| İstisna |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
Bazı şeyleri diğer bazı şeylerin hükmüne duhulden hariç bırakmak
manasına olan istisna, —ıstılahat kısmında yazılmış olduğu üzere-istisnai
muttasıl ve istisnai munfasıl kısımlarına ayrılır. İstisnai muttasıl ile
müstesna olan şeyler, müstesna minh ile cinsen müttehit olur. İstisnayı munkati
ile müstesna bulunan şeyler de müstesna minh ile cinsen müttehit bulunmaz. (91,
92, 93) üncü meselelere müracaat!.
istisnai muttasıl, Hanefilerce «ba'dessünya baki hakkında
tekellümden, yani: müstesnadan maadası hakkında hüküm vermekten ibarettir,
müstesnanın hükmü ise rneskutün anh kalmış olur.
Mesela: Herkesin bey1 ve şirası caizdir, kasırların bey' ve
şirası ise müstesna» denilse kasırların, bey' ve şirası müstesna, sözü** bir
istisnai muttasıl olup bu müstesna hakkında bir hüküm verilmemiş, yalnız kasırlardan
başka kimselerin bey' ve şırasının cevazı hakkında hüküm verilmiş olur.
Fakat Şafiilere göre istisnai muttasıl, nefiden sonra ispat,
ispattan sonra nefidir. Mesela: «Bana Zeyd'den başkası gelmedi» denilse Zeyd'in
gelmesi ispat, maadasının gelmesi nefy edilmiş olur. Bilakis «Bana Zeyd' den
başka herkes geldi» denilse Zeyd'in, gelmesi nefy, başkalarının gelmeleri
ispat edilmiş olur.
İstisnai muttasıl ile istisnai munkatia istisna denilmesi, bir
hakikati istılahiyedir. Fakat munkatia istisna denilmesi, lügat itibarile
mecazdır. Çünkü bunda müstesna, müstesna minhe dahil değildir ki, ondan hakikaten
istisna mutasavver olsun.
Müstesna, müstesna minhin lafzile olunca ondan ekal olmalıdır,
ondan daha çok veya mefhumen ona müsavi olmamalıdır. Çünkü bu takdirde istisna,
lağv olur. İstisnadan sonra bir şey kalmalıdır ki, istisnada fayda bulunsun ve
illa istisna batıl olup evvelki söz, yani müstesna minh olduğu gibi baki
kalır.
Mesela: -«Dört veya üç dirhemi müstesna olmak üzere üç dirhem
borcum vardır» denilemez. Fakat «iki dirhemi müstesna olmak üzere üç dirhem
borcum vardır» denilebilir, bununla bir dirhem borç itiraf edilmiş olur.
Yalnız İmam Ebu Yusüf'e göre müstesna, bakiden ekal olmalıdır.
Buna göre üçten bir istisna edilebilirse de iki istisna edilemez. Çünkü bu iki,
baki kalan birden ziyadedir.
Arapça olarak : (Enti talikun selasen illaisneyni -sen üç talak
boşsun iki talak müstesna) denilse bir talak olur. Fakat {Abidi ahrarün illa
Abidi = kölelerim azattırlar kölelerim müstesna) denilse istisna lağv olup
bütün köleleri azat olmuş olur.
Kezalik: (imai keza illa memlükati = cariyelerim şöyle olsun
mem-lukelerim müstesna) denilince de hüküm böyledir. Çünkü memlükati sözü imai
sözüne mefhumen müsavidir.
Kezalik : (Aliyye selasetün illa selasetün illasneyni = üzerime
üç vardır üç müstesna, iki müstesna) denilse dört dirhem itiraf edilmiş olur.
Çünkü birinci müstesna minh ala halihi kalmış olur. Ona müsavi olan (illa selasetün)
müstesnasından iki istisna edilmekle bir de ondan kalmış olur ki, mecmuu
dörttür.
İstisna, birbirine atf edilmiş cümlelerden sonra gelince bu
istisna, son cümleye masruf olur. Çünkü buna sarfı mütehakkaktır, diğerlerine
sarfı muhtemeldir. Halbuki diğerlerindeki hüküm, müstakillen müteyakkandır. Artık ihtimal ile
bu müteyakkan izale edilemez. İmamı Şafiiye göre ise bu istisna, bütün
cümlelere masruf olur. Zira harfi cem ile, yani vavı atife ile cemi, cemi lafizle
cemi hükmündedir. Attık istisnanın makabli cemi sigasile olunca istisna
hepsine münsarif olacağı gibi harfi cem ile olunca da münsarif olur.
Mesela: ayeti celilesindeki istisna, Hanefi-lere göre yalnız
son cümle olan ne münsariftir. Binaenaleyh muhsanalara kazf edenler, taip
olunca fasik olmaktan kurtulurlar. Fakat bunun ile şahadetlerinin kabul
edilmesi lazım gelmez. Çünkü bu istisna, cümlesine de münsarif değildir, onun
hükmü olduğu gibi kalmıştır.
İmamı Şafiiye göre ise bu istisna, o cümleye de münsarif
olduğundan ba'dettevbe şahadetleri
kabul edilebilir. |
|
| Son Güncelleme ( 04 01 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|