| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 04.09.2007 - 00:35
|
Okunma Sayısı : 953 |
Nebi
(sallallahu aleyhi ve sellem); "tedavi olun, zira Allah hiç bir hastalık
yaratmamıştır ki, çaresini de yaratmış olmasın" buyurmuş. "Şüphesiz
Allah şifanızı size haram kıldığı şeyler de
yaratmamıştır"buyurmuştur. (Ebu Davud, Malik).
Tarık
b. Süveyd adlı sahabî Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e şarabı sordu da Nebi
(sallallahu aleyhi ve sellem) yasakladı. Ancak Tarık, "ama ilaç olarak
kullanıyoruz" deyince de, "o deva değil derttir" buyurdu. İbn-i
Mesut Allah ilacınızı size haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır" (Buhari)
Rasülüllah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in "kim şarapta, (hamr) tedavi
ararsa Allah ona şifa vermesin!" buyurmuştur. Buna göre necis ve haram,
şeylerle bu arada içki ( hamr ) ile (olağan durumlarda) tedavi olunamaz.
Olağan
durumlar; alkol ya da başka pis maddeler ihtiva eden ilaçların yerine başkası
bulunabildiği, ya da bulunamasa dahi hasta için hayatî bir durumun söz konusu
olmadığı zamanlardır.
Ama
alkol ihtiva eden ilaçların yerini tutacak başka ilacın olmadığı, hastanın da
böyle bir ilacı almadığı zaman hayatî tehlike geçireceği mütehassıs (hâzik) bir
müslüman doktor tarafından söyleniyorsa böyle ilaçların zaruret mikdarı
alınabilir.
Alkollü
içkiler dörde ayrılır:
l.
Hamr: Yaş üzüm suyunun çiğ olarak bekletilip keskinleşmesi ve mayalanması
(fermantasyon) ile köpük atması şeklinde elde edilir. Bu, maddesiyle
(li-aynihi) kaba pisliktir. Sirkeleştirilmeksizin, ne gaye ile olursa olsun
yararlanılması haramdır, satışı caiz değildir. Dezenfekte ve saç bakımı gibi
Şeylerde kullanılamaz. Kaynatılması ile istihale (kimyasal reaksiyon ile bir
başka maddeye dönüşme) oluşmuyorsa kaynatılarak da kullanılamaz. Mezhepte
mutemet görüşe göre tedavi gaye de yararlanılamaz. Bunun Türkçe’deki karşılığı
üzüm şarabıdır. Bu hükümlerde azı da, çoğu da eşittir.
2.
Tılâ: Yaş üzüm suyundan üçte ikisi ya da daha azı buharlaşıncaya kadar
kaynatılıp, sonra da sarhoş edici hale gelen içkidir. Üçte ikisinden azı
gidecek kadar kaynamışsa "bazik", yarısı gidecek kadar kaynamışsa
"muhassaf" adını alır. Bu ikisi ittifakla haramdır. Üçte ikisi
gidecek kadar kaynarsa "müselles" adını alır ki, esas
"tılâ"da budur, imam Muhammed'e göre haramdır diğerlerine göre
helaldir. Fetva İmam Muhammed'in görüşüne göredir. Dolayısı ile "Tılâ"da
"hamr" gibi pistir.
3.
Seker: Yaş hurma suyundan çiğ olarak yapılan ve keskinleşip (mayalanıp) köpük
atan içkidir.
4.
Nakî: Kuru üzümden çiğ olarak elde edilen ve kabarıp köpük atan sudur. Bu son
ikisi haram olmakla beraber, pis oluşları Serahsî'ye göre hafiftir. Ayrıca
"hamr" dışında kalan üçü kabarıp keskinleşmedikçe ittifakla helâl ve
temizdirler. (Bkz. İbn Abidin)
Hanefî
mezhebine göre bu dört çeşit mayiin dışında kalan meşrubat helâl ve temizdir,
alım-satımı caizdir. Buna göre bu yöntemlerin dışında bir madde ve yolla elde
edilen ispirto, kolonya, dezenfekte de ve çözücü olarak şurup ve esanslarda
kullanılan alkol türleri temizdir, alınıp satılabilir.
