Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Düğün

Kadınların arasındaki düğüne damadın götürülmesi caiz değildir. Zira bu hayâsızlık ve edepsiz kimselere benzeme göstergesidir.

Düğün günlerinde def çalmaya gelince: Defin sadece tek tarafına deri gerilmiş olmalı, davul gibi çift taraflı olmamalıdır. Zira davul bir müzik aletidir ve bütün müzik aletleri haram kılınmıştır. Şarkı, şehvete iten düşük sözler gibi haram unsurlar bulunmamalıdır.Kadınların sesinin erkeklere ulaşacak şekilde yükselmesi gibi fitne unsurları bulunmamalıdır. Hoparlör gibi şeylerle ses yükseltilerek hiç kimseye eziyet verilmemelidir.

Çalgıcı kiralamaya gelince, şarkıcılar genelde günahların galip geldiği şarkılar söylerler Enstrümanlarının ve garip müziklerinin sesini hoparlör ile yükseltiyorlar. Bu çalgıcılar davetlileri karşılayıp mal toplayarak, kendilerine zillet yazılmış aşağılık kimselere saygı gösterirler. Şarkı söyleyen kadın sıradan, düğün gecesi fazla vakit almadan, sevinç izhar etmek için şarkı söylemesinde, erkeklerin bulunmaması veya seslerini duymamaları şartıyla sakınca yoktur.

Çok mal harcayarak övünmek ve geç vakte kadar düğünle meşgul olup sabah namazını zayi etmek caiz değildir.

Kadının düğün gecesinde kadınlara mahsus gelinlik gibi elbise giymesi şu şartlarda caizdir: Tesettürü sağlamalıdır. Erkek elbisesine benzememelidir. Kâfir kadınların elbiselerine benzememelidir. Bu elbise, ayakları da örtmeli, yerde sürünen kısmı bir karış miktarı uzun olmalıdır. Gelinliğin yerde sürünen kısmının daha fazla uzatılmasında israf vardır. Caiz değildir. Gelin elbisesine güzel koku sürülmesinde sakınca yoktur.

Düğün salonları ve Otellerde düğün yapılmasının bir çok kötülükleri vardır. Bu tür düğünlerde genelde gereksiz harcamalarla fazlaca israf yapılır. Kadınlarla erkekler karışık bulunur.

Damadın, süslenmiş şekilde düğünü kutlamaya gelmiş namahrem kadınlar önünde gelinin yanına gitmesi caiz değildir. Doğru olanı: kişinin eşinin yanına özel olarak hayâlı bir şekilde girmesidir. Kameraya düğün görüntülerinin çekilmesine ve bu görüntülerin herkese gösterilmesine akıl sahibi bir mümin razı olmaz. Bu caiz değildir. Fasık gözler bundan faydalanır.

Damadın fotoğrafçı ile beraber kadınların yanına girmesi caiz değildir.  Eğer kadının mani olamayacağı bazı kötülükler içeriyorsa bu tür bir merasim düzenlemek caiz değildir.

Kadınların düğünlerde oynaması bazı şartlarla zararsızdır: yalnızca kadınların bulunduğu bir yerde olması, seslerini yükseltmemeleri, tam bir tesettür içinde olmaları ve avretinden hiçbir yerin açılmaması gerekir. adet olduğu üzere kadınların kendi aralarında baldırlarını, pazılarını açmaları caiz değildir.

Kadının erkeklerin duyabileceği yerde sesini yükseltmesi caiz değildir, demiştik. Zira onun sesinde fitne vardır. Zılgıt denen şey de bu kapsamda değerlendirilir.

Müslüman kadının, İslam kardeşinin düğün yemeğine davetine icabet etmesi gerekir. şu şartlar yerindeyse bu daveti geri çevirmek caiz değildir: Kocası çıkmasına izin vermişse, Düğün yemeğinde caiz olmayan unsurlar yoksa, Veya kötülüğe engel olma imkânı varsa. Eğer bu şartlar yerine gelmemişse davete icabet etmemesi günah olmaz.

Düğün evinde elbise değiştirmenin hükmü: Kadının avretini koruması ve ziynetini gizlemesi gerekir. Özellikle de gizli kamera gibi vesilelerin çıkmasından sonra.

Fakihler düğünlerde bir şeyler saçmanın mekruh olduğunu söylemişlerdir. Zira bunda düşüklük ve yiyecekleri hor görmek vardır. Eğer bu iki önemli mahzur bulunmazsa bunlar adet olduğu için sakınca yoktur.


