Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

el-Hidaye - İ'la Bahsi E-Posta
 

Yazan: İmam Merginani, Tarih: 14.02.2010 - 21:38

Okunma Sayısı : 1361


İLÂ BAHSİ

 

İlâ: Kişinin karısına ya dört ay veya daha fazla bir süre için veyahut süresiz olarak yaklaşmamaya dâir yemin etmesidir. Buna göre eğer bir kimse, karısına: “Sana hiç” veyahut -Dört aya kadar yaklaşmayacağım- diye yemin ederse ilâ etmiş olur. Cenâb-ı Hak (Azze ve Celle); Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler ancak' dört ay bekliyebilirler” [1] buyurduğu için eğer bu kimse dört ay içinde kadına yaklaşırsa yeminini bozmuş olur ve edilen yemini bozmak kefareti gerektirdiği için ona kefaret lâzım gelir. İlânın hükmü de sakıt olur. Zira yemin bozulunca ortadan kalkmış olur. Eğer dört ay ge­çinceye kadar kadına yaklaşmazsa kadın bir talâk ile ondan boşan­mış olur. İmam-ı Şafiî: “Kadın kendiliğinden boşanmaz. Ancak eğer hâkim karar verirse boşanır. Çünkü kocası ona yaklaş­mamaya yemin etmekle zulmettiği için -cinsel ilişkiden aciz veya­hut tenasül organının kesik olduğu zamanlarda olduğu gibi- bo­şamada hâkim onun yerine geçer” demiştir.

Biz diyoruz ki: kocası ona zulmettiği için, şeriat tarafından ona verilen ceza olarak -hâkim boşamasa da- sürenin bitimiyle kadın ondan kendiliğinden boşanmış olur. Bizim bu görüşümüz   Hz. Osman, Hz. Ali, üç Abdullah ve Zeyd İbn-i Sabit'den de naki olunmaktadır. Hem de ilanın kendisi cahiliyede boşama idi. Şeriat ise cahiliyede boşama olan bu ilâ ile boşan­mayı sürenin bitimine ertelemiştir.

Eğer kişi dört ay için yemin etmiş İse dört ay geçtikten sonra yemin kalkar. Eğer süresiz olarak yemin etmiş ise, dört aydan son­ra kadın kendisinden boşamyorsa da yemini kalkmaz. Zira kişi ye­minini bozmamıştır ki yemini kalksın. Fakat ikinci kez evlenmeden önce boşanma vâki olmaz. Çünkü kadın kendisinden boşandıktan sonra kadının herhangi bir hakkı çiğnenmiş olmuyor ki ondan boşansın.

Eğer bu kimse ile kadın bir daha birbirleriyle evlenirlerse, ila bir daha döner. Eğer dört ay içinde kadınla cinsel ilişkide bulu­nursa ne alâ, yoksa kadın bir daha ondan boşanmış olur. Çünkü ettiği yemin süresiz olduğu için ortadan kalkmamış ve kadın ken­disiyle evlenince bir daha hak sahibi olmuş olur. Bu ikinci ilanın süresi de ikinci kez evlenmeden itibaren başlar. Eğer kadınla üçün­cü kez evlenirse ve yine dört ay içinde ona yaklaşmazsa kadın üçün­cü kez ondan boşanmış olur. Eğer kadın bir başkasıyla evlendikten sonra kadmla bir daha evlenir ve yine dört ay içinde kadma yak­laşmazsa kadın artık ondan boşanmaz. Fakat ettiği yemin süresiz olduğu ve bozulmadığı için bakidir.

Eğer kişi dört aydan az bir zaman için yemin ederse ila etmiş olmaz. Zira İbn-i Abbas (Radıyallâhü anh): “Dört aydan az bir zaman için yemin etmede ila yoktur” demiştir.

Eğer kişi kadına: “Sana iki ay yaklaşmayacağım ve bu iki ay­dan sonra iki ay daha yaklaşnuyacağım diye yemin ederse” etinim olur. Zira “Bu iki aydan sonra iki ay daha” deyince “Dört ay” de­miş olur. Fakat bir gün sonra: “o iki aydan sonra iki ay daha sa­na yaklaşmayacağım” diye yemin ederse, o zaman ila etmiş olmaz. Çünkü ikinci yemin her ne kadar onunla dört ay oluyorsa da, bir gün sonra olduğu için dört aydan bir gün eksik olur.

Eğer kişi kadına: “Ben sana bir yıldan bir gün eksik, yaklaşmıyacağım” diye yemin ederse ila etmiş olmaz. İmam Züfer: “İla etmiş” olur. Çünkü kişi bir başkasına “Şu evimi sana bir gün­den başka, bir yıl için kiraya verdim.” Dediği zaman nasıl eksik olan gün yılın son günü oluyorsa burada da öyledir” demiştir.

Biz diyoruz ki: kişi bu şekilde yemin ettiği zaman eğer kadına yılın hangi gününde yaklaşırsa ona bir şey lâzım gelmez. Çünkü cümlede geçen “Bir gün” kelimesi nekire olduğu için yılın her günü olabilir “Sana şu evimi bir yıldan bir gün eksik bir zaman için kiraya verdim” deyimi ise öyle değildir. Zira eğer ondaki -bir gün” kelimesinden murad yılın son günü olmazsa kiralama akdi sahih olamaz. Yemin ise öyle değildir. Eğer bu şekilde yemin eden kim­se daha yıldan dört ay veya fazla bir zaman kalmamışken kadma yaklaşırsa istisna kalktığı için ila etmiş olur.

Eğer kişi Basra'da ve karısı Kûfe'de iken “Vallahi Kûfe'ye gitmiyeceğim” diye yemin ederse ila etmiş sayılmaz. Çünkü kendisi Kûfe'ye gitmeden karısını Küfe'den çıkarabilir.