Ancak
hangi maddeden olursa olsun, sarhoş edecek miktarı ittifakla haramdır ve
cumhura (fıkıhçı çoğunluğuna) ve Hanefî mezhebinde fetva verilen İmam
Muhammed'in görüşüne göre her çoğu sarhoş edenin azı da haramdır, pistir,
alım-satımı caiz değildir. Bazı fıkıhçılara göre de içki (sarhoş ediciler)
haram olmakla beraber pis değildirler, dezenfektede ve haricen
kullanılabilirler.
Mezhebimiz
bu konuda orta yolu tutmuş olmakla özellikle günümüz için uygulanabilirliği
vardır. Ancak ihtiyat da elden bırakılmamalıdır.
Bu
söylenenler sıvı meşrubat için geçerlidir. Banotu (bene) ve afyon gibi katı
olanlar ise müstahzar ilaç olarak mubah sayıldığından tedavi gayesiyle ve
sarhoş etmeyecek miktarda alınabilirler. Temiz olduklarından satılmaları da
caizdir (bkz. ibn Abidin)
Haramlığında
ve pis oluşunda ittifak edilen hamr (şarap)ın tedavi maksadıyla kullanılmasına
gelince, bir grup Belhli İmamdan nakledildiğine göre, bakılır. Eğer fayda
sağlayacağı kesin ise alması helâl olur (Fetâvây-ı Hindiyye). Çünkü insanın
zaruret halinde haram olan şeyleri, zaruret miktannca yemesi, boğulmakta
olanın, helâl sıvı bulamazsa boğazını açacak kadar içki (hamr) içmesi caizdir.
İmam
Muhammed'e göre insan ve domuz dışındaki canlıların kemiklerinden herhalükarda
ilaç olarak yararlanılabilir. Bazılarına göre de eti yenmeyen hayvanlar ancak
şer'î usûlde boğazlanmaları, kemikleri de kuru olması halinde onlardan ilaç yapılabilir
.
Pis
ve haram olduğunda ittifak edilen "hamr" (şarap) zaruret olmadıkça
tedavide kullanılamayacağı gibi, saç parlatmada, gargarada ve şırınga olarak
(enjektabl) da kullanılamaz (İbn-i abidin).
Domuzdan
vb. haram şeylerden maddeler ihtiva eden ilaçların terkibini iyi bilmek
gerekir.
Eğer
başkalaşım (istihale=kimyasal tepkime) varsa pisliği gitmiş olacağından
kullanılması haram olmaz. İstihale yoksa zaruret bulunmadıkça ya da bazılarına
göre kesin çare olduğu , alternatifi de bulunmadığı adil mütehassisi tarafından
söylenmedikçe kullanılması haram olur.
Fıkıh
kitaplarımızda; domuzun tuzlada kalıp tuzlaşması, gübrenin toprağa karışıp
topraklaşması, tezeğin yanıp kül olması, şarabın sirkeleşmesi, mis ahusunun
kanının misk olması; pis olan zeytinyağının sabun yapılması gibi olgular
istihaleye, örnek olarak gösterilir. Ancak Ebu Yusuf istihaleyi bir temizlenme
sebebi olarak görmez. Ama fetva onun görüşüne göre değildir.
Mesele
teferruatlı ve hassas bir meseledir. Bu nedenle ilaç alanların mes'eleyi bilinçli
olarak soruşturması, ilaç yazanların da, alternatifi olmayan haram maddeli
ilaçlara alternatif bulma, olanların da alternatifini ve varsa sentetiğini
kullanma konularında çok titiz davranması gerekir.
Helal bir ilaç bulunduğu halde alkol kullanan kişi günaha girmiş olur.
Son Güncelleme : 19.10.2007 - 06:52
|