|
Yazar Mustafa Refik
|
|
28 10 2007 |
|
Ölüyü defin etmek farz-ı kifayedir. Sünnet olan
mezar şekli lahiddir. Ölü; kıble tarafına gelen kısımdan mezara konur. Zira
bunda ta'zim vardır. Meyyit'i lahid'in içine koyan kimse; "Bismillah!..
Alâ milleti Resûlullah" der.
Zâruret bulunmadığı süre içerisinde; bir kabre iki
veya üç cenaze koymak mekruhtur. Okunan Kur'an-ı kerim ölüye fayda verir.
Muhtar olan kavil budur. Kabir ziyaretinde bulunmak ve kabrin yanında, ayakta
durup duâ etmek caizdir. Mekruh değildir. Bir cenaze tamamen çürümüş, toprak
olmuş ise; o kabre başka birini defin etmek, kabir üzerine birşey ekmek ve bina
yapmak caiz olur. Başkasına ait bir toprağa mezar kazmak ve cenaze defin etmek,
yer sahibinin izni olmadığı süre içerisinde caiz değildir. Eğer böyle bir durum
zuhur ederse; yer sahibi muhayyerdir. Dilerse cenazeyi çıkarttırır veya üzerini
tamamen düzleyip, ziraat yapabilir. Darû'l İslâm'da; mürtedler ise, herhangi
bir mezarlığa defin edilmez, bir çukur kazılıp gömülür.
|