| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 28.07.2007 - 21:44
|
Okunma Sayısı : 770 |
İ'tikâf'ın sahih olabilmesi için bazı şartların bulunması gerekir. Birincisi: Niyyet'tir. İkincisi İ'tikâfın mescidde yapılmasıdır. Ezân okunup, kâmet getirilen ve cemaatle namaz kılınan her mescidde İ'tikâf yapılabilir. İ'tikâfın en efdali; Mescid-i Haram'da yani Kabe’de yapılan İ'tikâftır. Sonra sırası ile; Medine-i Münevvere'de bulunan Mescid-i Nebeviyye'de, sonra Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'da, sonra cemaati çok olan mescidlerde yapılan İ'tikâf daha efdaldir. Üçüncüsü oruçtur. Oruç tutmadan hiçbir İ'tikâf sahih olmaz. Dördüncüsü: Müslüman olmak, akıl, cünüblükten, hayız ve nifastan temiz bulunmak da İ'tikâfın şartlarındandır. Zira Müslüman olmayan kimse, ibadete ehil değildir. Mecnun ve deli gibi kimseler de; "Niyyet" ehli değildirler. Cünüb, hayızlı ve nifaslı olanlar da, mescide girmekten menedilmişlerdir. İ'tikâf için bülûğ şart değildir. Akıllı olan çocuğun yaptığı İ'tikâf sahih olur. İ'tikâfın sıhhati için erkek olmak ve hür olmak da, şart değildir. Kadın kocasının izni ile, köle de efendisinin muvafakatı ile İ'tikâfa girebilir. Kadınlar içinde oturdukları evlerin mescidinde İ'tikâf yaparlar. Bu durumda, İ'tikâf yaptıkları yerler kadınlar hakkında cemaatin namaz kıldığı mescidler gibi olur. Şayed kadın için evde mescid bulunmaz ise orda bir mevkii yani oda tayin eder ve orada İ'tikâfa girer. Kadınların dışardaki mescidlerde İ'tikâfa girmeleri caizdir, ancak bu mekruh olur. Essah olan kavle göre; kadının evinde yapmış olduğu İ'tikâf, dışardaki mescidde yapmış olduğu İ'tikâftan daha efdaldir.
Son Güncelleme : 28.07.2007 - 21:44
|