulan şahid ve ilan gibi şartlar
aranmamaktadır. Tarafların belli bir meblağ ve süre üzere
anlaşması yeterlidir. Ayrıca kocanın nafaka
sorumluluğu olmadığı gibi taraflar arasında miras
hükümleri de cari değildir. Süre bitiminde kadın normal iddet
süresinin yarısı kadar bekler.
Hükmü:
Hanefi fakihi Serahsi mut’a
nikahının Rasulullah tarafından sadece üç gün serbest
bırakıldığını ve sonra
yasaklandığını iddia eder. Savaş esnasında
sahabenin hanımlarından uzak kalmasından dolayı
peygamberimiz kendilerine bu konuda izin vermiş, bu serbesti üç gün sonra
kaldırılmıştır. Imam Serahsi bu nedenle hanefi
fakihlerin mut’a nikahını batıl olarak nitelediğini
belirtir.(3)
Imam Şafii, belli bir süre ile
sınırlandırılan bütün nikah akitlerinin mut’a
sınıfına dahil olduğunu ve geçersiz olduğunu belirtir.
Şafii, hulleyi de mut’a bağlamında değerlendirir.(4) Her
iki fakih de mut’anın yasaklandığına dair hadisleri delil
olarak zikreder. Imam Serahsi, mut’a konusunda Ibn Abbas ve Imam Malik’in kendileri
gibi düşünmediğini ve bu akdi caiz gör-düklerini belirttikten sonra,
Imam Malik’in delillerini çürütmeye çalışır. O’nun
dayandığı “kendilerinden nimetlendiğiniz
kadınların ücretlerini (mehirlerini) kendilerine verin”(5) ayetinin
meşhur hadislerle neshedildiğini iddia eder. Daha sonra bu ayetin
farklı anlaşılması gerektiğini ve burada
“hanımların” kasdedildiğini belirtir. Ancak önemli Maliki
kaynaklarından Imam Malik’in mut’a nikahını geçersiz kabul
ettiği nakledil-mektedir.(6)
Bu açıdan Ehli sünnet ekolünün
tamamının mut’a nikahını caiz görmediğini söylememiz
mümkündür.
Ehli sünnet fakihlerinin
görüşlerini bu şekilde özetledikten sonra Mut’a nikahının
tarihçesi ve Şiî fakihlerin bu konudaki iddiaları üzerinde durmakta
yarar görüyoruz.
Dipnotlar_______________________________________
(1)er-Zemahşeri,
Esasü’l-Belağa, 581
(2)es-Serahsi,
el-Mebsut, s, 152; el-merğinani, el-Hidaye, 1, 195;Ebu Zehra, el-Ahval, 48
(3)es-Serahsi,
el-Mebsut,5,152
(4)eş-Şafii,
el-Umm,111, 184
(5)Nisa
4:24
(6)Sehnun,
el-Mudevvene, 111, 159
II. Bölüm
Süreli Evlilik: Islam
hukukçularının büyük kesimini teşkil eden sünni ekol süreli
evlilikleri geçersiz saymıştır. Çünkü süreli evlilik islam
dininin evlilik akdi ile gerçekleştirmek istediği hedeflerle
çelişmektedir. Daha önce de belirtiğimiz üzere evlenmeden maksat
sadece cinsi tatmin değildir. Islamın evlilik akdi ile
gercekleştirmek istediği maksatların başında ruh ve
beden sağlığı içinde, Islamın manevi değerleriyle
bütünleşmiş nesiller yetiştirmektir ki bu da ancak ailenin
devamlı olmasıyla gercekleşir. Bu nedenle Islam
hukukçularının büyük çoğunluğu evliliğin
devamlılığını akdin sihhat şartı olarak
görmüştür. Boşanma ise, hoş olmayan bir davranış
olarak nitelendirilmiştir. Ancak buna mukabil başta Şia olmak
üzere belli bir kesim mut’a adı verilen süreli birlikteliği mubah
görmüşlerdir.
