Üye Girişi
Close

Üye Girişi






Kayıp Şifre?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Bölümler

Kıyas'ın Hüccet olması ve Kuvvet Derecesi E-Posta
Yazar Mustafa Refik   
04 01 2008

Kıyas, müctehitlerin cumhuruna göre bir hücceti şeriyye-dir. Bunun bir hüccet olduğu Kur'anıkerim ile,    sünneti nebeviyye ile, müctehidlerden birçoğunun ittifakiie sabittir.  Nitekim  ileride izah olu­nacaktır.

Maamafih kıyas, içtihada müstenit, zandan gayrihali olduğu cihet­le edülei zanniyyeden sayılmıştır. Binaenaleyh kitaba, sünneti sabiteye ve icmaı ümmete muhalif olursa kabule layık, ihticaca   salih olamaz.

Bazı kimseler,  kıyasın bir  hücceti şeriyye olduğuna kail bulunmamıştır. Şöyle ki: tmamiyye ile Revafız ve Havariç taifesi, kıya­sı  inkar etmişlerdir.  Bunlara göre kıyas  ile amel, şer'an da, akien de mümteni'dir.

Zahiriyyeden bir kısım zatlar da kıyasın hücciyetini kabul etmemiş­lerdir. Bunlara göre kıyas ile amel, akien mümteni değildir, şarü mübın, kıyas iie amel edilmesini emr edebilirdi. Fakat böyle bir emir vaki ol­mamıştır. Belki kıyas ile amel edilmesi men olunmuştur. Binaenaleyh kıyas bu cihetle batıldır. Kaşani, Nehrivani de buna kaildir.

Şeyh Muhyiddini Arabi merhum, esasen kıyasa kail değil­dir. Fakat kıyas hakkındaki mütaleatı pek  alimane ve  pek  munsifane olduğundan bunun bir tercümesini   «Fıkhı Hanefinin esasatı»  adındaki risaleden aynen iktibas ediyoruz:

Şeyh Muhiddini' Arabi Hazretleri «Fütuhatı Mekkiyeye» de «Ahka­mı şer'iyyenin usulü» hakkındaki babda diyor ki: «Gerçi kıyas bir delili kat'i değilse de haberi ahada şebihtir. Haberi ahad, ilmi kat'i ifade et­mezken anınla ahze ittifak olunmuş ve bu suretle haberi ahad, ahkamı şer'iyyenin usulünden bir asl olmuştur. Binaenaleyh kıyas, şüpheden azade bir surette olarak vücude gelir ise varsın haberi ahad gibi usuli ahkamdan bir asl olsun.»

«Biz, kıyası Hanefiye kail olmaz isek de, ictihaden mucebi kıyas ile hükm edenin hükmünü tecviz ederiz. Müctehid, gerek hata ve gerek isa­bet etsin. Çünkü sari, müctehid hata etse de anın hükmünü kabul ve kendisini me'cur addetmiştir. imdi müctehid, kıyası bir asl olarak tanı­mak hususunda kitab veya sünnet veya icmaa veya bunlardan me'huz olan bir asle istinad etmemiş olsaydı meselei ictihadiye hakkında kıyas ile hükm etmesi kendisine halal olamazdı. Belki çok kere nazariyatça sahibi insaf indinde kıyası celi hükme delalette adiden menkul olan haberi vahidi sahihten daha kavı olur. Biz haberi ahadi, mücerred ra-visine olan hüsni zanmmıza binaen sened ittihaz ederiz. Halbuki ilmen Allah'a karşı kimseyi tezkiye edemeyiz. Zira şer'işerif insanları Allah'a karşı tezkiyeden bizi men etmiştir. Biz ancak bu hükmü böylece zanne­diyoruz diyebiliriz.»

«Doğrusu budur ki: nazarı akli, kıyası celi de bize müşareket eder. Şer'an misillü ayatı kerime ile memur olduğumuz nazarı akli ile isbat olunması lazım gelen ahkamı mahsusayı isbat etmiş idi. Kur'anda bu ayatın em­sali   çoktur.»

