Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Keyfiyeti

Mü'minlerin; sâdece Allahu Teala'nın rızasını esas alarak "Cihad'a" niyyet etmeleri vâciptir.

İslâm ordusu; kâfirlerle karşı karşıya geldiği zaman önce "Tebliğ" görevini ifa eder.

İslâm ordularının komutanı; kâfirlerin ordusuna tebliğ görevini yaptığında; eğer onlar bu tebliğe icabet ederek İslm'ı kabul ederlerse, maksad hâsıl olmuştur. Onlarla kat'iyyen savaşılmaz.

İslâm orduları'nın emiri; İslâm'ı tasdik etmeye yanaşmayan Hrıstiyan ve Yahudilere "Cizye "vermelerini teklif eder. Cizye; kitap ehli şüphesi bulunan mecûsiler, samire tâifesi ve arap olmayan putperestlerden alınır. Frenk ve ermeniler de Hrıstiyanlar'a dahildir. Cizye, bazı mülhidlerin dediği gibi müslümanların kâfirlerin küfürlerine razı olmaları değildir. Bilakis cizye kâfirlerin küfürleri üzerinde kalmalarının cezasıdır. İmana dâvet etmek için kâfirlere cizye'siz   mühlet vermek caiz olduğu takdirde cizye ile mühlet vermek evleviyetle caizdir.

Arap ırkından olan putperest yani Müşriklerin cizyeleri kabul edilmez. Zira  Kur'an-ı Kerim onların lisânı üzere inzal buyurulduğu için; küfürleri, diğer ırklardan  olan kimselerin küfürlerinden daha ağırdır. Ma'zeretleri yoktur. Bunlar ya İslâmiyeti kabul ederler veya öldürülürler.

İslâm tebliğ olunmayan kâfirlerle savaşmak caiz olmaz. Zira onlar dâvet ile bilirler ki; biz kendilerinin mallarına sahip olmak, kadınlarını ve çocuklarını esir etmek için savaşmıyoruz. Cihad'ımızın tek hedefi, Allahu Teala'ya kulluğa davet etmek ve küfürün fitnesini ortadan kaldırmaktır. Kendilerine İslâmî tebliğin ulaşmadığı kâfirlerle, Tebliğ yapılmadan önce savaşan kimse, bu hal nehyedildiği için günahkâr olur.

Kendilerine İslâmî tebliğ yapılmış olan kâfirlere, yeniden İslâmî tebliğ yapmak mendubtur. Bu Allahu Teala'nın onlara hazırladığı akıbeti beyanla, inzar içindir. Ancak vâcib değildir. 

Hadd cezaları dünyayı fısk-ü fücurdan temizler, cihad ise küfürden temizler. Cihad elden gelen kuvvet ve kudreti sarfetmek manasınadır. Buna göre; iyiliği emredip, kötülükten menetmek sûretiyle, halkla mücâhede eden herkese şamildir. Dolayısıyla cihad; yeryüzünde yalnızca Allahu Teala'nın indirdiği hükümlerle hükmedilmesini, ihlâsla arzu eden her mü'minin, asla terkedemiyeceği bir ibadettir.


Bu kategori şuan boş

  • Mukaddime  ( 2 konu )

    Cihad; Allahu Teala'nın farz kılmış olduğu bir ibadettir. Cihad; hem mal, hem nefis, hem de diğer vasıtalarla edâ edilebilen ve aynı zamanda hiçbir "Mekruh" vakti olmayan bir ibadettir. Hatta öyle ki; bir gayr-i müslim, namazını edâ etmekte olan bir mü'mine hitaben: Bana  kelime-i şehadet'i öğretir misiniz, teklifinde bulunsa, o mü'min'in, bu teklif sebebiyle namazını bozup, tebliği yapması caizdir. Aynı namazı, tebliğden sonra edâ eder.

    Cihad; "güç ve gayret sarfetmek, amelde mübalâğa etmek ve zahmet" gibi manalara gelen "Cehd" kökünden türemiştir. İslâmi Istılâhta: Allahu Teala'nın dini için; can, mal, dil ve diğer vasıtalarla eldengelen güç ve gayreti sarfetmeye cihad denir.

    Cihad kavramı, "Harb" mefhumundan daha geniştir. Dünyevi endişelerini, heva ve hevesini bir kenara bırakan mükellefin; Allahu Teala'nın rızasını kazanmak niyetiyle küffarla savaşması bir ibadettir. Savaş Cihadın şubelerinden bir şubedir.

    Mü'minlerin; ister farz-ı kifaye, ister farz-ı ayn olsun; cihad'a niyyet etmeleri vâcibtir. "Büyük Cihad" yaptığını iddia ederek; gaza etmeyi gönlünden geçirmeyen kimse; şeytanın vesvesesine kapılmış ve nefs-i emmare'sine tabi olmuştur. Nefis terbiyesi iddiasında bulunan her mü'min; bunun mahiyetini iyi tefekkür etmelidir.

  • Sebebi  ( 1 konu )

    Müşriklerle ve kafirlerle yapılması emredilen cihad; onların İslâm'a karşı savaş açmaları münasebetiyledir.

    Mü'minlerin; kendi içlerinden bir "Ulû'lemr"seçmelerinin temel sebebi; İslâm'ın emirlerini hakkı ile edâ etmektir. "Ulû'lemr" yeryüzündeki bütün mü'minlerin (Herhangi bir ayırım yapmadan) haklarının takipçisi ve koruyucusudur. Cihad'dan maksad da; müslümanların emniyet içinde bulunmaları, din ve dünya işlerini yürütme  (Edâ edebilme) imkanına kavuşmalarıdır. Darû'l İslâm'a hicret etme imkanını bulamamış, zayıf ve azınlık durumunda bulunan mü'minlere; "Tağuti rejimler" zulmetmeye kalkarlarsa, "Ulû'lemr" derhal cihad ilân edebilir.

    Cihad'ın diğer bir sebebi de;  kâfirlerin, mü'minlerle olan ahidlerini bozup, yeniden savaş haline geçmeleridir. Nitekim Hudeybiye Andlaşmasını bozan Mekke Müşriklerine karşı, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Cihad" ilân etmiştir.

  • Dar (Vatan)  ( 5 konu )

    Dar lugatta yerleşme mekânı, belde, mahalle ve arsaların tamamı, bir kavmin konakladığı, yerleştiği yerdir. Istılahta; Herhangi bir inanç sahiplerinin kuvvet ve hâkimiyetle ele geçirdiği belde manasına kullanılır. Mü'min için; yeryüzünün doğusu da, batısı da Allahu Teala'ya aittir. Yeryüzünün tamamı; "Niyyet" ehli mü'min için "Vatan-ı Aslî" veya "Vatan-ı İkâmet" olabilir. Dolayısıyla "Vatan" ile "Dar" mefhumu arasında büyük farklar vardır.

Kapa