Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

el-Hidaye - Ezan Bahsi E-Posta
 

Yazan: İmam Merginani, Tarih: 14.02.2010 - 21:18

Okunma Sayısı : 545


EZAN BABI

 

Ezan yalnız beş vakit namazın farzları ile cuma namazı için sünnettir. Ezan hakkmda mütevatir olan nakle binaen ezan baş­ka namazlarda sünnet değildir. Ezanın keyfiyeti malumdur ve gökten inmiş olan meleğin tarif ettiği şekildedir. Ezanda terci' yok­tur. Terci': İki şehadet kelimesini ikişer defa önce sessiz, sonra ses­li olarak okumaktır. İmam-ı Şafii (Allah rahmet eylesin) Ebû Mahdûre (Radiyallâhü anh)'m “Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bana ezanda terci yapmamı emir bu­yurdu” [1] hadisine dayanarak: “Ezanda terci vardır.” demiştir. Biz diyoruz ki: Ezan hakkında varid olan meşhur hadislerin hiç birin­de tercie dâir bir rivayet yoktur. Ebû Mahdûre (Radıyallâhü anh) ise, Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona ezanı öğretirken, ezan kelimelerinin tekrarını terci sanmıştır.

 Sabah ezanında hayye alalfelah'tan sonra iki kez esselâtu hayran minennevm denilir. Zira Bilâl-ı Habeşi (Radıyallâhü anh) bir sabah, Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ezandan sonra mescide gelmediğini görünce kapıya giderek iki kez esselatü hayrün minennevm demiş ve Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) uyanınca; “Yâ Bilâl bu ne güzel şey, bunu ezana kat[2] buyurmuştur. Bu­nun sabah yalnız sabah ezanında söylenmesi de, sabah saatlarının uyku ve gaflet zamanı olduğu içindir.

Kamet de ezan gibidir. Ancak kamette Hayyealelfelah'tan sonra iki kez Kad Kametissalah denilir. Meşhur olan rivayete göre ezanı öğreten melek, kametin de ezan gibi olduğunu söylemiş­tir.[3] İmam-Şafiî (Radıyallâhü anh): “Kamette kelimeler birer defa söylenir” demiş ise de, bu hadis onun görüşüne karşı bir delildir.

Ezanda kelimeler ağır ağır ve aralıklı olarak, kamette ise anl­arda ve aralıksız olarak söylenir.) Zira Peygamber Efendimiz, (Sal­lallahü Aleyhi ve Sellem). Bilâl (Radıyallâhü anh)'a: “Ezan okurken kelimeleri ağır ağır ve aralıklı olarak, kamet getirirken ise, ardarda ve aralık vermeden oku” [4] diye buyurmuştur ki bu, ezan ve kametin mustahap olan şeklidir.

Kişi yüzünü kıbleye vererek ezan okur ve kamet getirir. Çün­kü ezanı öğreten melek yüzünü kıbleye vererek ezan okumuştur. Şayet kişi yüzünü kıbleye vermeden ezan okursa -gaye hasıl ol­duğu için- caiz ise de sünnete aykırı olduğundan mekruhtur.

Hayyealesselah ve Hayyealelfelah kelimeleri söyle­nirken yüz sağa ve sola dönderilir. Çünkü bu iki. kelime birer hi­tap mahiyetinde olup onlarla müslümanlar namaza çağırılır. Mü­ezzin başını minarenin şerefesinden dışarı çıkarıp sağa sola döndermeye imkân bulamadığı takdirde   Ayaklarının aynı yerden ayrıl maması şartıyla şerefe içinde dönmesi ki bu da şerefenin geniş ok duğu zaman mümkün olur iyidir. Zira sünnet, müezzinin ezanı bitirinceye kadar aynı yerde durmasıdır. Ezanda en iyisi, kişinin par­maklarını kulaklarına sokarak ezan okumasıdir. Çünkü bunu, se­sin yükselmesine yardımcı olduğu için Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) BiIâl'e emretmiştir. [5] Şayet mü­ezzin parmaklarını kulaklarına sokmasa da yine iyidir. Zira par­maklan kulağa sokmak asli bir sünnet değildir.

