| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 14.11.2007 - 23:41
|
Okunma Sayısı : 768 |
Kur'an'da: "Sadakalar
Allah'tan bir farz olarak fakirlere, miskinlere, (Sadakaların) üzerine me'mur
olanlara, (Âmil'lere), kalbleri ısındırılmak istenenlere (Müellefe'ye),
kölelere, gârimine (borçlulara), Allah yolunda (harcamaya) ve yolculara
mahsustur. Allah hakkı ile bilendir. Tam bir hüküm ve hikmet sahibidir"
buyurulmuştur.
Buna göre zekat verilecekler yedi
kısımdır:
1.
Fakirler: Nisab miktarından
az malı olan kimseye fakir denir. Ayrıca nisab miktarına ulaşmış malı olmasına
rağmen, nâmi yani üreyici olmayan mala sahib olan kimseye de, fakir
denilmiştir. Zira bunların, ihtiyaç hâli devam eder. Zekâtı, fakir olan ilim
ehline vermek, fakir olan cahile vermekten daha efdaldir.
2.
Miskinler: Hiçbir şeyi
bulunmayıp, dilenerek hayatını idâme ettiren kimselere "Miskin" denir.
İçinde bulunduğu gün için yiyeceği olan kimsenin dilenmesi helâl değildir.
Dolayısıyla "Fakir" ile "Miskin" arasındaki en önemli fark
buradadır. Fakir'in; nisab miktarına ulaşmamakla birlikte malı mevcuddur ve
dilenmesi helâl değildir. Miskin'in ise; hiçbir şeyi bulunmayıp, dilenmesi
helâldır.
3.
Amiller: Âmil; Ulû'lemr'in,
zahiri malların zekât ve öşürünü toplamak üzere tayin edib, memur eylediği
kimselerdir. Bir mükellef, kendi malının zekâtını bizzat kendisi
"Ulû'lemr'e" verirse, âmil bu zekât'tan hisse almaya hak kazanamaz.
Amil, zengin dahi olsa sırf zekât işi ile meşgul olduğu için oradan geçimini
temin edebilir.
4.Garimler: Borcu olup, nisab miktarı mala sahip olmayan
veya insanlarda alacağı olup da, alması mümkün olmayan kimselere de zekât
verilir. Herhangi bir felâkete Yangın, kaza vs. gibi afetlere uğramış mü'minler
de bu kısma dahildir.
5.
Mukateb Köle ve Cariyeler:
Bir bedel mukâbilinde azad edilmek üzere efendisi ile mukâvele yapmış bulunan
köle ve câriyeye "Mükâteb" denir. Onları kölelikten ve cariyelikten
kurtarıb, hürriyetlerine kavuşturmak için zekât verilir. Ancak Hâşimi'lerin
mükâteblerine zekât vermek caiz olmaz. Çünkü kölenin mülkü de efendisine
aittir. Halbuki Hâşimi'lere zekât haramdır.
6.
Mücahidler, Allah Yolunda Olanlar:
Fakirlikleri dolayısıyla cihada katılamayan gazilere (Mücahidlere) zekât
verilir. Hacc yolunda (Malını ve vâsıtasını kaybetmiş) fakir kimseler de Allah
yolundadır. Nisaba malik olan kimseye zekât vermek caiz değildir. Ancak İlim
öğrenene, gaziye ve hacc kafilesinden ayrılmış olan kimseye verilebilir. Talebenin
fakir olmasına dikkat edilmesi daha iyi olur.
7.
İbn’us Sebil: Bundan maksad;
malı memleketinde kalıp, elinde birşey bulunmayan yolcu olan garib kimsedir.
Her ne kadar; aslî vatanında malı mevcud ise de, sefer halinde ona uluşmaya
kâadir olmadığından, ihtiyacı kadar alması caizdir. İhtiyacından fazlasını
alması ise helâl olmaz. Memleketinde malı olan yolcunun, zekât yerine borç
alması daha efdaldir.
Zekât; mahiyetini beyan ettiğimiz yedi sınıfın bütün
ferdlerine veya bazısına temlik yoluyla edâ edilir.
Günümüzde "Ulû'lemr" ve
onun zekât toplamakla görevlendirdiği "Âmil" yoktur. Ayrıca Allah
(cc) yolunda silâhlı mücadele veren fakir mücahidlerin sayısı da oldukça azdır.
"Mükâteb köle'nin de" bulunmadığı dikkate alınırsa, geriye: Fakir,
miskin, yolcu ve borçlu kalır.
Zekât verilen mal, nisab miktarına
ulaşmıyorsa, bunu tek bir kişiye vermek daha efdaldir. Ancak nisab miktarını
aşarsa, bir kişiye vermek mekrûh olur. Zira bu fiilde, karşıdakini
"Zengin" duruma getirmek vardır. Bu gibi hallerde; birkaç fakir
arasında taksim edilir.
Son Güncelleme : 14.11.2007 - 23:41
|