Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

İcra

Resûlâllah (sallallahu aleyhi ve sellem)'ın hicret'ten önce; her kabilenin işlerini yürütmek üzere bir "nâkib" tayin ettiği bilinmektedir. Bu nakib'ler; işlerin yürütülmesi hususunda Resûlûlah (sallallahu aleyhi ve sellem)'ın yardımcılarıdırlar. O dönemde daha ziyade; yeni gelen Âyet-i Kerîme'lerin talimi ön plândadır. Nâkib'lerin birbirleriyle ilişkilerini "Nakbü'n Nükebâ" adı verilen görevliler sağlamaktadırlar.

İslâmi devletin; en güzel şekilde düzenlenmesi hususunda, "Ulû'lemr" her türlü tedbiri almak durumundadır. Çünkü o yetki mü'minlere ait bir emânettir. Nitekim Hz. Ömer (ra) bir hutbesinde: "Ben memurlarımı sizi dövmeleri, haksız yere mallarınızı  almaları için göndermiyorum. Ben size onları ancak dininizi öğretmeleri, peygamberin sünnetlerini talim etmeleri için gönderiyorum" buyurmuştur. Ayrıca halka kapılarını kapatan ve onların meseleleriyle meşgul olmayan vâlileri cezalandırdığı bilinmektedir. Hükümleri tatbik bahanesiyle insanlara işkence etmek kesinlikle haramdır. Zirâ İslâm'ın temel hedefi; insanların emniyetlerini sağlamaktır.


Bu kategori şuan boş

  • Adalet  ( 1 konu )

    Adem (aleyhisselam)’dan, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e kadar devam eden dönem içerisinde tüm peygamberler; yeryüzü müstekbirlerine karşı cihad etmiş ve adâleti ayakta tutmaya çalışmışlardır.

    Adâletin, "ayakta tutulabilmesinden" maksad; Allahu Teala'nın indirdiği hükümlerle amel edilmesidir. Zirâ insanların hevâ ve heveslerinden kaynaklanan kanunlar; kuvvetli olanın gâlibiyetini beraberinde getirir. Sonuçta "Zulüm" ortaya çıkar.

    Allahu Teala'nın emrini emrettiği şekilde yerine getirmeye "Adâlet" denilir.

    Esasen Allahü Teala (cc)'nın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenler; kâfirler, zâlimler fâsıklar olarak beyan edilmektedir.

    İnsanların hevâ ve heveslerinden kaynaklanan kânunlarla hükmetmek zulümdür. "Hukuk kelimesi, "Hak" kelimesinin çoğuludur. Hak lugatta; bâtılın zıddıdır. Mevcut olan demektir. Usûl-i Fıkıh'ta: Şer'i şerifle her bakımdan ve şüphesiz bir mahiyette mevcut olana Hak denir. Maalesef günümüzde hukuk kavramı; bâtılın zıddı olma mâhiyetinde kullanılmamaktadır. Selim akıl sahibi her insan; hukukun (yani hakkın) üstünlüğünü kabul eder.

    İnsanlara; kuvvetle ve silahla gâlip gelen zorbalara boyun eğmek en büyük zillettir. Hevâ ve heveslerinden kaynaklanan kanunlarla insanlara zulmeden Tâğuti güçler; fitne ve fesadın kaynağını teşkil eder. Âd kavmi böylelerinin peşinden gittiği için lânetlenmiştir. Bu bir anlamda; zorbalığa karşı direnmenin vâcip olduğunun açık delilidir. Âd kavmi o gün ne istemişse, büyük devletler (emperyalistler)  de bugün aynı şeyi istiyorlar. İlim, medeniyet, servet ve kuvvet gururunun kölesi olmuş bu devletler hak'dan yüz çevirmiş, kendilerine mağlup olan küçük devletleri köleleştirmişler, servetlerini yağmalamışlar, fitneyi tutuşturmak, vicdanları parçalamak için her âdi yola başvurmuşlardır. Sanki lisân-ı hal ile "Bizden daha kuvvetli kim var?" demektedirler. Bugün Türkçe'de kullanılan "âdi" kelimesi; bu kavime mensubiyet belirten bir sıfattır.

    Bir günlük Adâlet, altmış yıllık (nafile) ibâdetten hayırlıdır. Allahu Teala'nın emrini; emrettiği şekilde yerine getirmek ve hukuka riayet etmek tevhid mücadelesinin temelini teşkil eder.

Kapa