|
Eman lugatta: korkusuzluk, rahatlık, endişeden beri ve emin olmaktır. İslâmi ıstılâhta; emniyete ve güvenliğe kavuşması hususunda düşmana verilen söz veya yapılan işaret demektir. Hür bir erkek veya hür bir kadın; bir kâfire eman verdiği zaman onlarla savaşmak sahih olmaz. Zira müslümanlardan hür bir erkeğin veya kadının "Eman" vermesi sahihtir. Mü'minler kuvvet ve şevket ehlidirler, kâfirler onlardan çekinir. Eman verebilmesinin sebebi imana dayandığı ve imanın da cüzlere bölünmezliği esas olduğu için; hür bir mü'minin Erkek veya kadın farketmez tek başına verdiği eman sahihtir. Ancak mükellefin "Eman" vermesinde fesad tehlikesi sözkonusu olursa, mü'minlerin lideri bu hakka sınır koyabilir. Ulûlemr'e zimmet akdi ile bağlı olan gayr-i müslim'in yani zimmi'nin eman vermesi sahih olmaz. Zira o akaid noktasından itham altındadır. Ayrıca "Velâyet" durumu da söz konusu değildir. Darû'l Harb'te ikâmet eden müslümanın da herhangi bir kâfire vereceği eman sahih değildir. Kölenin emanı sahih olur. Ancak İslâm ordusunun bir askeri olan köle'nin, kâfire vermiş olduğu eman sahihtir. Mahcur olan ve efendisi tarafından cihad etmesine izin verilmeyen köle ise "Emân" veremez. Ayrıca sabi hükmünde olan çocuğun ve mecnun gibi akli melekeleri zayıf olan kimselerin de eman vermesi sahih değildir. |
|
|
Bu kategori şuan boş |
|
|
|