Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Haccın Yapılışı E-Posta
 

Yazan: Mustafa Refik, Tarih: 16.11.2007 - 03:43

Okunma Sayısı : 1597

İhramlı olan kimse; Mekke-i Mükerremeye yaklaştığı zaman, imkân bulursa gusül abdesti alır. Kâbe-i Muazzama'yı gördüğü zaman tekbir getirir ve kelime-i tevhid'i söyler. Beyti gören kimse için dualardan herhangi birşeyi tayin olunmamıştır. Zira duaları vakitlendirmek sûretiyle tayin etmek, kalbin inceliğini (rikkatini) tahrip eder, götürür. Eğer dualardan nakledilen birisiyle (Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Sahabe-i Kiram'ın dualarından birisini) teberrük ederse, bu gerçekten güzeldir. Mekke'ye girmek için gusletmek müstehaptır. Mükellef; "Beni Şeybe" kapısına gelinceye kadar, telbeyi getirerek dahil olma durumundadır. Bu da müstehaptır. Mescid-i Haram'a; mütevazi bir vaziyette, huşû ve ihlâsla, o makamın azameti düşünülerek sakin sakin, telbiye getirilerek girilir. Zaruret bulunmadığı süre içerisinde Mescid-i Haram'a yalınayak girilir. Mescid-i Haram'a giren kimse önce sağ ayağını atar ve şu şekilde dua eder:

  "Bismillâhi velhamdü lillâhi vesselâtü alâ Resûlillâhi!.. Allahümeftah lî ebvâbe rahmetike ve edhılnî fiyha!.. Allahümme innî es'elûke fi mekami hâzâ en tusalliye alâ seyyidinâ Muhammedin abdike ve resûlike ve terhamenî ve tukîyle asreti ve tağfire zünûbi ve teda'a anni vizrî"

  Mânası: Allahu Teala'nın adıyla başlarım. Hamd Allah'a (cc) mahsustur. Salât ve selâm O'nun Resûlüne olsun. Allah'ım!.. Bana rahmetinin kapılarını aç ve beni oraya dahil et!.. Allah'ım!.. Gerçekten şu yüce makamda senden, senin kulun ve Resûlün olan Efendimiz Muhammed'e salât eylemeni diliyorum Bana da merhamet etmeni, hatalarımı gidermeni, günahlarımı bağışlamanı ve benden fenalıklarımı kaldırmanı da bu bulunduğum yerde, senden istiyorum."

Kâbe-i Muazzama'yı (Beytullah'ı) görünce tekbir ve tehlil okuyarak, gönlünden geçtiği gibi dua eder. Daha sonra Hacer-i Esved'in karşısından tavafa başlar. Önce Hacer-i Esved'e döner, tıpkı namazda olduğu gibi iki elini kaldırarak tekbir alır. Essah olan kavle göre eller omuz hizasına kadar kaldırılır. Eğer hiçbir mü'mine eziyyet vermeksizin, Hacer-i Esved'e elini ve yüzünü sürebilmek mümkünse, bunu yapar. Hacer-i Esved'e elini ve yüzünü sürmek (İstilâm etmek) "sünnet", mü'mine eziyyet vermemek ise "Vacip"tir. Hacer-i Esved'i istilâm ederken şu dua okunur:

  "Bismillâhirrahmânirrahıym. Allahümmağfirli zünûbi ve tahhirlî kalbî veşrahlî sadri ve yessirlî emri ve âfinî fimen âfeyte"

  Manası: "Rahmân ve Rahim olan Allahu Teala'nın adı ile!.. Allah'ım!.. Benim günahlarımı bağışla ve kalbimi temizle, yüreğime genişlik ver, işimi bana kolaylaştır ve kendilerine afiyet verdiğin kimseler gibi bana da afiyet ver".

Bu duadan sonra, Haceri'l Esved'in sağından Kâbe'nin kapısını takip ederek tavafa başlar. Bu sünnettir.

Tavafı "Hatim'in" arka tarafından yapar. Buna "Hicir" de denilmiştir. Hatim yani Hicr Beyt'tendir. İlk üç şavt'ta "Remel" yapar. Önce "Şavt", sonra da "Remel" kavramları üzerinde duralım.

