| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 16.11.2007 - 03:46
|
Okunma Sayısı : 942 |
"İhram"
Lugat'ta "Ayaklar altına alınamayan bir hürmete girdi" manasına gelen
"Ahreme" fiilinin masdarıdır. İhrama girene "Haram" denir
ki "İhrama girmiş" manasınadır. Şer'an ihram; hususi bir takım hürmetlere
girmek, yani onları iltizam etmektir. İhram'a girmenin rüknü; niyyet ve
telbiye'dir. Bu ikisinin bir arada bulunması gerekir. Telbiye yapar, niyyet
etmezse ihrama girmiş olmaz. Niyetle telbiyenin arasının açılmamalı, ikisinin
bir arada bulunması gerekir.
Mükellef
ihram'a girmeye niyyet ettiği zaman; gusül abdesti veya abdest alır. Bunun
hükmü, tıpkı cum'a namazına giderken alınan gusül abdesti gibidir. Gusül
abdestini aldıktan sonra; temiz bir izâr ve ridâ giyer. Dikişli elbise
giyilmesi menedilmiştir. Avretini örtmesi sıcak ve soğuktan korunması için,
belden aşağısını izâr'la, belden yukarısını da ridâ ile örter. İzâr; göbekten
dizkapağına kadar olan yeri örten bir peştemaldır. Ridâ ise; sırta, omuzlara ve
göğüse örtülen havludur. İzâr göbeğin üstüne bağlanır. İhramı iğne ile
tutturmak veya iple bağlamak kötü bir iştir. Ancak böyle yapan kimseye de
birşey gerekmez. İhrama giren kimse; ridâ'sını sağ omuzunun altından alır ve
sol omuz başına kor, böylece sağ omuzu açıkta kalır.
Mükellef,
ihrama girdikten sonra iki rek'at namaz kılar ve "Allâhümme innî ürîdül
hacce feyesirhü lî vetekabbelhü minnî" yani: "Allah'ım!.. Ben
haccetmek istiyorum, niyetim budur. Bunu bana kolay kıl ve benden kabul
buyur" der. Hacca niyet eden kimse bunu söyler. Eğer
"Umre'ye" niyet ederse, hacc kelimesi yerine umre der. Daha sonra
Telbiye getirir. Telbiye'den murad;
"Lebbeyk Allâhümme lebbeyk; lebbeyke lâ şerikeleke lebbeyk, innelhamde
venni'mete leke vel'mülke lâ şerîkeleke" yani "Emrine hazırım!..
Allah'ım, emrine hazırım!.. Emrine hazırım, senin kat'iyyen şerikin (ortağın)
yoktur!.. Emrine hazırım!.. Şüphe yok ki; hamd da, nimet de, mülk de, sadece
sana mahsustur. Kat'iyyen Senin ortağın yoktur" demektir.
İhrama
niyyet etmeden; sadece telbiye söyleyen kimse "Muhrim" olmaz. Zira
ibadet; ancak niyyet ile hasıl olur. Hem niyyet eden, hem de telbiye getiren
mükellef "Muhrim" durumdadır. Namazlarının sonunda, yüksek bir yere
çıktığı, bir vadiye indiği veya bir kafile ile karşılaştığı zaman telbiye
getirir. Ayrıca seher vakitlerinde yüksek sesle telbiye duasını okur. Her durum
değişikliğinde telbiye'nin yüksek sesle (Fakat, gırtlağı zorlamadan) okunması
müstehabtır.
Son Güncelleme : 16.11.2007 - 03:46
|