«Hak Teaia Hazretleri evvela: rüknü azam olan vücudu ilahiyi is­bat bahsinde nazarı aklinin hükmünü tesbit, saniyen: nazarı aklinin hükmünü tevhidi uluhiyetinde muteber addetti, bize kendisinden maada ılahün bilh.ak olmadığını bilmek için ukulumuz ile nazarı teklif etti. Biz andan sonra delili akli ile bu ilahe vacib olan hükümlere nazar ettik ve bunu müteakip tarafı bariden bizim gibi beşer olarak bize gelmiş olan Resulün min indüiah getirdiği şeyleri tasdikte bize emr eylediği nazarı akliyi istimal ettik ve aklen peygamberin ayatile sıdkma delii nasb et­tiği şeylere nazar ederek sübutünü idrak ettik, bunların cümlesi öyle' usuldür ki: biri münhedim olsa bütün şerai batıl olur. Çünkü bütün «unların müstenedi sübutü nazarı aklidir. Nazarı akliyi sari itibar ve is-^malini kullarına emr etmiştir. Kıyas ise mahza böyle bi« nazarı nkliden ibarettir.» «Artık,Hak Teala Hazretleri ümmehatı din olan işbu erkanı ammede nazarı akliyi ibahe ettiği halde kitabda, sünnette, icmad* para-natine tesadüf edemediğimiz bir meselei feriyede istimalini bizden nu-n edeceğini takdir eder misin ?

«Kat'i olarak biliyoruz ki, meselei feriyyenin elbette bir hükmü ila­hisi, bir hükmi muayyeni vardır. Bu hükmü bilmenin tarikleri ise kitab ve sünnette sarahatin fıkdanına mebni ilcayı zaruretle usulü şeriyyeden olan nazarı akliye müracaat etti, bu usulün esasatı sübutiyesini de kitab ve sünnetten ahz ettik. Ve bu esasata nazaran kıyasi edillei ahkamın usulünden bir aslı müstakil olarak kabul ettik. Maamafih bunu da kitab veya sünnette muayyen bir hükmü olmadığı surete hasr ettik. Binaen-aelyh yalnız bir mantukun bihte maksudı şari olması baid olmayarak meskutün anh ile mantukun bihin beynini cem eden bir illeti makulenin vücudu halinde meskutün anhi bantukun bihe kıyas ile iktifa ettik.»

«imdi kıyas ameliyesine ancak mevazii zarurette ve aradığımız hükmü şer'i hakkında muayyen bir nassı mahsusa zaferyab olamadığı­mız takdirde tevessül ederiz. İşte şu meselede mezhebimiz budur ve be­nim indimde kıyası usuli şeriyyeden asl olarak kabul edeni veya her­hangi bir asl veya fer'de bir müetehidi tahtie eden, şarie karşı sui edeb etmiş olur. Zira sari alelitlak müetehidin hükmünü tesbit etmiştir. Sari ise batılı tesbit etmez. Binaenaleyh müetehidin reyi hak olmak lazım gelir. Ve bu müetehide hatanın nisbeti muhalifin bu müetehid indinde delil olması sahih olmayan delile nisbeti mesabesinde olur,»

«Şerı'de muhti birdir ve gayri muayyendir. Binaenaleyh müetehi-din kavlile amel olunmak labüddür. Kıyas dahi müetehidin kavlidir. Nef-sülemirde hata bile olsa sari bize anınla amel edilmesini emr etti.»

«Bu babdaki beyanatımız, ilmen infirad ettiğimiz bir mesleki mah­susun iktizasıdır. Yoksa şahsan kıyasa kail değiliz. Ancak şevki ietihad ile kıvaaa kail olanlara nazaran bu sözleri sövlüyoruz. Çünkü sari, mü-eddavı ietihad olan hükmü kabul etmiştir. İmdi muhalif, insaf etmiş ol-savdı bu meselede bizimle nizadan sükut ederdi. Zira bu mesele, müna-zeün fih olmağa laik olmayacak derecede vazıhtır. inteha.»

 
< Önceki   Sonraki >
Kapa