| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 28.07.2007 - 22:12
|
Okunma Sayısı : 792 |
Senenin ekseri günlerini kırlarda otlayarak geçiren atlar yani Saime olan atlar ister erkek, ister dişi olsun sahibi muhayyerdir. Dilerse her at için bir dinar verir, dilerse onun kıymetini tesbit eder ve her ikiyüz dirhem gümüş için beş dirhem verir. Bunların hükmü, diğer ticaret eşyasının hükmü gibidir. Eğer bunların değeri nisab miktarına ulaşırsa; ister saime olsun, ister yemle evde beslensin zekâta tabi olurlar. Dolayısıyla ticaret için beslenen atlar, zekâta tabidir. Ancak binmek, yük taşımak ve bunun gibi sebeblerle evde beslenen atlar için zekât yoktur. Yük taşımakta kullanılan katır ve eşekler için, zekât yoktur. Ancak bunlar da ticari niyetle beslenirse zekâta tabi olur. Ben derim ki; Hadîslerde geçen hayvanlar dışında bir hayvan cinsi, insanlar tarafından edinilip mahsûlünden faydalanmak üzere üretilse ve yılın çoğunda serbest merada beslense, bundan da zekât ödenmesi gerekir. Bu nevi hayvanlarda nisâb, beş deve veya kırk koyun değeridir, ödenecek miktar da değerin kırkta biridir. Köpek çiftlikleri ve tavuk çiftlikleri bu babta değerlendirilmelidir. Zekât ibadetindeki nisablar, kıyas yoluyla sabit olmaz. Nisab'ın başlangıçta şart kılınması, zenginliğin tahakkuku içindir. Dolayısıyla mü'minler, nisab miktarı mala sahib oldukları zaman, dünyevi endişelere kapılıp veya başkaları ile kendi halini kıyaslayarak hile yoluna sapmamalıdırlar. Çünkü Allahu Teala kalblerde gizlenenleri de hakkı ile bilir.
Son Güncelleme : 28.07.2007 - 22:12
|
|
|