Şavt; tavaf esnasında Hacerü'l Esved'den başlayıp, Kâbe-i Muazzama'nın etrafını dolaşarak, tekrar Hacerü'l Esved'e gelmeye verilen isimdir. Tavaf'a "Hacerü'l Esved"den başlamak sünnettir. Tavafa bunun haricinde başlamak da caizdir. Ancak bu mekruh olur.

Remel ise tavafın ilk üç şavtında erkeklerin kısa adımlarla, omuzlarını silkerek ve çalımlı bir şekilde yürümesine (koşar gibi) verilen isimdir. Remel'de Hacerü'l Esved'de başlar yine Hacerü'l Esved'de tamamlanır. Tavaf yapan kimse; ilk üç şavt'ta remel yapar, diğer şavtlarda ise yavaş yavaş yürür. İnsanlar çok kalabalık olduğu zaman beklenilir ve yol bulunca Remel yapılır. Zira Remel'in bir bedeli yoktur. Bu sebeble bekler ki tavaf'ta sünnet vechi üzerine yerine getirilsin. İstilam'da ise durum böyle değildir. Çünkü istikbal etme (Ona karşı durub, selâmlama) bedel hükmündedir. Yedi şavt tamamlanınca "Tavaf" bitmiş demektir. Tavaf'ı; Hacerü'l Esved'i istilâm ederek sona erdirmek gerekir.

Tavaftan sonra Makam-ı İbrahim'e gelip orada iki rek'at namaz kılar. Şayed mükellef Makam-ı İbrahim'de yer bulamazsa, Mescid-i Haram'ın mümkün olan bir yerinde namazını kılar. Bu iki rek'at tavaf namazı bize göre vaciptir. Birinci rek'atta, Fatiha'dan sonra "Kâfirûn" sûresi, ikinci rek'atta ise Fatiha'dan sonra "İhlâs" sûresini okur. Kılınacak herhangi bir farz namaz, bu iki rek'at tavaf namazı yerine geçmez. Bu namazdan sonra Makam-ı İbrahim'in arkasında dua etmek müstehabtır. Kişi bu duasında dünya ve ahirette muhtaç olduğu hususları Allahu Teala'dan taleb eder. Tavaf namazı; nafile namaz kılmanın mübah olduğu her vakitte kılınabilir. Tavafı tamamlayan mükellefin; Safa tepesine çıkmadan önce "Zemzem" kuyusuna inip, "Zemzem" suyu içmesi ve kalanını yere dökmesi ve şu şekilde dua etmesi gerekir:

“Allahümme inni es'elüke rızkan vasian ve ilmen nafian ve şifaen min külli dâin”

Mânası: "Allah'ım!.. Senden geniş rızık, faydalı ilim ve her derde devâ vermeni istirham ediyorum." Yapılan bu ilk tavafa "Kudûm" denir, sünnettir.

Safa ile Merve arasında sa'y etmek isteyen kimse; Hacerü'l Esved'e döner ve istilâm eder. Şayet buna imkân bulamazsa; Hacerü'l Esved'e yüzünü dönerek tekbir ve tehlil getirir. Sonra doğruca Safa tepesine geçer. "Benî Mahzûn" kapısından Safa'ya çıkmak sünnettir. Bu kapıya "Babü's Safa" adı verilmiştir. Esasen en yakın olan kapı da budur. Başka kapılardan çıkmak da mümkündür. Kapıdan çıkarken sol ayak atılır. Safa tepesine çıkmak gereklidir. Bundan murad; Safa tepesinden "Beytullah'ın" görülmesidir. Zira mükellef; Safa tepesinden yüzünü "Beytullah'a" dönerek, ellerini kaldırır ve üç defa tekbir alır. Daha sonra Kelime-i Tevhid, salât-ü selâm ve duada bulunur. Sonra Safa tepesinden iner; batn-ı vadiye gelene kadar sükûnet içerisinde yavaş yavaş yürür. Yeşil direğe gelince koşmaya başlar ve ikinci yeşil direğe kadar koşar. İkinci  yeşil direği geçtikten sonra vakar içerisinde Merve tepesine kadar yürür. Merve tepesine gelince "Beytullah'a" karşı yüzünü çevirir; Allahu Teala'ya hamd-ü sena, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât-ü selâm, tekbir, tehlil ve duada bulunur. Safa ile Merve arasında yedi şavt gelir-gider!..