Sabah ezanından sonra çağrıyı tekrarlamak iyi bir usul ise de başka namazlarda mekruhtur. Sabah ezanmdan sonra çağrıyı tek­rarlama usûlü, Ashab-ı Kiram devrinden sonra namaza karşı genel bir gevşeklik baş gösterdiği için Küfe uleması tarafından ih­das edilmiştir. Bu usûlün sabah namazına tahsis edilmesi de -yu­karda söylediğimiz üzere- sabah saatlerinin uyku ve gaflet zama­nı olduğu içindir. Dini hayatta genel bir gevşekliğin baş gösterme­si üzerine sonraki ulema bu usûlü bütün namazlarda istihsan etmiş­lerdir.

İmam Ebû Yûsuf: “Müezzinin bütün namazlarda memleket idarecisine “Ey Emir, Allah'ın selamı, rahmet ve bereket­leri üzerine olsun. Haydi namaza, haydi felaha. Allah senden razı olsun. Namaz vaktidir” demesinde bir sakınca görmüyorum” demiş­tir. İmam Muhammed ise, içtimai hayatta ve dini emirler muvacehesinde insan fertleri arasında bir fark bulunmadığını söyliyerek İmam Ebû Yûsuf'un bu sözünü yadırgamıştir.

İmam Ebû Yûsuf, yöneticiler halkın işleriyle uğraş­tıkları için cemaatı kaçormasınlar diye bu çağınyı yöneticilere tah­sis etmiştir, ki hakim ile müftü de aynı durumdadırlar. İmam Ebû Hanife'ye göre Müezzin akşam namazından başka bütün namazlarda ezan ile kamet arasında oturur. Çün­kü ezan ile kameti ardarda okumamak ve birbirinden ayırmak ge­rekir. Zira ezan ile kameti peşpeşe okumak mekruhtur. Diğer iki İmam ezan ile kamet arasında oturmayıp da, onları biribirinden sa­dece hafif bir ara verme ile ayırmak kâfi gelmez. Zira ezanın kelimeleri arasında da hafif duruşlar yapılır. O halde iki hutbe ara­sında nasıl oturuluyorsa, ezan ile kamet arasında da oturulmahdır» diyerek akşam, namazını da bu hükümden istisna etmemişlerdir. Ak­şam namazının tehiri mekruh olduğu için. İmam Ebü Ha­nife akşam namazının ezam ile kameti arasında oturmanın ak­şam namazının mekruh vakte girmesine sebeb olabileceğini düşü­nerek: “Aralarında hafif bir duruş kâfidir” demiştir. Zira her ne kadar ezanın kelimeleri arasında da hafif duruluyorsa da, ezan ile kametin hem eda şekilleri değişiktir ve hem de herbiri ayn bir yer­de okunur, iki hutbe ise öyle değildir. Onun için iki hutbeyi biri­birinden ayırmak, ancak aralannda oturmakla olur.

Îmam-ı Şafii akşam namazını da diğer namazlara kı­yas ederek: “Akşam namazınm ezanı ile kameti, aralarında iki re­kât namaz kılmakla biribirinden ayrılır” demiştir. Halbuki -yuka­rıda belirttiğimiz üzere- akşam namazının tehiri mekruh olduğu için akşam namazı diğer namazlardan farklı olup onlara kıyas edi­lemez. Yakup demiştir ki: İmam Ebû Hanife'yi gördüm. Akşam ezanını okuduktan sonra hemen kamet getirirdi, Ezan ile kamet arasında oturmazdı. İmam Ebü Hanife'nin böyle yapmasından, müezzi­nin hem akşam namazında ezan ile kamet arasında oturmamasınm ve hem de fıkıh hükümlerirıi bilen bir kimse olmasının müstahap olduğu anlaşılır. Zira Peygamber-Efendimiz (Aleyhi's-selâtü ve's-selâm);