Kişinin sana yaklaşırsam bana Hac, oruç- yahut “Sadaka lâ­zım gelsin” yahut “Kölem azatlansın” yahut “Benden boş olasın” şek­lindeki yemini de iladır. Çünkü bu şekilde yemin eden kimse eğer kadma yaklaşırsa “Bana lâzım gelsin” dediği şeyler ona lâzım gelir. Oysa dediği bu şeylerin hepsi de meşakkatli ve kişiye zor gelen şey­lerdir. Ancak İmam Ebû Yûsuf: “Kölesini sattıktan son­ra kadına yaklaşması mümkündür” diyerek köle azatlanması yemi­ninde bu görüşe katılmamıştır. İmam Ebû Hanife ile İmam Muhammed ise: “Kölenin satılıp satılamayacağı bi­linemediği için köle azatlanması yemini de diğer yeminler gibidir” demişlerdir.

Kişinin rec'i talâk ile boşadığı karısına da “Sana dört aya ka­dar yaklaşmıyacağım” diye yemin etmesi iladır. Fakat kesin olarak boşadığı karısına yemin etmesi İla değildir.” Çünkü reci talâk ile boşanan kadın ile kocası arasında evlilik bağı tamamen kopmuş ol­maz. Kesin olarak boşanan kadın ise kocası ile bir ilgisi kalmaz. îla da ancak kişinin nikâhı altında bulunan kadma mahsustur. Buna göre eğer rec'i talâk ile boşanan kadmın iddeti dört aydan önce bi­terse, nikâh ortadan kalktığı için îla sakıt olur.

Eğer kişi yabancı bir kadına: “Sana yaklaşmıyacağım” diye ye­min eder yahut: “Sen benim için annemin sırü gibisin” der ve on­dan sonra kadınla evlenirse, onun bu yemini, ila veyahut zıhar ol­maz. Çünkü kişi bu yemini yaparken veyahut bu sözü söylerken kadın onun nikâhı altmda olmadığı için, sonradan kadını nikahla­ması bu yemin veyahut sözü, ila veya zihara dönüştürmez. Fakat kadına yaklaşması halinde ona kefaret lâzım gelir. Çünkü kadma sana yaklaşmayacağım- diye yemin ettiği halde kadına yaklaşmak­la yeminini bozmuştur.

Eğer kişi îla ederken cinsel ilişkide bulunamayacak kadar ken­disi, yahut kansı hasta, yahut kadının tenasül organı kapalı, yahut kendisiyle kansı biribirinden uzak yerlerde olup aralarında dört ay­lık bir mesafe bulunursa, yaptığı iladan dönüşü, diliyle “ben sözüm­den döndüm- demesiyle olur. Bunu söylediği zaman eğer henüz dört ay bitmemiş ise ila ortadan kalkar. İmam-i Şafii: “ila ancak cinsel ilişkide bulunmakla kalkar» demiştir, ki Tahavî de bu görüştedir. Çünkü eğer “Sözümden döndüm” sözü iladan dö­nüş olursa, onunla kefaret lâzım gelmesi gerekir. Oysa eğer kişi cinsel ilişkide bulunmazsa, yalnız bu sözü söylemekle ona kefaret lâzım gelmez.

Biz de diyoruz ki: kişi ila ederken kadını diliyle incitmiş olur. Bunun için kadını hoşnut etmek de yine dille olur ve dolayısıyla artık cezaya gerek kalmaz. Eğer dört ay içinde cinsel ilişkide bulunma gücüne sahip olursa, diliyle yapmış olduğu dönüş bozulmuş olur ve. cinsel ilişkide bulunmakla dönüş yapması gerekir. Çünkü maksad bedelle henüz hasıl olmamışken kişi asla sahip olmuştur.

Bir kimse, karısına: “Sen benim için haramsın” dediği zaman, eğer: “Ben yalan söyledim” derse, kabul olunur. Çünkü kendi ni­yetini kendisi herkesten daha iyi bilir. Kimisi: “Kabul olunmaz. Çün­kü bu söz görünürde yemindir” demiştir. Eğer: “Ben bu sözümle onu boşamak istedim” derse, bir talâk ile ve kesin boşanma olur. Ancak eğer üç talâk niyet ederse o zaman üç talâk olur. ki biz bu­nu kinayeler bahsinde de söyledik. Eğer. “Ben bu sözümle zinan kasd ettim” dese İmam Ebû Hanife ile İmam Ebû Yûsuf'a göre zıhar olur. İmam Muham­med ise: “Zıhar olamaz. Çünkü zıhar: kişinin, karısını kendi­sine haram olan bir kadına benzetmesidir. Bunda ise benzetme yok­tur” demiştir. İmam Ebû Hanife ile İmam Ebû Yûsuf ise: “kişi, karısına mutlak olarak: “Sen bana haramsın” demiştir. Ziharda da mukayyed bir hürmet vardır. Mutlak ise mukayyedi de taşır” demişlerdir.

Eğer: “Ben bu sözümle onu kendime haram kılmak istedim” veyahut -hiçbir şey kasd etmedim” dese, o zaman bu söz yemindir ve ila olur. Çünkü helâl olan bir şeyi haram kılmak için kullanılan sözlerde asıl -bi­ze göre- yemin olmalarıdır, ki biz bunu -Allah izin verirse- ye­minler bahsinde anlatacağız. Hanefi Fukahasından kimisi ise “Sen benim için haramsın” deyimini, ondan boşanma kasd edilme­se bile -örf-i lisana bakarak- boşamaya hamlederler.[2]



[1] Bakara: 2/226

[2] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 2/107-110.

 


Son Güncelleme : 14.02.2010 - 21:38

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Kapa