| Yazan: Mustafa Refik,
Tarih: 16.11.2007 - 03:50
|
Okunma Sayısı : 503 |
Kıran
lûgat'ta iki şeyi bir araya getirmektir. Şer'an ise; hacc ve umre için birlikte
ihlâl yapmak, yani yüksek sesle telbiye getirmektir. Bu hakikaten olduğu gibi
hükmen de olur. Hacc-ı Kıran, Hacc-ı Temettü ve Hacc-ı ifrad'dan efdaldir.
Hacc-ı Kıran'ın sıfatı; mikat'ta umreye ve hacca birlikte niyyet etmektir.
Hacc-ı
Kıran'ın sıfatı; umreye ve hacca birlikte niyyet ederek telbiye getirmek ve
namazın peşinden; "Allahümme inni ürîdül hacc vel umrete feyessirhümâ lî
ve takabbelhümâ ninnî" yani "Allah'ım!.. Ben hacc ve umre yapmak
arzusundayım. Bu ikisini bana müyesser kıl ve bu ikisini benden kabul
buyur"demesidir. Zira kıran; hac ile umrenin arasını birleştirmektir.
Hacc-ı Kıran'a niyet eden mükellef; Mekke-i Mükerreme'ye girince umre için
Kâbe'yi tavaf eder, tavaf namazını kılar ve zemzem suyunu içer!.. Daha sonra
Safa ile Merve arasında sa'yi edâ eder. Artık ihramdan çıkmaz. Daha sonra
"Kudûm" tavafını ve sa'yini yapar. Devamlı olarak ihram içerisinde
kalmak ve ihram sebebiyle haram olan hususlara riayet etmek durumundadır.
Terviye günü; hacc-ı ifrad'a niyyet eden mükellefin yaptığı gibi, Mina'ya ve
oradan da Arafat'a çıkıp, vakfeyi edâ eder. Daha sonra Müzdelife'ye dönerek
orada da vakfesini yapar. Bayramın birinci günü; Akabe Cemresini taşladıktan
sonra Allahu Teala'ya şükran olmak üzere, kurban keser. Buna "Dem-i
Kıran" denir. Ancak kurban bulamaz veya kesmeye gücü yetmezse; sonu
Arafe'ye raslamak üzere hacc'da üç gün oruç tutar. Bu üç günlük orucu kurban
bayramına kadar tutmayıp geçirmesi halinde, kurban kesmekten başka çaresi
yoktur. Sonra memleketine varınca yedi gün daha oruç tutmak zorundadır.
Dolayısıyla oruç sayısı on güne çıkar. Hacc-ı kırân'ı edâ eden mükellefe
"Karin" denilir; "Karin"; hacc ve umre arasında tıraş
olamaz. Ancak Bayram'ın birinci günü Akabe cemresini taşlayıp, kurbanını
kestikten sonra tıraş olabilir.
Bizim
gibiler için temettûu daha münasiptir. Çünkü hacc ihramını, kötü sözler
söylemek vesaire gibi şeylerden korunmak için imkân verir. Bu suretle:
"Kendisinde fuhşiyat konuşmak, sapıklık yapmak ve kavga etmek bulunmayan
hacc" diye tefsir edilen hacc-ı mebruru yapması ümit edilir. Çünkü kırân
ve ifrad haccını yapanlar; on günden fazla ihramlı kalırlar. İnsan bu müddet
zarfında bu yasaklardan bilhassa hizmetçilerle, şoförlerle kavgadan pek az hali
kalır. Temettûu yapan ise; ancak terviye günü harem'den hacc için ihrama girer.
Böylece o iki günde hacc yasaklarından korunmak imkânı bulur. Haccı da
inşaallah kederden salim kalır. Bundan, haddi zatında kırân temettû'dan
efdaldir. Lâkin bazen kıran yapanın başına öyle işler gelir ki, tercih ettirir.
Ta ki haccı salîm kalsın ve mebrur olsun. Çünkü o ömürde bir defa yapılır.
Son Güncelleme : 16.11.2007 - 03:50
|
|
|
Okuyucu yorumları  |
|
Ortalama Üye Değerlendirmesi
(0 Oylama)
|
|
Yorumunuzu ekleyin
|