Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

el-Hidaye - Hul' Bahsi E-Posta
 

Yazan: İmam Merginani, Tarih: 14.02.2010 - 21:39

Okunma Sayısı : 1455


HULÜ' BAHSİ

 

Hulü sözlükte çıkarmak demektir. Fıkıhta ise kadının kocasına fidye vererek kendini ondan boşattırmasında kullanılır.

Karı ile koca birbirleriyle geçinemeyip Allah'ın koyduğu sınır­lan çiğnemekten endişeye düştükleri zaman, kadının, kocasına fid­ye vererek kendini ondan boşattırmasında sakınca yoktur. Zira Ce-nâb-ı Hak (Azze ve Celle):

“Eğer kan ile kocanın Allah'ın yasalarını koruyamayacaklarından korkarsaniz, kadının kendini kurtarmak için kocasına fidye verme­sinde günah yoktur” [1] buyurmuştur. Kadın hulü' yoluyla boşan­dığı zaman bir talâk ile ve kesin olarak boşanmış olur ve kocasına fidye vermesi lâzım gelir. Zira Peygamber Efendimiz  (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

“Hulü bir talâktır” [2] buyurmuştur. Hem de hulü boşanmanın kinaye deyimlerinden biridir. Kinayelerle vâki olan boşanma ise kesindir.. Hem de kadın, kendini kocasından kurtarmak için ona fidye verir. Eğer hulü' ile vâki olan boşanma kesin olmazsa kadın kurtulmuş olmaz.

Eğer geçimsizlik erkek tarafından olursa, erkeğin kadından fid­ye alması tahrimen mekruhtur. Zira Cenâb-ı Hak (Azze ve Celle):

“Eğer bir eşi başka bir eşle değiştirmek isterseniz ona bir yük al­tın vermiş olsanız bile ondan bir şey almayın” [3] buyurmuştur. Hem de eğer geçimsizlik kendisi tarafından olduğu halde üstelik kadından fidye de alsa, ona zulmetmiş olur.

Eğer geçimsizlik kadın tarafından olursa kadına verdiği mehir miktarından fazla alması mekruhtur. El-Camiül-Sağir, yukarıda geçen âyetteki itlâka dayanarak mekruh olmadığını rivayet etmek­tedir. Diğer rivayetin dayanağı da Sabit b. Kays'ın karısı hakkında vârid olan hadistir. Zira geçimsizlik bu kadın tara­fından olduğu halde Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kocasına, sadece kendisine mehir olarak verdiği bahçeyi kabul etmesini emretmiştir. [4] Şayet kocası mehirden daha fazla alırsa hükmen geçerlidir. Geçimsizlik kendisi tarafmdan da oldu­ğu zaman, kadından mehir miktanndan fazla alması her ne kadar tahrimen mekruh ise de hükmen geçerlidir.

Eğer kişi karısını bir mal karşılığında boşar ve kadın da kabul ederse kadın boşanmış olur ve mal da ona lâzım gelir. Çünkü er­kek, karısını şartsız olarak da, şartlı olarak da boşayabilir. Burada ise karısının kabulünü boşanmasına şart koşmuştur. Kadın da her hangi bir malı üstlenmeye yetkilidir. Boşanma da kesin olur. Çünkü -yukarıda da geçtiği üzere- kadın kurtulsun diye fidye ver­miştir. Eğer kesin olarak boşanmazsa fidye vermenin mânâsı kal­maz.

Eğer kişi karısını -içki, domuz ve leş gibi- satılması caiz ol­mayan bir şey karşılığında hulü' ederse, kesin boşanma vâki olur ve kişiye bir şey düşmez. Eğer kişi bu gibi şeyler karşılığında ka­rısını boşarsa boşanma rec'i olur. Zira -hulü'- deyimi boşanmada kinayedir. Kinayelerle vâki olan boşanma -yukarıda da geçtiği üze­re- kesin olur. Kişiye bir şey lâzım gelmemesi de, çünkü kadın ona değerli bir malı vermeyi üstüne almamıştır, ki onu aldatmış olsun. Fakat eğer kişi kadına âit olan bir sirke küpünü göstererek: “Bu­nun karşılığında seni boşadım” dedikten ve kadın kabul ettikten son­ra sirkenin şarap olduğu anlaşılırsa, öyle değildir. Çünkü kişi şara­bı sirke zannettiği için, kadın onu aldatmamış, kendisi aldanmıştır.

