Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

İhdad (Yas Tutmak) E-Posta
 

Yazan: Mustafa Refik, Tarih: 30.07.2007 - 02:39

Okunma Sayısı : 1058


Talak-ı Bain'le boşanmış veya kocası ölmüş olan kadın; korunmasına ve nafakasının teminine sebeb olan nikâh nimetinin elinden gittiğini göstermek için süslenmeyi terk eder ve güzel kokular sürünmez. Bilakis kederini izhar eder. Yas bu hallerden başkasında ancak üç gündür. Kadın nikâh akdiyle evlenir fakat kocası zifaftan önce vefat ederse onun da İddet beklemesi ve yas tutması gerekir. Zira nikâh akdi ile onun eşi olmuştur. Eğer kocasının ölüm haberi dört ay on günden sonra ulaşmışsa ona İddet beklemesi gerekmez. Zira vakti geçmiştir.

Güzel koku sürünmek, yağlanmak, sürme çekmek, kına yakınmak, güzel elbise giymek ve bunlar gibi, "Süslenme" kavramı içerisine dahil olabilecek fiillerden şiddetle kaçınmak gerekir. Süslenmenin hududu örfidir.

Müslüman ve baliğa olan kadın; kocası öldüğü veya kat'i olarak ayrıldığı zaman, iddeti içerisinde yas tutar. İhdad; güzel koku sürünmek, yağlanmak, sürme çekmek, kına yakınmak, saç boyamak, güzel sarı ve kırmızı elbise giyinmek, gerdanlık ve bilezik gibi zinet eşyası kullanmak, ince keten ve ipekli elbiseler giymek, süslenmek ve taranmak gibi fiilerden kaçınmaktır. Bu söylenen elbiselerden  maksad; yeni ve süslü olanlarıdır. Eğer eski olur da, onlarla süslenme imkanı sözkonusu olmazsa, giyilmesinde bir mahzur  yoktur. Tarağın seyrek dişli tarafı ile (veya seyrek dişli tarakla) taranmakta beis yoktur. Ancak sık dişli tarakla, saçlarını taraması mekruhtur. Zira bunda zinet ve süslenme esastır.

Süslenmeyi terkedip, yas tutmak;

1) Kitab ehli olan kadına,

2) Baliğa olmamış (Henüz hayız görmemiş) kadına,

3) Deli, bunak veya mecnun olan kadına,

4) Yaşlı, kadına,

5) Fasid nikâh sonucu evlenen, daha sonra nikâhı feshedilerek iddet bekleyen kadına,

6) Ric'i talakla boşanan kadına vacib değildir.

Su, sabun ve sidr ile dilediği gibi yıkanması caizdir. Akrabalarıyla konuşması, mahremleriyle beraber oturması, onlara kahve, yiyecek gibi şeyler sunması caizdir. Diğer kadınlar gibi, ev işlerini tutması caizdir.  Yemek yapması, elbise dikmesi, evi süpürmesi, çamaşır yıkaması gibi işleri yapabilir. Misafirlerine ve çocuklarına güzel koku ikram edebilir fakat kendisi kullanmaz. Kadının yas tutma süresinde güzellik için değil de vakti bilmek için saat takması caizdir. Takılara benzediği için bunu terk etmesi daha layıktır. Kocası ölen kadının, o beldede akrabaları bulunmuyorsa, velisinin evine veya kendisinin güvenliği için başka bir yere taşınması caizdir. Ama bulunduğu yerde güven içindeyse taşınması caiz değildir. Bilakis yas tutma müddeti çıkana kadar orada kalması gerekir. Yas tutma sadece kadınlara özeldir. Erkekler hakkında değildir. Erkeklerin ölü için yas tutması caiz değildir. Memure veya öğrenci olan kadının gündüz çıkması caizdir. Zira bu önemli ihtiyaca dâhildir. Eğer gece bir ihtiyacı olursa zaruret miktarı çıkması caiz olur. Yas tutma süresinin çıkmasından sonra velime yemeği vermek Kadına ikram olarak adet bu ise bunda sakınca yoktur. Fakat bunun dinden olduğu inancıyla, meşru olduğuna inanılarak yapılırsa caiz değildir, bidattir. Yas tutan hanım Yeni bir eve geçerse yas tutma için iskân hükümleri burada sabit olur. Eğer mazeret sebebiyle yeni bir eve geçilmişse, oradan çıkma yasaklığı da bu yeni menzile intikal eder. Zira bu, önceki evin yerine geçmiştir. Mecbur kalmışsa yas tutan kadının sürme kullanması: zaruret halinde ziynet olarak değil de tedavi olarak sürme kullanması caiz olur. Gece sürme çekip gündüz silmelidir. Yas tutan kadının ipek giymesi: mutlak olarak caiz değildir. Zira yas tutan kadın süslenmekten yasaklanmıştır. Fakat alerji gibi bir rahatsızlık sebebiyle ihtiyaç olursa bunda sakınca yoktur. Yas tutan kadının tedavi için sefer yapması, vefat iddeti hükümlerini muhafaza etmesiyle beraber caizdir. Yas tutan kadının, annesinin hastalığı sebebiyle iddetinin bir kısmını annesinin yanında geçirmesi: Kadının iddetini kocasının evinde tamamlaması gerekir. Annesinin hastalığı sebebiyle bir kısmını onun yanında geçirmesi caiz değildir. Ama mücerret olarak, kendisine ihtiyacı olduğundan dolayı annesini ziyaret etmesi, sefere çıkmak zorunda kalmayacaksa caizdir. İddet veya yas tutmayı kasten terk etmenin kefareti yoktur. Allah’tan çokça bağışlanma dileyerek tevbe etmeli ve hayırlı amelleri artırmalıdır. Yas tutma döneminde kadının, vefat etmiş kocasının malından harcamasının hükmü: Eğer diğer varisleri müsamaha gösterirse, bütün harcadıkları kendi payına düşen mirastır. Koca, eşinden yas tutmayı kaldırma yetkisine sahip değildir. Eğer ondan önce vefat ederse, kadının onun için yas tutması gerekir.


Son Güncelleme : 30.07.2007 - 02:39

   
Bu Makaleyi web sitenize alıntılayın
Derlemeye Ekle
Yazdır
E-mail olarak gönder
Benzer Konular

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayıtlı üyeler bir konuyu yorumlayabilir. Lütfen üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.6 © 2007-2012 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
< Önceki
Kapa