Ezan yalnız
beş vakit namazın farzları ile cuma namazı için sünnettir. Ezan hakkmda
mütevatir olan nakle binaen ezan başka namazlarda sünnet değildir. Ezanın
keyfiyeti malumdur ve gökten inmiş olan meleğin tarif ettiği şekildedir. Ezanda
terci' yoktur. Terci': İki şehadet kelimesini ikişer defa önce sessiz, sonra
sesli olarak okumaktır. İmam-ı Şafii (Allah rahmet eylesin) Ebû Mahdûre
(Radiyallâhü anh)'m “Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana
ezanda terci yapmamı emir buyurdu” [1]
hadisine dayanarak: “Ezanda tercivardır.” demiştir. Biz diyoruz ki: Ezan
hakkında varid olan meşhur hadislerin hiç birinde tercie dâir bir rivayet
yoktur. Ebû Mahdûre (Radıyallâhü anh) ise, Peygamber Efendimiz (Sallallahü
Aleyhi ve Sellem) ona ezanı öğretirken, ezan kelimelerinin tekrarını terci
sanmıştır.
Sabah ezanında hayye alalfelah'tan sonra iki
kez esselâtu hayran minennevm denilir. Zira Bilâl-ı Habeşi (Radıyallâhü anh)
bir sabah, Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ezandan sonra
mescide gelmediğini görünce kapıya giderek iki kez esselatü hayrün minennevm
demiş ve Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) uyanınca; “Yâ Bilâl bu ne güzel şey, bunu ezana kat”
[2]
buyurmuştur. Bunun sabah yalnız sabah ezanında söylenmesi de, sabah
saatlarının uyku ve gaflet zamanı olduğu içindir.
Kamet de ezan
gibidir. Ancak kamette Hayyealelfelah'tan sonra iki kez Kad Kametissalah denilir.
Meşhur olan rivayete göre ezanı öğreten melek, kametin de ezan gibi olduğunu
söylemiştir.[3] İmam-Şafiî (Radıyallâhü
anh): “Kamette kelimeler birer defa söylenir”demiş ise de, bu hadis onun görüşüne karşı bir delildir.
Ezanda
kelimeler ağır ağır ve aralıklı olarak, kamette ise anlarda ve aralıksız
olarak söylenir.) Zira Peygamber Efendimiz, (Sallallahü Aleyhi ve Sellem).
Bilâl (Radıyallâhü anh)'a: “Ezan okurken
kelimeleri ağır ağır ve aralıklı olarak, kamet getirirken ise, ardarda ve
aralık vermeden oku” [4] diye
buyurmuştur ki bu, ezan ve kametin mustahap olan şeklidir.
Kişi yüzünü
kıbleye vererek ezan okur ve kamet getirir. Çünkü ezanı öğreten melek yüzünü
kıbleye vererek ezan okumuştur. Şayet kişi yüzünü kıbleye vermeden ezan okursa
-gaye hasıl olduğu için- caiz ise de sünnete aykırı olduğundan mekruhtur.
Hayyealesselah
ve Hayyealelfelah kelimeleri söylenirken yüz sağa ve sola dönderilir. Çünkü bu
iki. kelime birer hitap mahiyetinde olup onlarla müslümanlar namaza çağırılır.
Müezzin başını minarenin şerefesinden dışarı çıkarıp sağa sola döndermeye
imkân bulamadığı takdirdeAyaklarının
aynı yerden ayrıl maması şartıyla şerefe içinde dönmesi ki bu da şerefenin geniş
ok duğu zaman mümkün olur iyidir. Zira sünnet, müezzinin ezanı bitirinceye
kadar aynı yerde durmasıdır. Ezanda en iyisi, kişinin parmaklarını kulaklarına
sokarak ezan okumasıdir. Çünkü bunu, sesin yükselmesine yardımcı olduğu için
Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) BiIâl'e emretmiştir. [5] Şayet
müezzin parmaklarını kulaklarına sokmasa da yine iyidir. Zira parmaklan
kulağa sokmak asli bir sünnet değildir.
Sabah
ezanından sonra çağrıyı tekrarlamak iyi bir usul ise de başka namazlarda
mekruhtur. Sabah ezanmdan sonra çağrıyı tekrarlama usûlü, Ashab-ı Kiram
devrinden sonra namaza karşı genel bir gevşeklik baş gösterdiği için Küfe
uleması tarafından ihdas edilmiştir. Bu usûlün sabah namazına tahsis edilmesi
de -yukarda söylediğimiz üzere- sabah saatlerinin uyku ve gaflet zamanı
olduğu içindir. Dini hayatta genel bir gevşekliğin baş göstermesi üzerine
sonraki ulema bu usûlü bütün namazlarda istihsan etmişlerdir.
İmam Ebû
Yûsuf: “Müezzinin bütün namazlarda memleket idarecisine “Ey Emir, Allah'ın
selamı, rahmet ve bereketleri üzerine olsun. Haydi namaza, haydi felaha. Allah
senden razı olsun. Namaz vaktidir” demesinde bir sakınca görmüyorum” demiştir.