İçinizde en iyileriniz size müezzinlik ya­par.” [6] buyurmuştur. Kaza namazı için de ezan okunur ve kamet getirilir. Zira ri­vayete göre Peygamber Efendimiz bir yolculukta Ashabıyla birlik­te uykuda kalarak kaçırdığı sabah namazını kaza ederken hem ezan okutmuş ve hem de kamet getirtmiştir. [7] Bu hadis bizim için “Ka­za namazı için ezan yoktur. Yalnız kamet getirilir.” diyen  İmam-ı Şâfi i'nin   görüşüne karşı bir delildir. [8] Şayet kişi bir kaç namazı kazaya bırakmış ise birinci namaz için yukarıda geçen hadise binaen hem ezan okur, hem kamet getirir. Diğer namazlarda ise, isterse hem ezan okur. Hem kamet getirir ki kaza namazı da eda namazı gibi olsun isterse yalnız, kamet getirir. Çünkü ezan, hazır olmayanların namaza gelmeleri içindir. Bunlar ise hepsi hazırdırlar. Ben diyorum ki: Rivayete gö­re İmam Muhammed: “Diğer namazlar için ezan okunmaz, yalnız kamet getirilir” demiştir. Derler ki: Hanefi fıkhının bütün İmamları bu görüşte olabi­lirler.

Ezan okurken ve kamet getirirken abdestlî olmak daha uygun ise de, abdestsiz olarak da ezan okunsa caizdir. Çünkü ezan na­maz değil, bir zikirdir. Bunun için nasıl Kur'an okurken abdestli olmak müstehap ise, bunda da müstahaptır. Fakat abdestsiz ola­rak kamet getirmek mekruhtur. Çünkü abdestsiz kamet getiren kim­se, namaz için abdest almak zorunda olduğundan getirdiği kamet ile namazı biribirinden ayrılmış olur. Abdestsiz ezan ve kametin hük­mü hakkında iki rivayet daha vardır: Birine göre kamet de ezan gibi olup abdestsiz getirmek mekruh değildir. Çünkü kamet ikinci ezan demektir. Diğerine göre ezan da kamet gibi olup abdestsiz oku­mak mekruhtur. Zira abdestsiz ezan okuyan kimse, kendisinin yap­mayacağı bir, ibadete başkalarını çağırmış olur.

Cünüp olarak ezan okumak kesin olarak Mekruhtur onun hakkında başka bir rivayet yoktur. Çünkü ezan gerçekte namaz ol­mamakla beraber bazı yönlerden namaza benzediği için cünüblükte onun namaza benziyen yönü göz önünde bulundurulmuştur. Abdestsizlik ise, cünüblüğe göre daha hafif olduğu için. onda ezanın ger­çekte namaz olmadığı yönüne bakılmıştır. Câmi-ülsağiyr'de “Kişi ab­destsiz olarak ezan okursa, bir daha okumasına gerek yoktur. Fa­kat cünüb olarak okuyan kimsenin guslettikten sonra bir daha oku­ması kanaatimce daha iyidir” diye geçmektedir.