Sonuç olarak; Safa tepesinden Merve'ye dört gidiş ve merve'den safaya üç dönüş yapılmış olur. Sa'yi tavaftan sonra yapmak şarttır. Bir kimse tavaftan önce sa'y etmiş bulunsa; bu sa'yi tavaftan sonra iade eder.

Safa ile Merve arasında sa'y etmek vaciptir, rükün değildir. Sa'y amelinin "Safa" tepesinden başlaması gerekir.

Sa'yi tamamlayan mükellef; Mescid-i Haram'a girip iki rek'at namaz kılar.(130) Eğer hacca niyyet etmişse, ihramlı olarak Mekke'de Terviye gününe yani Zilhicce'nin 8.nci gününe kadar kalır. Her fırsat buldukça Kâbe-i Muazzama'yı tavaf eder. Ancak bu tavaflardan sonra Safa ile merve arasında sa'y etmez. Kâbe-i Muazzama'yı tavaf eden mükellefin; her yedi şavt'tan sonra iki rek'at namaz kılması esastır. Bu namaz vaciptir.

Terviye gününden bir gün önce imam bir hutbe okur. Bu hutbe'de insanlara Haccın Menasikini izâh eder. Hacc esnasında üç hutbe vardır. Bunlar:

1. Terviye gününden bir gün önceki hutbe,

2. Arefe günü Arafat'ta okunan hutbe,

3. Zilhicce'nin onbirinci (Bayram'ın ilk günü) Mina'da okunan hutbedir.

Bu hutbeler arasında oturulmaz. Ancak Arefe günü okunan hutbe iki hutbe olduğu için ikisinin arasında bir miktar oturulur. Bu hutbelerin hepsi zevalden (Yani öğle namazından) önce okunur. Yalnız Arefe günü hutbe zevalden sonra, fakat yine de öğle namazından az önce okunur. Terviye günü sabah namazından ve güneşin doğmasından sonra hep birlikte Mina'ya gidilir. Efdal olan budur. Ancak güneş doğmadan önce gidilmiş olsa da caizdir. O gece Mina'da geçirildikten sonra; Arefe gününün sabah namazı edâ edilir. Daha sonra topluca Arafat'a doğru yola çıkılır. Mükellefin Mekke'de geceleyip, Arefe gününün sabah namazını orda kıldıktan sonra Arafat'a yönelmesi ve Mina'ya da uğraması, caizdir. Fakat böyle yapmak sünneti terk olduğu için, güzel bulunmamıştır.

Tevriye gününde Mekke'de sabah namazını kıldığı zaman, Mina'ya hareket edilir. Arefe günü sabah namazını kılıncaya kadar orada ikamet edilir. Şayed Arefe gecesi Mekke'de kalıp, sabah namazını orada edâ ettikten sonra Arafat'a doğru yola çıksa ve Mina'ya uğrasa kifayet eder. Zira Mina'da Arefe gününde, herhangi bir hacc menasikini edâ etmek sözkonusu değildir. Ancak sünneti terk sebebiyle isaet yani hata etmiş olur.

Mina'dan topluca Arafat'a doğru hareket edilir. Bir mü'minin; Mina'dan güneş doğmadan önce tek başına Arafat'a doğru hareket etmesi, hoş değildir. Arafat'a cemaat halinde inmek esastır. Arafat'ın her yeri vakfe için müsaittir. Vakfe'de en faziletli mekân "Cebel-i Rahme" denilen kısımdır. Zevâlden sonra, hacc emiri veya imam hutbe'ye çıkar ve Müezzin de ezân okur. Tıpkı Cum'a Namazında olduğu gibi hacc emiri veya imam "Hutbe'yi" okur. İmam bu hutbede insanlara Arafat ve Müzdelife vakfelerini, şeytan taşlamanın hükmünü ve mahiyetini, kurban kesmeyi, traş olmayı, ziyaret tavafını ve Bayram'ın ikinci gününe kadar hacc'da yapılması icabeden bütün amellerin nasıl edâ edileceğini izah eder. Sonra minberden iner, öğle namazının vaktinde, öğle ve ikindi namazlarını (Cem'i takdim) birlikte kıldırır. Bu namazlarda imam açıktan okumaz, gizli kıraat eder. Bu namazlar için, sadece bir ezân okunur ve kamet getirilir. Bu iki namaz esnasında öğle namazının ilk sünnetinden başka, nafile bir namaz edâ edilemez. Bunların arasında nafile namaz kılınırsa mekrûh olur. Ayrıca böyle bir durumda ikindi ezanı tekrar okunur. Kezâ bu iki namaz arasında, yemek, içmek vb. şeylerle meşgul olmak da mekruhtur. 