Evlenmede mehir olabilen her şey, hulü'da da karşılık olabilir. Eğer kadın kocasına: -beni avucum içindeki şey karşılığında hulü' et” dese ve kocası onu hulü' ettikten sonra avucunun boş ol­duğu görülürse, kadına bir şey lâzım gelmez. Çünkü kadın ona avucum içinde şu mal vardır- demek suretiyle onu aldatmamıştır.

Eğer kadını “Avucum içindeki mala karşılık olarak beni hulü' et” dese ve kocası onu hulü1 ettikten sonra avucunun boş olduğu görü­lürse, kadın aldığı mehri geri vermek zorunda olur. Zira kadın ona: avucumdaki mal karşılığında- dediği için onu aldatmıştır ve avucunda herhangi bir mal da bulunmadığı için, değerini vermek de mümkün değildir. Bunun için ona, aldığı mehri geri vermekten baş­ka bir yol yoktur.

Eğer kadın, kocasına: “Beni bin dirhem karşılığında üç talâk ile boşa” der ve kocası onu bir talâk ile boşarsa, kadına bin dirhe­min üçte biri lâzım gelir. Zira kadın bin dirhem karşılığında üç ta­lâk ile boşanmasını isteyince, bin dirhemin üçte biri karşılığında bir talâk ile boşanmasmı istemiş olur. Ancak bu bir talâk, bedel kar­şılığında olduğu için kesin talâktır, ki kadın bunda daha kârlı çıkar.

Eğer kişi karısına: “Kendini bin dirhem karşılığında üç talâk ile boşa” der ve kadın kendini bir talâk ile boşarsa boşanmış olmaz. Zira kişi karısının boşanmasma, bin dirhem kazanmak için razı ol­muştur. Eğer kadın bir' talâk ile boşanmış olursa kendisinden kesin olarak boşandığı halde kendisi kadından sadece bin dirhemin üçte biri ile alacaklı olur. Fakat eğer karısı ona: “Beni bin dirhem kar­şılığında üç talâk ile boşa” der ve o, kadım bir talâk ile boşarsa kadın boşanmış olur. Çünkü kadın bin dirhem ile boşanmaya razı olunca, bin dirhemin üçte biri ile boşanmaya evleviyetle razı olur.

Eğer kişi, karısına: “Sen benden bin dirhem karşılığında boşsun” kadın da “Kabul ettim” derse, boşanmış olur ve kadına da bin dirhem lâzım gelir. Bu da «sen benden bin dirhemle boşsun- deyi­mi gibidir. İkisinde de kadının “Kabul ettim” demesi gerekir ve iki­siyle de vâki olan boşanma kesin olur.

Eğer kişi kadına: “Üç güne kadar muhayyer olmam” yahut “Olman şartıyla benden bin dirhem karşılığında boşsun”, kadın da “Kabul ettim” derse, muhayyerlik erkeğe verilmesi halinde geçersiz­dir, kadına verilmesi halinde geçerlidir. Eğer kadın üç gün içinde muhayyerliği red ederse boşanma bozulur. Eğer red etmezse boşanmış olur ve ona bin dirhem lâzım gelir. Bu, İmam Ebû Ha­nife'ye göredir.

İki İmam ise: “Muhayyerlik her iki halde de geçersizdir ve kadın boşanmış olup ona bin dirhem lâzım gelir. Zi­ra muhayyerlik inikad etmemiş olan akdin inikad etmesini önleye­bilmek için değil, inikad etmiş olan akdi bozabilmek içindir. Erke­ğin icabı ile kadının kabulü ise, ne erkek ve ne de kadın tarafmdan bozulamaz. Zira erkeğin icabı yemindir, kadının kabulü şarttır” demişlerdir. İmam Ebû Hanife ise: “Hulü' kadın için satış akdi gibidir. Satış akdinde nasıl alıcıya muhayyerlik verilebiliyorsa, burada da öyledir. Fakat erkek tarafından yemin olduğu için yeminden dönüş olamaz” demiştir.

Eğer kişi karısına: “Ben dün seni bin dirhem karşılığında bo­şadım da sen kabul etmedin”, kadın da “Ben kabul ettim” dese, söz erkeğindir. Eğer bir kimse, bir başkasına: “Ben dün şu atımı sana bin dirheme sattım da sen kabul etmedin” o başkası da “Ben ka­bul ettim” dese, söz alıcınındır. Bu iki mesele arasındaki fark şu­dur : boşanmak -mal karşılığında dahi olsa- erkek tarafından edi­len bir yemin olduğu için onu ikrar etmek, şartını da ikrar etmek değildir. Çünkü yemin şartsız da olabilir. Satış ise, kabulsuz olama­dığı için kabulünü inkâr etmek satıştan dönüş etmek demektir.