Abdestsiz veya cünüb olarak ezan okuyan kimse, abdest aldık­tan veya guslettikten sonra bir daha okumadan namaz kılarsa na­mazında bir eksiklik olmaz. Zira abdestsiz okunan ezanın bir daha okunması hakkında herhangi bir rivayet yoktur. Cünüb olarak oku­nan ezanın da her ne kadar bir daha okunması hakkında iki riva­yet varsa da, büsbütün ezansız ve kametsiz namaz caizdir. Şayet okumak isterse, yalnız ezan okunur, kamet getirilmez. Çünkü ezan -cuma namazında olduğu gibi- bazan tekrarlanır. Kametin tek­rarı ise hiç bir yerde yoktur. Kadın da ezan okuduğu zaman durum böyledir yani bir da­ha ezan okumak sünnete uyması için müstah iptir. Herhangi bir namaz için, vakti girmeden ezan okunamaz. Zi­ra ezan namaz vaktinin girdiğini bildirmek içindir. Vakit girmeden okunan ezan ise, şaşırtmaktan başka bir şey değildir. Îmam Ebû.Yûsuf: “Sabah namazı için gecenin son yarısında ezan okunabilir” de­miştir, ki İmam-ı Şafii de buna kaildir. Zira Mekke ve Medine halkı hep öyle yapagelmişlerdir. Bizim bunlara karşı olan delilimiz. Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem),   Bilâl'a -elini sağa sola uzatarak- “Tan yerinin şu tarafta bu tarafta ağardığını görmedikçe ezan okuma” [9]diye duyurmasıdır. (Yolculukta  olan kimse için de ezan ile kamet müstahaptır.) Zira  Peygamber Efendimiz   (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Ebû Me1ike'nin iki oğluna; “Yolculuğa çıktığınız zaman ezan okuyun, kamet getirin ve hangi­niz Kur'an-ı daha çok biliyorsa o size İmamlık etsin[10] buyur­muştur. Yolculukta olan kimsenin ezan ile kametin ikisini birlikte terk etmesi mekruhtur. Yalnız kamet getirmesi caizdir. Çünkü ezan, okunduğu yerde olmayanların namaza gelmeleri içindir. Yolculuk­ta olan kimseler ise hep aynı yerdedirler. Kamet ise, namaza baş­landığını bildirmek olduğu için hazır olanlara da gereklidir.

Eğer kişi şehir içinde ve fakat kendi evinde namaz kılıyorsa cemaatla kılınan namazın şekline uygun olması için, ezanı ve kametli olarak namaz kılar şayet ezan ile kametin ikisini de terk eder­se caizdir. Zira Abdullah İbn-i Mesûd (Radıyallâhü anh) bir gün iki kişiye namaz kıldırırken: “Bizim için semtin eza­nı kâfidir” demiştir.[11]



[1] Nesai, Ezan Kaç Kelimedir Babı s. 103; Îbn-i Mâce Ezanda Terci1 Babı s. 52; Tirmizi (Ezanda Terci' Babı) s. 27  Nasb-ürraye c. 1, 3. 263

[2] Taberani'nin Büyük Mucem'i Nasb-ürraye c. 1, s. 264

[3] Ahmed c, 5, s, 246, Beyhaki c, 2, s, 296

[4] Tirmizi, Namaz 29.

[5] İbn-i Mâce, Ezan 3; Tirmizi, Namaz 30; Buhari, Ezan 19.

[6] Ebû Dâvud, İbn-i Abbâs (r.a.)'dan.

[7] Ebû Davud c. 1, s. 69

[8] Kaza namazına ezan okumanın sünnet olmayışı İmam-i Şafii'nin kavl-i cedididir. İmam-ı Şafiî kavl-i kadiminde kaza namazı için de ezan okunur demiş­tir, ki zahir olan görüş de budur.Ahmed Meylani

[9] Ebû Davud üe Beyhaki, Bilâl (r.a)'dan; Ebü Davud cilt 1, sahife 239.

[10] Tirmizi, Namaz 37; Nesai, Ezan 7; İmamet 4; Buhari (İki Kişinin Yolculuğu), Müslim (Namaz-İmamlık Kimin Hakkıdır), İbn-i Mace (İmamlık Ki­min hakkıdır), Ebû Davud (İmamlık kimin Hakkıdır) c. 1, s. 70

[11] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 1/90-95.


Son Güncelleme : 14.02.2010 - 21:18

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Sonraki >
Kapa