| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 18.01.2008 - 02:26
|
Okunma Sayısı : 913 |
Hakikat
şu ki; Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in doğduğu gece kesin olarak
bilinmemektedir. Bilakis günümüzdeki bazı tarih alimleri, Nebi (sallallahu
aleyhi ve sellem)'in doğduğu gecenin Rebîül-Evvel ayının 9. gecesi olduğu ve
12. gecesi olmadığını iddia etmektedirler. Eğer bu iddia sabit ise 12. gece
yapılan kutlamanın tarihî yönden hiçbir dayanağı yoktur.
Sonra
Mevlid-i Nebevî'yi kutlamanın dînî yönden de hiçbir delil ve mesnedi yoktur. Zira
Mevlid-i Nebevî'yi kutlamak Allah'ın dîninden olmuş olsaydı, Nebi (sallallahu
aleyhi ve sellem) bunu yapardı veya ümmetine bunu beyan ederdi. Eğer o bunu yapmış
veya ümmetine bildirmiş olsaydı, malumdur ki bu iş mevcud hadis kitaplarında sabit
olurdu.
Böyle
bir durum da söz konusu olmadığına göre,bu kutlamanın Allah'ın dîninde olmadığı
anlaşılmış olur. Bu anlayışla bilinir ki Allah'ın dîninde olmayan şeyle Allah (azze
ve celle)’ye ibâdet, taat, yakınlaşma olmaz ve bu câiz değildir. Aira Allah (subhanehu
ve teala), rızasına ulaşmamız için bize bir çok yollar tayin etmiştir. Biz
bunun mecmuuna ibadat diyoruz. Allah'ın kulları olduğumuz halde, O'nun rızâsına
ulaşmamız için kendi yanımızdan bir yol çıkarmamız kesinlikle caiz değildir?
Dînden
olmayan bir şeyi onun dînine sokmak ise yine caiz değildir. Ve bu manaya gelen
bu hareket, Allah (azze ve celle) hakkına yapılan bir tecâvüzdür. Zira
ibadetler tayin etme selahiyeti sadece Allah (subhanehu ve teala)’ya mahsustur.
Aksini iddia ve tatbik ise kişiyi şirke ve müşrikliğe düçar kılar…
Allahtan
muvaffakiyet talebiyle ben derim ki; eğer bu nevi kutlamalar şayet dînin
kemâlinden olsaydı, İnsanların en hayırlısının zamanında veyahut da ondan sonra
insanların en hayırlılarının yani ashabının zamanında mevcud olması gerekirdi. Şayet
dînin kemâlinden değilse, bu takdirde dînden olması mümkün değildir. Zira Allah
(azze ve celle); "Bugün size dîninizi kemâle erdirdim" buyurmuştur. Her
kim, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in
vefâtından sonra ortaya çıkmış olmasına rağmen, bu kutlamanın dînin kemâlinden
olduğunu iddiâ ederse, onun bu sözü yukarıdaki âyeti yalanlamayı içerir.
Nebi
(sallallahu aleyhi ve sellem)'in doğum gününü kutlayanlar, bu hareketleriyle Güya
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'i yüceltmek, ona olan sevgi ve
muhabbetlerini göstermek ve Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in doğum gününü
kutlayarak içlerindeki peygamber sevgisini canlandırmayı ve ona itaat yolunda
biraz daha güç kazandıklarını iddia ediyorlar. Hakikat şu ki, Nebi (sallallahu
aleyhi ve sellem)'i sevmek bir ibâdettir. Ve teabbudi yani aslı ibadet olan
meselelerde ictihada yer yoktur. Hatta bir insan, Nebi (sallallahu aleyhi ve
sellem)'i nefsinden, evlâdından, babasından ve insanların hepsinden daha çok
sevmedikçe kamil manada îmân etmiş olmaz. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'i
yüceltmek, ibâdettir. Aynı şekilde onun şeriatına meyletmek olan onun aşkıyla
yanıp tutuşmak da yine dîndendir. Ancak bu sevgi bu aşk ve yangın onun talim ve
terbiyesi dışında olamaz.
