| Takat Fevkinde Bir Şey İle Teklif Vaki Olup Olmadığı |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 31 12 2007 | |
|
Şarii; hakimdir, herkese kudreti, istitaati dahilinde olan şey
ile emreder, bir kimseyi yapamayacağı
bir şey ile mükellef tutmaz.
Mesela: Biz İfasına muktedir olduğumuz için namaz ile, oruç ile
mükellef bulunmaktayız. Muayyen miktar servetimiz olmadığı takdirde zekat ile
mükellef olmayız.
Bir kimsenin yapmasına kadir olmadığı bir şey ile mükellef
tutulmasına «teklifi mala yutak» denir. Bizce böyle bir teklif vaki değildir.
Çünkü teklifin şartı, emredilen şeye memurun muktedir olmasıdır.
Vakıa bazı kere insanlara yapamayacakları bir şey ile
emrolunur. Mesela: Kur'anıkerim'in bir mucizei kelamiye olduğunu inkar
edenlere: haydi bunun bir suresinin benzerini getiriniz) diye emrolunmuştur.
Fakat bu emir, bir emri teklifi değildir, belki muhataplara acizlerini
bildirmek için yapılmış bir -emirdir ki, buna «emri tacizi» denir.
Teklifi malayutak» sayılacak emirler, üç kısma ayrılmıştır:
(1) : Teklifi malayutakın en
yüksek mertebesidir. Bu, haddi zatında mümteni olan bir şey ile tekliftir ki,
ne vaki, ne de caizdir. iki zıddı, iki nakizi cem etmek, bir şeyin mahiyetini
değiştirmek gibi.
Mesela- Bir an, hem gece, hem de gündüz olamaz. Bir kimse bir
anda hem diri, hem de ölü olamaz. Dört adedi hem çift, hem de tek olamaz. Bir
şey altın olduğu halde mahiyetinden gikıp bakır olamaz. Bir kimse, mesela 1360
senesinde İstanbul'da bulunduğu halde başka yerlere gidip beş sene, on sene
vakit geçirdikten sonra yine 1360 senesinde istanbul'a dönmüş olamaz. Bütün
bunlar, haddi zatında mümtenidir-ler. Bunlar, kudretin taallukuna müstait
değildirler. Binaenaleyh böyle bir şey ile teklif vaki olamayacağında ittifak
vardır.
(2) : Teklifi malayutakın orta
mertebesidir. Bu, kudreti ilahiyeye nazaran mümkün, insanlara göre adeten
mümteni' olan bir şey ile tek liftir.
Göğe çıkmak, bir
cisim yaratmak, bir Ölüye can
vermek gibi ki. bunlar AUahüteala'nın
kudretine göre mümkündür. Fakat insanlara gö re —harikulade haller müstesna
olmak üzere-adeten mümteni'dir. Bi naenaleyh böyle bir şey ile teklif vaki
olabilir mi, olamaz mı diye ihti laf
olunmuştur. Matüridilere
göre böyle bir teklif, hikmeti ilahiyeye muvafık olmadığı için ne vaki, ne
de caizdir. Mu'tezilere böyle bit tekli fin cevazına kail değildirler. Onlara
göre kulları hakkında eslahı yarat inak, yapılması adeten mümkün olmayan
şeyleri kullarına emretmemek Allahüteala'ya vacibdir. Böyle bir teklif ise bu
vücuba münafidir.
Mu'tezilenin bu vücub iddiası
doğru değildir. Ehli sünnetten
olan. Matüridiler, bu nokta itibarile Mu'tezilerden ayrılmış bulunmaktadırlar.
Eş'arİlere göre İse böyle bir teklif vaki değilse de aklen
caizdir. Çünkü Hakteala kulları üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir. Böyle
bir emirde bulunması da istibad edilemez. O:
(Layüs'elü amma yef'al) dir.
(3) : Teklifi Malayukatın aşağı
mertebesidir. Şöyle ki: Allahüteala' bir şeyin vukubulacağım veya bulmayacağını
ezeli olan ilmi ile bilir. Artık olacağını bildiği şey, herhalde mukadder olan
vakti gelince vücu-de gelir, olmayacağım bildiği şey de asla vücude gelemez,.
aksi takdirde cehil lazım gelir. Hakteala ise cehilden münezzehdir. Binaenaleyh
Alla-hüteala vücude gelmeyeceğini bildiği bir şeyi vücude getirmek için bir
kuluna emirde bulunsa bu, böyle bir teklifi malayutak kabilinden olur. Ebu
Cehile iman etmesi için emir gibi. Bu nevi teklifi malayutak bilit-tifak vakidir.
Çünkü bu neviden olan bir memurun bihi yerine getirmek haddi zatında mümkündür.
Nitekim misalimizdeki iman haddi zatında mümkündür. Biz insanların kudretleri
haricinde bir şey değildir. Nitekim milyonlarca insanların imanları buna
şahittir. Ebu Cehil ile emsali hakkında imanın mümteni olması ise Allahü Teala'mn
bilmesinden dolayı değildir. Belki bunların kendi iradelerini, ihtiyarlarını,
suiistimal etmelerinden dolayıdır. Bunların ihtiyarlarını suiistimal
edeceklerini Al-iahüteala bildiği için iman etmeyeceklerini de bilmiştir. Başka
bir tabir ile bunların iman etmemeleri bunların ademi imanını Allahüteala'mn
bildiğinden dolayı değildir, belki bunların ademi imanını Allahüteala'mn
bilmesi, bımların ihtiyarlarını suiistimal edeceklerinden dolayıdır. Çünkü
ilim maluma tabidir, yoksa malum ilme tabi değildir.
Mesela: Bir muvakkit, filan saatte küsuf vukubulacağım bilir.
Şüphe yok ki, küsufun vukuu muvakkitin bu bilmesinden naşi değildir, belki
muvakkitin. bu bilmesi, küsufun vukubulacağmdan naşidir.
Artık böyle bir teklif, haddi zatında muhal ile teklif demek
değildir. Binaenaleyh böyle bir teklif hem caiz, hem de vakidir. Bunda da
ittifak vardır. |
|
| Son Güncelleme ( 31 12 2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|