İmam Ebü Hanife'ye göre İster “Hulü'”, ister “Mübaree” ol­sun, ikisiyle de kan ile kocanın arasındaki evlilikten doğan karşılık­lı bütün haklar sakıt olur. Mübaree: ortaklardan her birinin diğe­rindeki hakkından vaz geçip ona helâl etmesidir, İmam Muhammed  ise: “İkisiyle de ancak, hangi hakkın sakıt olmasını söylerlerse o sakıt olur” demiştir. İmam Ebû Yûsuf hulü'de İmam Muhammed'le, mübareede İmam Ebû Hanife ile beraberdir. İmam Muhammed: “Çünkü hulü'de, mübaree de birer değiş tokuştur. Değiş tokuşlarda karşılık­lı olarak hangi haklardan vaz geçiliyorsa ancak o haklar sakıt olur” demiştir.

Eğer bir kimse küçük kızını kızın malı karşılığında hulü' et­tirirse kıza, karşılığında hulü' edildiği mal lâzım gelmez. Zira bun­da kız için maslahat yoktur. Çünkü mala değer biçilir de, boşanma­ya değer biçilmez. Evlenme ise, kadına mehir gerektirdiği için bo­şanma gibi değildir. Bunun içindir ki eğer hasta olan bir kadın ken­dini hulü ettirirse, karşılığında hulü' edildiği şey, malının üçte bi­rinden çıkar. Eğer hasta olan bir erkek mehr-i misi ile evlenirse, karşılığında evlendiği mehr-i misi, ana malından çıkar ve kıza bir şey lâzım gelmeyince kızın mehri sakıt olmaz. Erkeğe de kızın ma­lından herhangi bir şey düşmez. Sonra, kızın boşanıp boşanmadığı hususu hakkında da iki rivayet vardır. En sahihi şudur ki boşanır. Çünkü hulü', karşı tarafın kabulüne bağlanan şartlı bir boşamadır. Karşı taraf da kabul etmiştir. Bunun için o da diğer şartlı boşama­lar gibidir.

Eğer kişi küçük kızını bin dirhem karşılığında hul' ettirir ve bin dirhemi kendisi kabul ederse, hulü' vâki olur ve kabul ettiği bin dirhem ona lâzım gelir. Zira hul'ün karşılığını bir yabancı kabul et­tiği zaman geçerli olduğuna göre, babanın kabulü evleviyetle geçer­li olması gerekir. Ancak kızın mehri babanın velayeti altına girme­diği için sakıt olmaz.

Eğer kişi bin dirhemin kız tarafından verilmesini şart koşarsa, boşanmanın vâki olması kızın kabulüne bağlı kalır. Eğer kız kabu­le ehil olur ve kabul ederse şart yerine geldiği için boşanma vâki olur. Fakat kız borç altına girecek çağda olmadığı için ona mal lâzım gelmez. Eğer kızın babası kabul ederse boşanmanın vâki olup olmadığı hakkında iki rivayet vardır. Eğer kızın kocası kızı meh­ri karşılığında hul'eder ve baba, mehri kendi üzerine olmazsa, bo­şanmanın vâki olması yine kızın kabulüne bağlı olur. Eğer kabul ederse boşanır ve fakat mehri sakıt olmaz. Eğer kızın babası kabul ederse boşanmanın vâki olmasında iki rivayet vardır. [5]



[1] Bakara: 2/229

[2] Abdullah îbn-i Abbas (Radıyallahü anh)dan. Darekutni, s. 444, Beynakî “Hulu' nikâhı bana mıdır boşanma mı? Babı” c. 7 s. 318

[3] Nisa: 4/20

[4] Darekutni'nin Sünen'de (s. 424) mürsel olarak rivayet ettiği bu hadi­si Ebû Dâvud da mürsel hadisleri arasında “Bir kadın Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek kocasından yakındı. Peygamber Efendimiz ka­dına :

“Kocanın sana mehir olarak verdiği bahçesini ona geri verir inisin?” dedi.

“Kadın:

“Evet. Ondan fazla da veririm,” dedi. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aley­hi ve Sellem :

“O evet. Ondan fazlası hayır”, dedi” seklinde kaydetmiştir. Nasb-ürraye c. 3 s. 244

[5] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 2/111-116.


Son Güncelleme : 14.02.2010 - 21:39

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Kapa