Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Hafi Ve Müşkil Lafızların Mahiyetleri Ve Hükümleri E-Posta
Yazar Mustafa Refik   
31 12 2007

Hafi, sigası itibariyle manası zahir olduğu halde anz olan bir sebep ile raütekellimin maksadına delalet hususunda kapalı olan la­fızdır.

Mesela: sarik lafzı, sigası bakımından zahirdir. Fakat bu tabir, baş­ka isimler ile yad olunan tarrare, nebbaşe şamil midir, değil midir, işte bu hususta —ad değişmesi sebebile-kapalıdır, bunlara delalette zahir değildir.

Hafinin hükmü, hakkiyetine itikat etmekle beraber delale­tinin kapalı olduğu hususta imali fikirde bulunmaktır.

Mesela: sirkat hakkındaki emrin ve hükmün hakikatine itikat ede­riz. Sonra bunun tarrar denilen yan kesiciye ve nebbaş denilen kefen so-yucuya şamil olup olmadığım düşünürüz. Yankesicilikte daha mahirane bir sirkat olduğu anlaşılır. Çünkü sahibinin gözü önünde malım çalmak, elbette gıyabinde çalmaktan daha maharetli bir hırsızlıktır. Binaena­leyh sarik hakkındaki hükmün tarrara şamil olduğuna kail oluruz. Fa* kat ölmüş bir kimsenin kabrinden kefenini almaktaki maharet binnisbe azdır, müdafaasız bir yerden bir malı aşırmak daha kolaydır. Bu cihet­le sarik hakkındaki hükmün kefen soyucuya şamil olduğuna kail ola­mayız.

Müşkile gelince: Bu da; ya manasmdaki gumuzdan veya lafzmdaki bir istiarei bediadan dolayı maksada delaleti ziyade kapalı bu­lunan lafızdır.

Mesela: Hakteala bizlere:  cünüp olursamz temizlenmeğe çalışınız) diye emretmiştir. sığası, mübalağa ifade eder. O halde acaba biz gusül ederken ağzımızın içerisini de yıka­makla mükellef miyiz. İşte bu emir, bu hususta müşkildir, kapalıdır.

Kezalik: cennet kaselerinin, kadehlerinin gümüşten, sırçadan oldu­ğu: nazmı kerimile beyan olunmuştur. Bir sırça ne iti­bar ile gümüşten olabilir?. İşte bunda da bir işkal vardır.

Müşkilin hükmü, hakkiyetine itikat etmekten ve murad an-laşılmcaya  kadar imali fikirde bulunarak lafzın mahalli sahihine tayi­ne çalışmaktan ibarettir.

Mesela: Yukarıda yazdığımız birinci misalde imali fikir edince gu-muz bertaraf oluyor. Ağzm içini zahiri bedenden sayarak gusulde yıkan­masını vacib görüyoruz. Bu suretle o emirdeki mübalağa için bir sahih mahmil bulunmuş oluyor. Ağıza alman su ile orucun bozulmaması, ağız içinin zahiri bedenden olduğunu bize göstermiş oluyor.

İkinci misalde de bir düşünce neticesinde bir istiarei bediiyenin var­lığına intikal ediyor, cennet kaselerinin şeffaflıkla sırça gibi, beyazlıkta da gümüşler gibi olduğu anlaşılmış oluyor.

 
< Önceki   Sonraki >
Kapa