Bundan sonra hacc emiri veya imam; sünnet olan gusül abdestini alır ve Cebel-i Rahme'nin yakınında Kâbe-i Muazzama istikametine dönerek vakfe'ye durur. Arafat vakfesinin iki şartı vardır:

Birincisi: Vakfe'nin Arafat'ta yapılması,

İkincisi: Vakfe'nin belirli zamanda edâ edilmesidir.

Niyyet etmek Vakfe'nin şartlarından değildir. Ancak niyyet etmek ve kıble'ye karşı vakfede durmak efdaldir. Vakfe'yi güneşin battığı zamana kadar uzatmak vaciptir. Vakfe'nin sünnetleri ise şunlardır: Gusletmek, iki hutbe, öğle ve ikindi namazlarını cemetmek, bu namazlardan sonra vakfe yapma hususunda acele etmek, oruçlu olmamak, devamlı abdestli olmak, imama yakın bulunmak ve onun arkasında olmak, vakfe'ye kalben hazır olmak ve dünyevi kaygılardan, endişelerden ve dünyevi işlerden zihnen sıyrılmak, vakfe esnasında dua ile meşgul olmak ve kafirlerin gelip-geçeceği yollarda vakfe yapmamak. Ayrıca Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in vakfe yaptığı siyah ve büyük kayanın yanında vakfe yapmak!.. Eğer oraya yaklaşmak güç ise, imkân nisbetinde yakın olmaya çalışmak.

Vakfe sırasında dua etmek esastır. Her ne kadar bazı dualar hususunda eserler varid olmuşsa da mükellef dileği gibi duada bulunur.

Güneş battığı zaman Ulû'lemr (Hacc emiri) ve cemaat; sükûnet ve vakarla Müzdelife'ye hareket ederler. Müzdelife'ye giderken yavaş yavaş yürümek efdaldir. Hacıların Müzdelife'ye Hacc emiriyle birlikte dönmeleri ve onun önüne geçmemeleri uygun olur. Ancak Hacc emiri, güneş battıktan sonraya kalırsa, Müzdelife'ye vaktinde girebilmek için cemaat ondan önce gider. Müzdelife'ye doğru harekete geçen mükellef; tekbir, kelime-i Tevhid ve devamlı olarak Telbiye getirir. Allahu Teala'ya hamdü senâ'da bulunur ve bol bol istiğfar eder.

Müzdelife'de yatsı namazının vakti girince; Müezzin ezân okur ve bunun arkasından kamet getirir. Dolayısıyla Ulûlemr veya Hacc emiri ile birlikte; cemaat önce akşam namazını, daha sonra da yatsı namazını arka arkaya kılarlar. Bu iki namaz arasında kat'iyyen nafile namaz kılınmaz. Müzdelife'de akşam ve yatsı namazını, cem'i tehirle tek başına kılmak da caizdir. Bu Arafat'taki cem'i takdimin hilâfınadır. Ancak efdal olan, cemaat olarak imamla birlikte kılmaktır. Müzdelife'deki Cem'de; hutbe, Ulû'lemr, cemaat ve ihram şart kılınmıştır. Yatsı namazı kılındıktan sonra Müzdelife'de gecelenir.