Bu
kutlama ibâdet kapsamına girdiğine İbadet mevzusunun merasında yer işgal
ettiğine göre, onda olmayan bir şeyi Allah'ın dînine yerleştirmek, kesinlikle
câiz değildir. Bu sebeple Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in doğum günü yani
mevlidini kutlamak, bid'attır ve dahi haramdır. Üstelik bu kutlamalarda artık
ip elden kaçırılmış ve büyük gösteri merkezlerinde peygamber sevgisiyle türlü
edebsizlik ve saygısızlıklar yapılır olmuştur. Hakikat şu ki; her bidat bir
sünnetin katilidir. İşte çok zaman mevlid merasimlerine itiraz edenler bunun
için itiraz etmişlerdir. Dün evlerin misafir salonlarında üç beş kişi
düzenlenen sonra mescidlere akseden sonra düğün salonlarına yürüyen bu
çirkinlik artık stadyumları ve gösteri merkezlerini doldurmaktadır. Nebi (sallallahu
aleyhi ve sellem) böyle bir sevgi gösterisini ümmetinden taleb etmemiştir. Bu
yapılanları ne şeriat, ne de akıl tasdik eder. Bu yapılanların tamamının adı
münkerattır. Hakikat şu ki dinde aslılar hususunda konuşanlar demişlerdir ki Def-i
mazarrat celb-i maslahattan evladır. Şu halde peygamber sevgisini ateşleme
kaygısından önce bu edebsizliğin durdurulmasına yer verilmelidir.
Nebi
(sallallahu aleyhi ve sellem)'in doğum gününü kutlayanlar, içerisinde Nebi (sallallahu
aleyhi ve sellem) hakkında aşırıya giden Şiir, kasîdeleri, ve Nat-ı şerifleri
söylemekteler. Kadınlı erkekli seyirci koltuklarında hiç beis görmeden yan yana
oturmaktalar…
Yine,
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in doğum gününü kutlayanlardan kimilerinin ahmaklıklarına
hep birlikte şahid oluyoruz. Onlar bu yeni din anlayışlarına yeni yeni adab
müstahab sünnet ve vacibler de icad etmeyi ihmal etmiyorlar. Mevlidhân,
mevlidini okurken "Mustafa dünyaya geldi" dediği anda herkes cemaat
halinde ayağa kalkıyorlar. Biz birilerini putlarına saygı duruşu yapmakla
kınarken bizden birileri de bunları yapsın. Allah için bunda akıl ve insaf var
mıdır? Saygı duruşlarının adı kıyamdır ve Ancak Allaha yapılır… Sonra Nebi (sallallahu
aleyhi ve sellem) kendisi için ayağa kalkılmasını kerih gördüğü sabittir. Ashâb,
insanlar içerisinde onu en çok sevenler olmalarına ve onu bizden daha fazla
yüceltmelerine rağmen, o hayatta olduğu halde kendisi için ayağa kalkılmasını
çirkin görmesinden dolayı onun için ayağa kalkmadıklarına göre bu kendilerini
bir şey zanneden adamlara ne oluyor ki..? Sonra daha da fecisi kimi beyinsizlerin;
"şu anda Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in rûhu aramıza geldi, ona
saygı göstermek için ayağa kalkalım" dediklerini duyuyoruz. Bu hareket, akılsızlığın
mahsulü bir densizliktir ve işin çirkinliğinin ne boyutlara vardığının resmidir.
Biz onlardan ve şerlerinden Allaha sığınırız.
Bu
bid'at, yani Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in doğum gününü kutlama
bid'atı, az evel de işaret ettiğimiz gibi asırların en hayırlısı olan ilk üç
asır yani sahâbe, tâbiîn ve etbâut-tâbiîn asrı geçtikten sonra meydana gelmiş
ve bu bid'atla birlikte dînin esasıyla ters düşen bir çok çirkinlikler vücud
bulmuştur.
Son Güncelleme : 18.01.2008 - 02:26
|