|
Yazar Mustafa Refik
|
|
19 10 2007 |
Ötenazi, hayatından ümit kesilmiş hastanın kendi isteği ile
hayatına son vermek ve acı çekmesine mani olmak anlamında kullanılan bir
kelimedir. Bu kontrollü ve planlı ölüm, yani ötenazi, eski Yunanca’da “iyi
ölüm” anlamına geliyor.
Ötenazi iki nevidir:
1- Bitkisel hayatla yaşayan daha doğrusu belirli alet ve
makinelerle yaşatılmaya çalışılan tedavi ümidi olmayan kimselerin bağlı
bulundukları makinenin kapatılması. Bu işlem cinayet değildir. Olması gerekendir.
Belki de bu onu tabii haline bırakmaktır.
Şu kadar var ki: Tedâvisinden ümit kesilmemiş, iyileşmesi
muhtemel bir hastanın tedâvisini kesmek, bağlı bulunduğu makinayı kapamak câiz
değildir. İşte bu cinayet olur.
2- Hastanın ölmesini gerektirecek bir müdahele ile hayatına
son vermek ki bu ötenaziden asıl kasdedilen manadır. Anlatıldığı kadarıyla bu
işlem söyle yapılıyor: İlk önce iğne kola batırılıyor. Bir diz üstü bilgisayarı
ise yatağa oturmuş hastanın bacaklarının üstüne yerleştiriliyor. Bilgisayar
ekranında “yapmak istediğin şeyden emin misin?” yazısı belirdikten sonra ikinci
kez aynı soru geliyor; “gerçekten emin misin?”. Hasta emin olduğunda “tamam”
tuşuna basıyor ve damarlarına ölümcül dozda uyuşturucu zerk ediliyor. 30 saniye
sonra hasta derin bir uykuya dalıyor, 5 dakika sonra ise yaşama veda ediyor.
Böylece ötenazi gerçekleşmiş oluyor.
Bu kişi sırf çektiği acıları bahane ederek bu şekilde
davranamaz, bu şekilde ölümü temenni edip de kendisini bizzat kendisinin ya da
birilerinin öldürmesine müsaade edemez. Bu ancak intihardır ve ötenaziye cevaz
vermek intihara cevaz vermek demektir ki bu kesin nasslarla haram olduğu
bildirilen bir fiildir. Bu kişiye yapılacak şey acılarını dindirecek yollar
göstermek ve bunları uygulamaktır.
|
|
Son Güncelleme ( 19 10 2007 )
|