İmam Muhammed ise, içtimai hayatta ve dini emirler muvacehesinde insan fertleri
arasında bir fark bulunmadığını söyliyerek İmam Ebû Yûsuf'un bu sözünü yadırgamıştir.
İmam Ebû
Yûsuf, yöneticiler halkın işleriyle uğraştıkları için cemaatı kaçormasınlar
diye bu çağınyı yöneticilere tahsis etmiştir, ki hakim ile müftü de aynı
durumdadırlar. İmam Ebû Hanife'ye göre Müezzin akşam namazından başka bütün
namazlarda ezan ile kamet arasında oturur. Çünkü ezan ile kameti ardarda
okumamak ve birbirinden ayırmak gerekir. Zira ezan ile kameti peşpeşe okumak
mekruhtur. Diğer iki İmam ezan ile kamet arasında oturmayıp da, onları
biribirinden sadece hafif bir ara verme ile ayırmak kâfi gelmez. Zira ezanın
kelimeleri arasında da hafif duruşlar yapılır. O halde iki hutbe arasında
nasıl oturuluyorsa, ezan ile kamet arasında da oturulmahdır» diyerek akşam,
namazını da bu hükümden istisna etmemişlerdir. Akşam namazının tehiri mekruh
olduğu için. İmam Ebü Hanife akşam namazının ezam ile kameti arasında
oturmanın akşam namazının mekruh vakte girmesine sebeb olabileceğini düşünerek:
“Aralarında hafif bir duruş kâfidir” demiştir. Zira her ne kadar ezanın
kelimeleri arasında da hafif duruluyorsa da, ezan ile kametin hem eda şekilleri
değişiktir ve hem de herbiri ayn bir yerde okunur, iki hutbe ise öyle
değildir. Onun için iki hutbeyi biribirinden ayırmak, ancak aralannda
oturmakla olur.
Îmam-ı Şafii
akşam namazını da diğer namazlara kıyas ederek: “Akşam namazınm ezanı ile
kameti, aralarında iki rekât namaz kılmakla biribirinden ayrılır” demiştir.
Halbuki -yukarıda belirttiğimiz üzere- akşam namazının tehiri mekruh olduğu
için akşam namazı diğer namazlardan farklı olup onlara kıyas edilemez. Yakup
demiştir ki: İmam Ebû Hanife'yi gördüm. Akşam ezanını okuduktan sonra hemen
kamet getirirdi, Ezan ile kamet arasında oturmazdı. İmam Ebü Hanife'nin böyle
yapmasından, müezzinin hem akşam namazında ezan ile kamet arasında oturmamasınm
ve hem de fıkıh hükümlerirıi bilen bir kimse olmasının müstahap olduğu anlaşılır.
Zira Peygamber-Efendimiz (Aleyhi's-selâtü ve's-selâm);
“İçinizde en iyileriniz size müezzinlik yapar.”
[6]
buyurmuştur. Kaza namazı için de ezan okunur ve kamet getirilir. Zira rivayete
göre Peygamber Efendimiz bir yolculukta Ashabıyla birlikte uykuda kalarak
kaçırdığı sabah namazını kaza ederken hem ezan okutmuş ve hem de kamet
getirtmiştir. [7] Bu hadis bizim için “Kaza
namazı için ezan yoktur. Yalnız kamet getirilir.” diyenİmam-ı Şâfi i'ningörüşüne karşı bir delildir. [8] Şayet
kişi bir kaç namazı kazaya bırakmış ise birinci namaz için yukarıda geçen
hadise binaen hem ezan okur, hem kamet getirir. Diğer namazlarda ise, isterse
hem ezan okur. Hem kamet getirir ki kaza namazı da eda namazı gibi olsun isterse
yalnız, kamet getirir. Çünkü ezan, hazır olmayanların namaza gelmeleri içindir.
Bunlar ise hepsi hazırdırlar. Ben diyorum ki: Rivayete göre İmam Muhammed: “Diğer
namazlar için ezan okunmaz, yalnız kamet getirilir” demiştir. Derler ki: Hanefi
fıkhının bütün İmamları bu görüşte olabilirler.
Ezan okurken
ve kamet getirirken abdestlî olmak daha uygun ise de, abdestsiz olarak da ezan
okunsa caizdir. Çünkü ezan namaz değil, bir zikirdir. Bunun için nasıl Kur'an
okurken abdestli olmak müstehap ise, bunda da müstahaptır. Fakat abdestsiz olarak
kamet getirmek mekruhtur. Çünkü abdestsiz kamet getiren kimse, namaz için
abdest almak zorunda olduğundan getirdiği kamet ile namazı biribirinden
ayrılmış olur. Abdestsiz ezan ve kametin hükmü hakkında iki rivayet daha
vardır: Birine göre kamet de ezan gibi olup abdestsiz getirmek mekruh değildir.
