| Kıyas, Mahiyeti ve Rükünleri |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
Kıyas; lügatte takdir, müsavat, bir şeyi diğer bir şey ile
ölçmek manasınadır. Buna «mukayese» de denir. Istılahı şer'ide kıyas: «iki malum
şeyden birinin mensus olan hükmünü —yani: bu hükmün mislini--aralarındaki
müttehid illetten dolayı diğerinde de büictihad izhar» etmektedir.
Mesela: bir hadisi şerif: «buğdayı buğday ile mislen bimislin
satınız, fazlasına satarsanız fazlası riba olmuş olur» mealindedir.
Binaenaleyh mesela: bir kile buğdayı bir kile buğday ile peşin
olarak mübadele edebiliriz, bundan fazlasile mübadele edersek bu fazla haram
olur.
Acaba bu hüküm darıda da var mıdır? Bir mikdar darı da kendisinden
fazla bir darı ile mübadele edilse haram olur mu?
Biz darı hakkında böyle sarih bir hüküm görmüyoruz. Fakat bakıyoruz
ki, bir mikdar buğdayın diğer bir buğday mukabilinde fazlasile satılmasının
memnuiyetine sebeb, keyliyyet ile cinsiyettir. Bunlar bir cinstendir, kile ile
satılırlar, birinin mikdarı fazla oldu mu aralarında riba tahakkuk eder. O halde
iki muayyen mikdar darıda da bu keyliyyet ile cinsiyyet vardır. Bunlarda da ayni memnuiyetin, sebebi
mevcuttur.
Binaenaleyh buğdayda cari olan hükmün darıda da cereyan edeceği
bir ictihad neticesi olarak kıyas ile
tebarüz etmiş oluyor.
Pirinç, susara gibi mekilat hakkında da hüküm böyledir. Riba
bahsine müracaat!.
Kıyasın rükünlerine gelince bunlar, tarifinden de anlaşılacağı
veçhile şu dört şeyden ibarettir:
(1) : Asıl buna
«makiaün aleyh-», «müşebbehün bih» denir. Riba hususunda
darıya nazaran buğday bir asidir, bir makisün aleyhtir. Bunun hükmü nas ile
sarahaten sabit bulunmuştur.
(2) : Feri', buna
«raakis», «müşebbeh» denilir ki,
aslın hükmüne tabi olan şeydir. Buğdaya nazaran darı gibi ki, bunun
hükmü, kıyas ile izhar edilmiştir.
(3) : Hükmi asi. Bu, kitab ile,
sünnet ile, icma veya istihsan ile sarahaten sabit olan hükmi seridir.
Buğdayın.buğday ile mütefadılen satılamayacağı hakkındaki sünnet
ile sabit olan hü)«n gibi.
(4) : İlleti camia. Bu, asi ile
fer arasında, yani: makisün aleyh ile makis beyninde müşterek olup hükmi şer'iye
alamet bulunmuş olan şeydir. Buna «menatı hükm» de denir. Buğdaya nazaran riba hükmünün vücudüne
keyiiyyet ile cinsiyyetin illet olması gibi.
Kıyaslardaki illetler, birer illeti şer'iyyedir. Şer'i illetler
ise birer alametten, emareden ibarettir. Asıl hükm, hitabı şer'i ile sabittir.
Hakteala Hazretleri hiçbir illetin tesiri altında bulunmayan bir hakiki
müessirdir, onun ilahi hükümleri, garazlar ile muallel değildir, belki kendisinin
hikmeti muktezasıdır.
Mutezile ise der ki: şer'i illetler, akli illetler gibi
müessirdir. Meşe-la: ateş yakmaya illet olduğu gibi aniden kati de kısasa
illettir. Bu takdirde Allah Teala'mn failün bilicab olması lazım gelir ki,
zatı bari, bundan münezzehtir.
Kezaiik: İlahi hükümler, garazlar ile muallel olsa isükmal
bilgayr lazım gelir. Çünkü bu takdirde Hak Teala Hazretleri illeti gaiyyeye muhtaç
olmak iktiza eder. Zira o illet bulunmadıkça istikmal kabil olamaz.
Bir de illeti gaiyye, illeti failiyyenin illiyetine illettir. O
halde bir hükümdeki illeti gaiyye, Cenabı Hakkın o şeydeki halikiyyetine illet
olmuş, zatı akdesi ilahi, o illetin tesiri altında bulunmuş olur ki bu, sanı
uluhiyyete asla layık değildir.
Velhasıl: ilahi hükümlerin faideleri, maslahatları bütün
mükelleflere racidir. Yoksa zatı barice bir garaza, bir faideye müstenit
değildir. |
| < Önceki |
|---|