| Kıyas'ın Şartları |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
Kıyasın esas şartlan şunlardır:
(1) : Asi, Nassa mahsus
olmamalıdır. Yani: aslın hükmü, diğer bir delile nazaran yalnız kendisine
mahsus, kendisi o hükm ile mümtaz bulunmamalıdır. Aksi takdirde o asi, makisün
aleyh olamaz. Ashabı Ki-ram'dan Hazreti Huzeyme'nin tek başına şahadetinin makbtıliyeti gibi.
Resulü Ekrem, sallallahu aleyhi vesellem efendimiz
= Huzeyme kime şahadet ederse kifayet eder) buyurmuştu ki bu, Huzeyme
radıyallahü anhe mahsus bir imtiyaz idi. Artık Huzey-meye kıyasen başka bir
zatın da münferiden şahadeti kabul edilemez.
(2) : Asi, kıyas tarikinden
mail, ala hılafilkıyas sabit bulunmuş olmamalıdır. Namazların rekatları,
hadlerin mikdarları gibi. «Şer'i mikdar-lar» denilen şeyler bu cümledendir. Biz
bunların birer hikmete müstenid olduğuna kaniyiz, fakat bu hikmetlerin
nelerden'ibaret olduğunu tayin edemeyiz. Başka bir tabir ile biz bunlardaki
hükümlerin illetlerini kat'i surette bilemeyiz. Binaenaleyh bunlarda kıyas
yapamayız. Bunun içindir ki, ibadetlerde, cezai hükümlerde kıyas cari olamaz.
Mesela: sabah namazının iki rekat olduğuna kıyas ederek öğle namazının da iki
rekat olmasına hükm edemeyiz ve haddi kazfi, haddi zinaya kıyas ederek ikisinden
dolayı da şu kadar celde -ağaç veya kamçı ile vurmak lazım gelir diyemeyiz.
Kezaiik: nisyan tarikile yiyilip içilen bir şeyden dolayı
orucun bozulmayacağı kıyasa muhalif olarak bir nas ile sabit olmuş, şöyle ki:
Resulü Ekrem Efendimiz unutarak orucunu bozan bir zata: = Orucuna devam et.
Sana ancak Allahü Teala yedirip içirdi) buyurmuştur. Artık hata yolile olan bir
iftarı buna kıyas edemeyiz. Mesela: oruçlu olduğunu bildiği halde abdest
alırken boğazından içerisine suyu kaçıran bir kimse için de orucunun
bozulmayacağına kıyas voliyle hükümde bulunanlayız. Ancak Şafnierce hata ile
ikrah, nisyana kıyas olunmuştur.
{3} : Asıldaki hüküm; sabit, yani:
gayri mensuh olup fer'a nakl edilebilecek bir hükmi şer'i bulunmalıdır. Çünkü
bir kere mensuh bir hüküm, başka bir şeyde kıyas tarikile. cari olamaz. Sonra
şer'i olmayıp akli, Jugavi bulunan bir hüküm, bir mana da fer'a nakl edilemez.
Yani: kıyası şer'i ile lügat isbat olunamaz.
Mesela: hamr lafzı, lügatte sıkılmış üzüm suyunun galeyan ve
şiddet husulünden sonra köpüğünü atan kısmına verilmiş bir isimdir. Şimdi
hamrdaki tarab veren şiddet ve iskar gibi vasıfları cami olduklarından dolayı
hurma şurubuna ve benzerlerine de kıyas yolile hamr ismim vererek her birini
ayni hükme tabi tutmak caiz değildir. Ancak Şafillerden bazı zatlar, bu gibi
isimlerde de kıyasın cereyanını ve her birinir ayni hükme tabi -tutulmasını
caiz görmüşlerdir.
(4) : Feri'de kendisine mahsus
bir nas bulunmamalıdır. Çünkü ken dişine has bir hükmü şer'iyi haiz bulunan
ssey, mansusulhükm bulunmuş olacağından artık kıyas yolile hükme muhtaç
bulunmaz.
Şunu da ilave edelim: kıyas ile sabit olan bir hükm, başkasına
taad-di edemez. Başka bir tabir ile feri' bulunan makis, başkası için makisün
aleyh olamaz. Çünkü bu makisün aleyh ile makisdeki hükm, müttehid ise her ikisi
as"ü makisün aleyhe kıyas edilmiş olur. Bunların arasındaki hüküm müttehid
değilse artık aralarında illeti camia bulunmamış olacağından kıyas batıl olur.
(5) : Feri, illet ve hükümde
aslın tam naziri olmamalıdır. Olursa o da asi olmuş olur, artık kıyasa mahal
kalmaz.
Fen, aslın her hususta değil, belki aslın yalnız hükme illet
olan vasfında naziri bulunmalıdır ki, kıyas yapılmasına mahal bulunsun.
(6) : Aslın hükmü, kıyas
yapıldıktan sonra ne asılda ve ne de fer' de tagayyür etmemeli, eğer asılda
mutlak ise fer'de de mutlak olmalı ve bilakis asılda mukayyed ise fer'de de
mukayyed bulunmalıdır, hiç bir veçhile
değişmemelidir.
Mesela: bir müslim, hem talaka, hem de zihara ehildir. Bir
gayrı müslim de talaka ehildir. Buna kıyasen zihara da ehildir, diyemeyiz.
Çünkü desek fer'de hüküm değişmiş olur. Şöyle ki: zihar yapan bir müslim,
keffaretini ya rakabe azad etmekle veya altmış fakiri itam ile. ve bunlara
muktedir değilse iki ay muttasıl oruç tutmakla ifa eder. Bir gayri müslim ise
oruç tutmaya ehil değildir. Artık böyle bir kıyas kabul edilecek olsa aslın
hükmü fer'de kısmen olsun tagayyür etmiş olur ki, bu, caiz değildir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|