a.Mut’a
Nikahının Tarifi: Mut’anın kelime anlamı yararlanmak,
gıdalanmak (1) Terim olarak anlamı ise, herhangi bir
kadınla belli bir ücret
karşılığı belli bir süre yararlanmak üzere
yapılan anlaşmadır. (2) Bu tanımdan
anlaşılacağı üzere mut’a nikahında normal nikah
akdinde gerekli görülen şahid ve ilan gibi şartlar
aranmamaktadır. Tarafların belli bir meblağ ve süre üzere
anlaşması yeterlidir. Ayrıca kocanın nafaka
sorumluluğu olmadığı gibi, taraflar arasında miras
hükümleri de cari değildir. Süre bitiminde ayrılık durumunda
kadın normal iddet süresinin yarısı kadar bekler.
b.Hükmü: Hanefi
fakihi Serahsi mut’a nikahının Rasulullah tarafından sadece üç
gün serbest bırakıldığını ve sonra
yasaklandığını iddia eder. Savaş esnasında
sahabenin hanımlarından uzak kalmasından dolayı
peygamberimiz kendilerine bu konuda izin vermiş, bu serbesti üç gün sonra
kaldırılmıştır. Imam Serahsi bu nedenle hanefi
fakihlerin mut’a nikahını batıl olarak nitelediğini
belirtir.(3)
Imam Şafii belli bir
sürede sınırlandırılan bütün nikah akitlerinin mut’a
sınıfına dahil olduğunu ve geçersiz olduğunu belirtir.
Şafii hulleyi de mut’a bağlamında değerlendirir.(4) Her iki
fakih de mut’anın yasaklandığına dair hadisleri delil
olarak zikreder. Imam Serahsi mut’a konusunda Ibn Abbas’ın ve Imam
Malik’in kendileri gibi düşünmediğini ve bu akdi caiz gördüklerini
belirtikten sonra Imam Malik’in delillerini çürütmeye çalışır.
O’nun dayandığı “Kendilerinden nimetlendiğiniz
kadınların ücretlerini kendilerine verin” ayetinin meşhur
hadislerle neshedildiğini iddia eder. Daha sonra bu ayetin farklı
anlaşılması gerektiğini ve burada kendilerinden
nimetlendiğiz kadınlar ifadesiyle hanımların
kasdedildiğini belirtir. Ancak önemli Maliki kaynaklarında Imam
Malik’in mut’a nikahını geçersiz kabul ettiği nakledilmektedir.
(5) Bu açıdan Ehli sünnet ekolünün tamamının mut’a
nikahını caiz görmediğini söylememiz mümkündür.
Mut’a nikahının
ne zaman yasaklandığı konusunda kaynaklarda farklı
rivayetlere rast-lamaktayız. Hz. Ali’den nakledilen “Rasulullah’ın
görevlendirdiği münadi Hayber günü şu duyuruyu yaptı: Dikkat
ediniz Allah ve Rasulü mut’ayı size yasaklamıştır.” (6) Ibn
Şübrüme’den gelen bir rivayete göre ise mut’a nikahının
Mekke’nin fethi esnasında üç gün helal
kılındığını ve daha sonra
yasaklandığı belirtilmektedir. Imam Serahsi bu rivayetlerden
hareketle mut’anın hiçbir zaman mutlak anlamda helal
kılınmadığını bu konuda ancak süreli ve geçici
serbestlik söz konusu olduğunu belirtir ve dolayısıyla neshedici
bir delile gerek olmadığını belirtir. Ibn-i Mes’ud ise
mut’anın talak, iddet ve miras ayetleriyle neshedildiğini
söylediği nakledilir. Hz. Aişeye mut’a konusu sorul-duğunda:
“Benimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır, demiş
ve şu ayeti okumuştur. “Onlar uzuvlarını korurlar.
Eşleri yahut sağ ellerinin sahip olduğu müstesna. Bu durumda
onlar kınanmış değildir. Kim bundan ötesini isterse
işte onlar sınırı aşanlardır.(7) Mut’a
sözleşmesi yapılan kadının zevce statüsünde
olmadığı açıktır. Çünkü miras, talak, zıhar gibi
zevceye ait hükümlerin hiçbiri mut’a da geçerli değildir. Ayrıca Ibn
Abbas’ın vefatından önce görüşünden döndüğü
nakledilmiş ve dolayısıyla mut’anın sahabenin
ittifakıyla neshi sahih olmuştur.