Çünkü kamet ikinci ezan demektir. Diğerine göre ezan da kamet gibi olup
abdestsiz okumak mekruhtur. Zira abdestsiz ezan okuyan kimse, kendisinin yapmayacağı
bir, ibadete başkalarını çağırmış olur.
Cünüp olarak
ezan okumak kesin olarak Mekruhtur onun hakkında başka bir rivayet yoktur.
Çünkü ezan gerçekte namaz olmamakla beraber bazı yönlerden namaza benzediği
için cünüblükte onun namaza benziyen yönü göz önünde bulundurulmuştur. Abdestsizlik
ise, cünüblüğe göre daha hafif olduğu için. onda ezanın gerçekte namaz
olmadığı yönüne bakılmıştır. Câmi-ülsağiyr'de “Kişi abdestsiz olarak ezan
okursa, bir daha okumasına gerek yoktur. Fakat cünüb olarak okuyan kimsenin
guslettikten sonra bir daha okuması kanaatimce daha iyidir” diye geçmektedir.
Abdestsiz
veya cünüb olarak ezan okuyan kimse, abdest aldıktan veya guslettikten sonra
bir daha okumadan namaz kılarsa namazında bir eksiklik olmaz. Zira abdestsiz
okunan ezanın bir daha okunması hakkında herhangi bir rivayet yoktur. Cünüb
olarak okunan ezanın da her ne kadar bir daha okunması hakkında iki rivayet
varsa da, büsbütün ezansız ve kametsiz namaz caizdir. Şayet okumak isterse,
yalnız ezan okunur, kamet getirilmez. Çünkü ezan -cuma namazında olduğu gibi-
bazan tekrarlanır. Kametin tekrarı ise hiç bir yerde yoktur. Kadın da ezan
okuduğu zaman durum böyledir yani bir daha ezan okumak sünnete uyması için
müstah iptir. Herhangi bir namaz için, vakti girmeden ezan okunamaz. Zira ezan
namaz vaktinin girdiğini bildirmek içindir. Vakit girmeden okunan ezan ise,
şaşırtmaktan başka bir şey değildir. Îmam Ebû.Yûsuf: “Sabah namazı için gecenin
son yarısında ezan okunabilir” demiştir, ki İmam-ı Şafii de buna kaildir. Zira
Mekke ve Medine halkı hep öyle yapagelmişlerdir. Bizim bunlara karşı olan
delilimiz. Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),Bilâl'a -elini sağa sola uzatarak- “Tan
yerinin şu tarafta bu tarafta ağardığını görmedikçe ezan okuma” [9]diye duyurmasıdır.
(Yolculuktaolan kimse için de ezan ile
kamet müstahaptır.) ZiraPeygamber
Efendimiz(Sallallahü Aleyhi ve Sellem)
Ebû Me1ike'nin iki oğluna; “Yolculuğa
çıktığınız zaman ezan okuyun, kamet getirin ve hanginiz Kur'an-ı daha çok
biliyorsa o size İmamlık etsin” [10]
buyurmuştur. Yolculukta olan kimsenin ezan ile kametin ikisini birlikte terk
etmesi mekruhtur. Yalnız kamet getirmesi caizdir. Çünkü ezan, okunduğu yerde
olmayanların namaza gelmeleri içindir. Yolculukta olan kimseler ise hep aynı
yerdedirler. Kamet ise, namaza başlandığını bildirmek olduğu için hazır
olanlara da gereklidir.
Eğer kişi
şehir içinde ve fakat kendi evinde namaz kılıyorsa cemaatla kılınan namazın
şekline uygun olması için, ezanı ve kametli olarak namaz kılar şayet ezan ile
kametin ikisini de terk ederse caizdir. Zira Abdullah İbn-i Mesûd (Radıyallâhü
anh) bir gün iki kişiye namaz kıldırırken: “Bizim için semtin ezanı kâfidir” demiştir.[11]
[1] Nesai, Ezan Kaç Kelimedir Babı s. 103; Îbn-i Mâce
Ezanda Terci1 Babı s. 52; Tirmizi (Ezanda Terci' Babı) s. 27Nasb-ürraye c. 1, 3. 263
[2] Taberani'nin Büyük Mucem'iNasb-ürraye c. 1, s. 264
[8] Kaza namazına ezan okumanın sünnet olmayışı İmam-i
Şafii'nin kavl-i cedididir. İmam-ı Şafiî kavl-i kadiminde kaza namazı için de
ezan okunur demiştir, ki zahir olan görüş de budur.Ahmed Meylani
[9] Ebû Davud üe Beyhaki, Bilâl (r.a)'dan; Ebü Davud cilt
1, sahife 239.
[10] Tirmizi, Namaz 37; Nesai, Ezan 7; İmamet 4; Buhari
(İki Kişinin Yolculuğu), Müslim (Namaz-İmamlık Kimin Hakkıdır), İbn-i Mace
(İmamlık Kimin hakkıdır), Ebû Davud (İmamlık kimin Hakkıdır) c. 1, s. 70