| Mücmel İle Müteşabihin Mahiyetleri, Nevileri Ve Hükümleri |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 31 12 2007 | |
|
Mücmel; bir lafızdır ki, hakkında beyan varid olmadıkça manasım
anlamaya yol bulunmaz. Bu cihetle müşkilden
daha müphem bulunur. Mesela: salat, zekat, riba lafızları manayı şer'ileri
itibarile birer mücmel lafızlardır ki, şarii mübin tarafından haklarında birer
beyan vaki olmamış olsa idi, bunlar ile ne irade buyurulmuş olduğuna muttali
olamazdık.
Mücmelin üç nevi vardır. Birincisi: garabetinden, az istimal
edildiğinden dolayı manası herkesçe anlaşılmayan herhangi bir lafızdır. «Helu'»
lafzı gibi. Bu, sabrı az, hırsı çok
olan kimse demektir. Kur'anı Mübinde: buyurulmuştur. Sonra diye beyan buyurulmuştur. Binaenaleyh helu'
lafzı mücmel iken bu beyan ile müfesser olmuştur.
İkincisi: Lügatçe manası malum ise de lisanı şeriatteki manası
müphem bulunan herhangi bir lafızdır. Zekat ve riba lafızları gibi. Bunların
şer'i manaları şarii mübin tarafından beyan ohınmasaydı bizce anlaşılması
kabil olamazdı.
Üçüncüsü: Lügatçe manaları müteaddit olup matlup olan manasının
tayini, bir beyan vuku bulmadıkça kabil bulunmayan herhangi bir lafızdır. Ayn,
kuru gibi müşterek lafızlar bu kabildendir.
Mücmelin hükmü; hakikatine itikat ve hakkında beyan vu-. kuuna
kadar tevakkuf etmek, beyan kafi olmadığı takdirde de muradın anlaşılması için
taharri ve teemmülde bulunmaktır.
Bir mücmel hakkındaki beyan, ondan maksadın ne olduğunu anlatmaya
tamamen kafi bulunursa tefsir olmuş olur. Maksadı zanni surette ifade ederse
te'vil sayılır. Zanni surette de" ifade edemezse mücmel, müşkil olmuş
olur.
Mesela: (Namazınızı ikame, zekatınızı ita ediniz) mealindeki ayeti
celilede mücmel olan salat -namaz: (Namazı benim nasıl kıldığımı gördüğünüz
gibi kılınız) mealindeki hadisi şerif ile, zekat da (Mallarınızın kırkta birini
getirip veriniz) mealindeki hadisi nebevi ile izah buyurulmuştur ki, bunlar
namaz ile zekattan murat ne olduğunu tamamiyle göstermiştir.
Ribayı beyan hususundaki: hadisi şerifi ise kafi derecede bir
beyan değildir. Çünkü ribanın cari olduğu şeyleri tamamen cami bulunmamıştır.
Bu cihetle ribanın daha nerelerde cari olduğuna dair müçtehitleree içtihada
lüzum görülmüştür. Riba mebhasine müracaat!.
Müteşabihe gelince, bu da: kendisinden murad ne olduğunu
bilmek ümidi ümmet hakkında munkati olmuş olan lafızdır. Müteşa-bih
müphemiyetindeki ehemmiyeti itibariyle muhkeme
mütekabildir, birinin manası ne kadar vazıh ise diğerinin de o nisbette
müphemdir.
Müteşabihin nevileri ikidir. Birisi: kendisinden lügat itibariyle
hiç bir şey anlaşılmayan lafızlardır. Bazı surelerin evvelindeki harfler gibi.
Diğeri de lugavi manasını iradeye aklın müsait olmadığı bazı tabirlerdir.ayeti
kerimesindeki yed -el lafzı gibi.
Müteşabihin hükmü, hakkiyetine itikat ve manasının kat'i
surette tayinini ilmi ilahiye havaleden
ibarettir. Selefi salihin bu gibi
müteşabihleri te'vilden kaçınmışlardır,
eşlem olan yol da budur. Halef ise görülen lüzuma mei-mi müteşabihatı şer'i şerife muhalif olmayacak
bir tarzda tc'vil etmiş, mesela: Hakteala'ya, isnat edilen yedden murad,.
«kudreti ilahiyedir» demişlerdir. Böyle
bir te'vil, yanlış zehablara meydan vermemek maksadına müstenit olduğundan
zamanın icaplarına muvafıktır.
Velhasıl: müteşabihatm nüzulü veya vürudü, bir hikmete müstenit,
bir iptila ve imtihan mahiyetim haiz, beşerin aczini müş'ir bulunmuştur. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|