Müzdelife'de gecenin bir kısmını dua ve zikirle geçirmek müstehabtır. Mükellef; şeytan taşlamada kullanmak üzere nohut büyüklüğünde 70-80 adet taş toplar ve güzelce yıkar. Müzdelife'de sabah namazı gecenin son karanlığında kılınır. "Ferc-i Sadık" beklenmez, tıpkı Arafat'ta ikindinin öne alındığı gibi, erken kılınması caiz olur. İmam veya hacc emiri, sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra vakfe yapar. Vakfe esnasında cemaat imamın ardında ve dilediği yerde durur. Müzdelife'de "Kuzeh" dağının başında ve imamın arkasında vakfe yapmak daha efdaldir. Vakfe esnasında Allahu Teala'ya hamd-ü senâ'da bulunulur, tehlil, tekbir, telbiye ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salâtü selâm getirilir. Zâd'da da böyledir. Muhassir vadisinin dışında, Müzdelife'nin her yerinde vakfe yapılabilir. Muhassir vadisi (Batn-ı Muhassir) denilen mevkie gelen mükellef, eğer yaya yürüyorsa süratini artırır, binekli ise hayvanını harekete geçirir ve bir ok atımı kadar böyle yapar. Müzdelife'de vakfe'nin vakti; fecrin tulûundan, ortalığın iyice ağarmasına kadardır. Güneş doğunca, Müzdelife vakfesinin vakti tamam olur. Fecrin doğmasından önce; hiçbir mazereti yokken müzdelife'yi terkeden kimsenin bir kurban kesmesi gerekir.

Hava iyice aydınlandıktan sonra ve güneş doğmadan az önce imam cemaatle birlikte Müzdelife'den Mina istikametine hareket eder. Müzdelife'den yola çıkmanın son haddi güneşin doğmasına iki rek'at namaz kılabilecek kadar bir müddetin kalmış olduğu  andır. Mina'ya varan mükellef; Akabe Cemresinin bulunduğu yere gelir ve bu cemreye yedi adet nohut büyüklüğünde (Müzdelife'den topladığı) taş atar. Her taşı atarken "Tekbir" alır. Tesbih ve tehlil getirmek de caizdir. Telbiye, ilk taşın atılması ile birlikte kesilir. Mükellef; Akabe cemresine taş atarken şu duayı okur:

  "Bismillâhi vallâhû Ekber!.. Rağmenliş'şeytâni vehizbihî Allâhümmec'al haccî mebrûren ve sa'yî meşkûren ve zenbî mağrûren"

  Mânası: "Allahu Teala'nın adı ile başlarım. Yemin ederim ki, Allah (cc) en büyüktür!.. Şeytan ve Şeytan'ın partisine (Düzenine) hakaret olsun ve Şeytani güçler kahrolsunlar diye bu taşları atıyorum. Allahım!.. Haccımı kabul buyur, say-ü gayretimi şükre lâyık eyle ve günahlarımı bağışla."

Şeytan taşlarken, mü'minlerin birbirlerine eziyyet vermemeye  gayret etmeleri esastır. Akabe cemresine yedi taş atıldıktan sonra kurban kesme gündeme girer. Yalnız hacca niyet etmiş olan kimselere (Müfrid'e, İfrat haccı yapan kimseye) kurban kesmek vacip değildir. Bunlar kurban kesmek istemiyorlarsa, başlarını tıraş ederler. Temettü ve Kıran haccını yapan kimselere kurban kesmek vaciptir. Bunlar kurbanlarını kestikleri an, saçlarını tıraş ederler. Saçın tamamını tıraş etmek efdaldir. Ancak bir özürü mevcutsa kısaltmakla yetinir. İhramdan çıkmak için, makina ile tıraş olmak caizdir. Tıraş olma esnasında berberin, sağdan başlaması ve tıraş olan kimsenin başının sol yarısını önce tıraş etmesi sünnettir. Tıraş olduktan sonra saçı defnetmek müstehaptır. Aynı şekilde tıraş olurken dua etmek ve tekbir getirmek de müstehabtır. Tıraş olduktan sonra saçın atılmasında da bir beis yoktur. Ancak helâya veya yıkanılan yere atmak mekruh olur. İhramdan çıkınca, tırnakları kesmek bıyığı kısaltmak, tıraştan sonra etek tıraşı yapmak da müstehaptır. Tıraş olan kimse, sakalından birşey almaz; alırsa da birşey lâzım gelmez. İhram sebebiyle haram olan şeyler, kadınlarla cinsi münasebet ve cinsi münasebetin davetçisi hükmünde olan öpme vs. hariç, helâl olur.

