|
Yazar Mustafa Refik
|
|
28 10 2007 |
|
Bir kimsenin şehid olabilmesi için aranan ilk şart;
mü'min olmasıdır. İkinci şart: Akil-baliğ olmasıdır. Üçüncü şart: Zulmen
öldürülmesidir. Cünüb olan erkek veya hayızlı ve nifaslı olan kadın şehid
olursa cünüblük sebebiyle vacip olan gusül, şehadetle birlikte düşer.
Hadd'lerin tatbiki veya kısas sebebiyle
öldürülenler adaletin gereği olarak öldürülmüştür. Zira adalet; Allahu
Teala'nın indirdiği hükümlere göre amel etmektir. Zıddı ise zulümdür. Tağuti
güçlerin heva ve heveslerinden kaynaklanan kanunları gereğince öldürülen her
mü'min Zulmen öldürüldüğü için "şehid" hükmündedir. Burada
"Mü'min" kaydını hasseten zikrediyoruz. Zira Allahu Teala'nın
indirdiği hükümleri tasdik etmeyen ve hatta şeriata karşı savaş açan kimseler,
herhangi bir sebeble öldürüldüğü zaman "şehid" olmazlar. Maalesef
günümüzde; İslâm'a düşmanlıklarıyla ma'ruf olan ideolojiler, “şehid” kavramını
yozlaştırabilme gayretindedirler. Mahiyeti küfür olan ideolojilere itikad eden
kimseler; kendi ölülerine başka bir isim bulamadıkları için “şehid” demekten
çekinmiyorlar!.. Onların hiç birisi “şehid” değildir. Tağuti güçlerin
birbirleriyle mücadelelerinde veya savaşlarında; ölen hiç kimse
"şehid" değildir. Tağuti güçlerin emri ile savaşan kimseler de; velev
ki müslüman dahi olsalar, şehid olamazlar. Zira "şehadet mertebesi";
Allahu Teala'nın, kendi rızası için savaşanlara ihsan buyurduğu bir ni'mettir.
Ne mutlu şehadet nimetine talib olanlara!..
|