Bu kategori şuan boş

  • Ailede Adab  ( 2 konu )
  • Mehir  ( 4 konu )

    Mehir, Kadının nikâh akdiyle yahud cima ile hakettiği malın ismidir.

    Mehir; nikâh'ın rüknü veya şartı değildir. Nikâh sonucu ortaya çıkan bir hükümdür. Netice olarak mehir tayin etmeksizin kıyılan nikâh sahihtir. Kadın bu akidle "Mehr-i Misle" hak kazanır.

    Nikâh sırasında "Mehir'in" miktarını belirtmek ve kadına teslim etmek ise müstehabdır. Kadın; nikâh anında tesbit edilen mehrin tamamını veya bir kısmını almadan, kocasına kendisini teslim etmeyebilir. Şer'an hiçbir vebal altına girmez.

    Mihri ertelemek caizdir. Bilinen belirli bir süre verilmişse bu sürede verilmelidir.

    Eğer belirli bir süre tayin edilmemişse, boşanma, nikâhın feshi ve ölüm gibi ayrılık durumlarında hak edilir.

    Eğer kocası zenginse kadının mihri müeccelden zekât vermesi gerekir. Fakirse gerekmez.

    Eğer reşit ise kadının ertelenmiş mehiri bağışlaması caizdir. Ama eğer buna zorlanırsa veya yapmadığı takdirde boşanma ile tehdit edilirse mehir hakkı çıkmaz ve buna zorlamak caiz değildir.

    Eğer malı yoksa mihrin kadına Kur’ân öğretmek olarak nikâh anında belirlenmesi mümkündür.

    Mihr olarak Mushaf vermek caizdir. Âlimlerin görüşlerinden sahih olanına göre Mushaf alım satımı caizdir.

    Kadının mihr olarak umreyi şart koşmasında sakınca yoktur.

    Babasının, kızının mihrinden müsadesi dahilinde ona zarar vermeksizin alması caizdir.

    Kadının mihre hak sahipliği nikâh ile başlar ve ilişki, halvet veya ikisinden birinin ölümü ile tamamlanır.

    Zifaftan veya halvetten önce boşarsa, mihrin yarısı gerekli olur. Fakat ikisinden birinin bundan vazgeçmesi caizdir.

    Nikâh sebebiyle alınan babasına, kardeşine elbise gibi şeyler mihre dâhildir.

    Nikâh kıyılmış fakat mehir belirlenmemişse nikâh sahihtir. Bu “tefviz” diye isimlendirilir ve mihri misil uygulanır.

    Eğer zifaftan önce talak ile ayrılırlarsa kocanın kendisine zor gelmeyen bir mut’a ödemesi gerekir.

    Eğer zifaftan önce kadın tarafından bir ayrılık olursa ona bir şey gerekmez.

    Mihrde aşırı gitmek dine aykırıdır. En bereketli evlilik kolay olanıdır. Ondaki masraf azaldıkça bereket artar. Bu çoğunlukla kadınlara yada kız tarafına bağlı olmaktadır. Zira kadınlar kocalarını ağır mihir ve çeyiz yükü altına sokmaktadırlar.

  • Haram Kadınlar  ( 10 konu )
  • Sıfatı  ( 1 konu )

    Nikâh tevakan (şiddetli şehvet) halinde vacip olur. Nikâhlanmadığı takdirde zina edeceğini bilirse farz olur. Bu mehir ve nafakaya malik olduğuna göredir. Aksi takdirde (Mali durumu yerinde değilse) terkinden dolayı günahkâr olmaz. Aslolan, itidal halinde "Sünnet-i Müekkede" olması ve terkinden dolayı günaha girmesidir. Namuslu olmayı ve çocuk doğurmayı niyet ederse sevab kazanır. İtidalden murad; cimaya, mehir ve nafakayı vermeye kadir olmaktır. Zulüm ve korku (kul hukukuna riayet edememe) halinde nikâhlanmak mekruhtur.

    Mali durumu yeterli olmayan veya aile hukukunu koruyamayacağı hususunda endişeye kapılan kimsenin evlenmesi mekruhtur. Evlendiği takdirde zinadan korunacağı, aksi takdirde zinaya düşeceği zann-ı galib'le sabit olan kimse, aile hukukuna riayet edemeyeceği ve eşine cefa edeceği korkusu bulunsa bile evlenmesi gerekir. Ancak, evlenmese dahi, "Zina'ya düşmeyeceğini" bilen ve evlendiği takdirde yüzde yüz zulmedeceğini hisseden kimsenin evlenmemesi esastır.

Kapa