Şii fakihler ise
mut’anın Rasulullah döneminde mubah olduğunu iddia ederler. Hz. Ebu
Bekr döneminde de bu serbesti devam etmiş, ancak Ömer döneminin ikinci
yarısında Halife mut’a nikahını
yasaklamıştır. Dolayısıyla mut’a yasağı
Halife Ömer tarafından başlatılmış peygamberin sünnetine
muhalif bir uygulamadır. (8)
Şii fakihler bu
görüşlerini ehli sünnet kaynak-larında da rivayet edilen hadislere
dayandırmaktadır. Sahih-i Müslim’de Cabir b. Addillah’tan nakledilen
bir hadiste şöyle deniliyor: “Hz. Peygamber ve Ebu Bekir dönemlerinde bir
avuç hurma veya un karşılığında mut’a evliliği
yapıyorduk. Ta ki Ömer bunu Amr b. Hureys hakkında
yasaklayıncaya kadar.”(9)
Ancak aynı kaynakta
Ibn Sebre’den nakledilen diğer bir hadiste Mekke’nin fethi esnasında
peygam-berimizin mut’a nikahını kesin olarak
yasakladığı belirtilmektedir: “Ey insanlar sizin
kadınlardan mut’a nikahı ile yararlanmanıza izin vermiştim.
Allah kıyamet gününe kadar bunu haram kılmıştır. Her
kimin yanında böyle bir kadın
varsa onu bıraksın ve onlara verdiğiniz şeylerden hiç bir
kısmınıda geri almayın.”(10)
Bu rivayetlerden
anlaşılacağı üzere mut’a nikahının
yasaklanış tarihi üzerinde islam bilginleri arasında tam bir
görüş birliği yoktur. Sünni bilginler yasağın peygamber
dönemine ait olduğunu kabul etmekle beraber, yasaklamanın Hayber’in
fethi ya da Mekke’nin fethinde, hatta bazı rivayetlerde veda haccında
gerçekleştiği şeklinde farklı tarihler ileri
sürmektedirler. Bu durumda peygamberimizin ihtiyaca binaen süreli olarak bir
kaç kez mut’aya izin verdiği akla gelebilmektedir. Ibn-i Mace’nin Ibn-i
Ömer’den naklettiği şu rivayet de bunu desteklemektedir:Rasulullah
bize üç kez mut’aya izin verdi sonra bunu yasakladı. Allah’a yemin olsun
ki muhsan olduğu halde mut’a yapan hiç kimseyi bilmiyorum ki onu recmetmeyeyim.”
Imam Şevkânî sünni fukaha ile Şii fukaha arasında mut’a
konusundaki ihtilafa esas teşkil eden yukarıda zikrettiğimiz iki
hadis arasını bulmak (telif etmek) için şöyle bir yorumda
bulunmuştur. Öyle anlaşılıyor ki sahabiler peygamberin
konuyla ilgili ebedi yasağını duymamış ve mut’a
uygulamasına devam etmişlerdir. Bu durumu gören Ömer Yasağı
yinelemiş ve uygulamaya kesin olarak son vermiştir.”(11)
Dipnotlar:
(1) es-zemahşeri, Esasü’l-belağa, 581
(2)es-Serahsi, el-mebsut, 5,152; el -Mergiânî, el-Hidaye 1, 195; Ebu Zehra,
el-Ahval, 48
(3)es-Serahsi, el-umm, III, 184
(4)eş-Şafii, el-umm, III, 184
(5)Sehnun, el-mudevvere III. 159
(6)es-serahsi, el-mebsut, 5. 152
(7)Muminun 23; 5-7
(8)Allame musa el-Musevi, e’ş-Şia ve’t-Tashih.
1978(basıldığı yer belirtilmemiş) s. 108
(9)Müslim, Nikah, 16
(10)Müslim, Nikah, 21, 22, 23
(11)eş-Şevkani, Neylü’l-evtar, VI, 147
Akademi Dergisi
Son Güncelleme : 06.12.2007 - 04:29
|