Akabe Cemresini taşlayan, kurbanını kesen ve tıraşını olan mükellef; mümkün olursa aynı günde ziyaret tavafını yapar. Bu tavaf farzdır. Aynı gün mümkün olmazsa; bayramın ikinci ve üçüncü gününde eda eder. Daha fazla tehir etmez. Tıraş olan kimseye bu tıraşı ile, kadınla cinsi münasebet hariç  diğerleri helâl olmuştu. Ziyaret tavafının ilk dört şavtını yaptığı zaman, kadınla cinsi münasebet kendisine helâl olur. Çünkü tavafın bu ilk dört şavtı rükündür. Kalan üç şavtı ise vaciptir. Bir kimse (Akabe cemresini taşlayıp, kurban kesip, tıraş olduktan sonra) tavaf etmedikçe, aradan uzun yıllar geçse bile, kendisine kadınla münasebet helâl olmaz. Bu hususta icma vardır. Hacc-ı İfrad'a niyetli olan mükellef; daha önce kudûm tavafından sonra Safa ve Merve arasında sa'yını edâ etmişse, bu farz olan tavaftan sonra sa'y etmez. Kıran ve Temettü haccına niyetli olanlar ise ziyaret tavafından sonra sa'y ederler. Daha sonra yeniden "Mina'ya dönülür ve orada gecelenir. Bu sünnettir.

Hacc ibadetini edâ eden mükellef; bayramın ikinci günü, güneş zeval noktasına vardıktan sonra üç cemre'yi de taşlar. Taş atmaya "Hayf Mescidi'nin" yakınında olan cemreden (Küçük şeytan) başlar ve ona yedi taş atar. Her taşı atarken "Allahû Ekber" der.  Daha  sonra  onu  takip eden Cemre'ye -ki buna "Cemretü'l Vusta" Orta Şeytan da denir yedi taş atar. Sonra Akabe Cemresi'ne gelir ve ona da yedi taş atar. Küçük ve orta cemrelerin yanında bir miktar durması icabeder, ancak son cemrenin yanında durması gerekmez. Bayramın üçüncü gününde de; tıpkı ikinci gününde olduğu gibi, zeval vaktinden sonra cemreleri taşlar. Bundan sonra eğer Mina'dan ayrılmak isterse, dördüncü günün taşları sakıt olur. Ancak Mina'da kalırsa, bütün cemrelere yedişer taş daha atar ki; toplam yetmiş taş olur.

Mekke'nin dışından gelen mükellef'ler; ayrılmak istedikleri zaman "Veda" tavafını yapmak durumundadırlar. Essah olan kavle göre "Veda" tavafını yapmak hacc ibadetini edâ edenler için vaciptir. Umre yapanlar için ise gerekli değildir. Ayrıca veda tavafı hayızlı ve nifaslı olanlara haccı zayi etmiş bulunanlara da vacip değildir.

Vedâ tavafı yedi şavt olarak edâ edildikten sonra; Makam-ı İbrahim'e veya Mescid-i Haram'ın müsait bir yerine geçilerek "Tavaf" namazı iki rek'at olarak kılınır. Daha sonra "Zemzem" suyundan içmek üzere kuyuya inilir ve kıbleye karşı dönülerek ayakta içilir!... Bu sırada mükellef içinden geldiği gibi dua eder.

Kâbe-i Muazzama'nın kapısı ile Hacerü'l Esved arasında kalan "Mültezem" denilen yerde, sağ el kapıya doğru uzatılarak Allahu Teala'dan rahmet dilenir ve göz yaşı dökülür. Yeryüzü müstekbirlerine ve tağutlara karşı, mü'minlerin muzaffer olması için dua edilir. Cihad gayreti ve şehadet mertebesinin üstünlüğü dikkate alınarak, "Şehid" olma arzusu beyan edilir. Bir müddet tekbir, Kelime-i Tevhid ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e salât-ü selam getirildikten sonra, Hacerü'l Esved istilâm edilir. Daha sonra yüzü Kâbe-i Muazzama'dan ayırmadan, huşû ve ihlâs içerisinde Mescid'den çıkılır.

 

Son Güncelleme : 16.11.2007 - 03:43

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Kapa