| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 29.07.2007 - 02:15
|
Okunma Sayısı : 980 |
Kadının kocasına itaatten vazgeçip, şer'i hududları tanımadan ve nefretle davranmasına nüşuz denilir. Bu gibi durumlarda kocanın; nasihatı öne alması ve kadının yanlışını münâsip lisanla anlatması emredilmiştir. Eğer nasihat fayda vermezse; üç günden fazla olmamak şartıyla darılması ve kadını yatağında yalnız bırakması gerekir. Bu sayede kadın durumun vahametini ve boşanmaya doğru adım atıldığını kavrar. Sohbet ve cinsî münasebetin kesilmesi; onun için bir ikazdır. Bütün bunlar netice vermezse; başına vurmamak ve yaralamamak şartıyla hafifçe dövülür. Ancak itaat ederlerse; nasihat veya yataklarında yalnız bıraktıktan (hicret) veya hafifçe dövdükten sonra, (isyandan vazgeçip) itaat ederlerse, intikam almaya kalkılmamalıdır. Çünkü nasihat ve diğer tedbirler; aile hayatının devamı için meşru kılınmıştır. Kadın, Allahu Teala'nın bir emaneti hükmündedir. Kaldı ki; onlarla şer'i hududlar içerisinde iyi geçinme de, vacip kılınmıştır. İntikam alma duygusu ise; aile hayatının devamına engel teşkil eder. Aile hayatının devamı; bütün tedbirlere rağmen tehlikeye düşerse, yakın akrabaların ve mü'minlerin üzerine önemli bir görev düşer. Karı-koca ihtilafı büyütüp, birbirine eziyet etmeye başladıkları zaman, mü'minlerin tamamına bu ihtilafı giderme görevi terettüp etmektedir. Özellikle yakın akrabalar; ihtilafın sebeblerini (ve onların huylarını) daha yakinen bilecekleri için öncelikli olarak mesuldür. Hakemlerin mutlaka adil, tecrübeli ve fıkıh bilgileri fazla olmalıdır. Eğer akrabalar arasında bu vasıflara haiz kimse yoksa, akrabaların dışında adil ve alim iki kişi gönderebilir. Arabulucu hakem göndermek farzdır.
Son Güncelleme : 29.07.2007 - 02:15
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|