|
"Asabe" kelimesi
âsıbun'un çoğulu olup; lugat manası yardım etmek, korumak, zabt etmek ve
takviye etmektir. Baba tarafından olan akrabalara "Asabe"
denilmiştir. Akrabalığa "Usûbet" denildiği gibi; bir şahsa asabe
mirâsı vermeye de "Ta'sib" denilir. Asabe Tabiri; kuvvet ve şiddet
manalarını da içine alır. Baba tarafından olan akraba arasında; kuvvetli bir
irtibat hasıl olup, bir müdâfaa gücü ortaya çıkacağından bu isim verilmiştir.
Nitekim sinirlere "âsâb" denilmesi de; vücûdun cüzlerini
(organlarını) birbirine bağladığı ve takviye ederek hizmet ettiği içindir.
Ferâizde: "Kur'an ve
sünnette belirli bir payı olmayıp; ashâb-ı
feraizden arta kalanı alan ve yalnız bulunduğu takdirde terikenin
tamamına hak sahibi olan vârise asabe denilir. Mâhiyeti dikkate alınarak; neseb
sebebiyle asabe (El Asabetü'n-nesebiyye) ve azat etme (Köle ve câriye gibi)
sebebiyle teşekkül eden (El Asabetü's-sebebiyye) olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Mâlum olduğu üzere; neseb cihetiyle yakınlık, "Ferâizde" önemli bir
hadisedir.
Kendi
Başına Asabe Olanlar İle Alakalı Bir Fasıl
Mûris'in (ölen kimsenin)
neseb noktasından en yakın akrabası ölen (Mûrise) nisbetle, araya kadın
girmeyen erkek vârisler çıkar. Asebe binefsihi dört kısıma ayrılmıştır.
Birincisi: Mûrisin (ölen
kimesinin) cüzü'dür: Oğlu, oğlunun il'ânihaye oğlu!..
İkincisi: Mûrisin (ölen
kimsenin) erkek fürûu, aslıdır: Babası, babasının ilânihâyet babası!..
Üçüncüsü: Mûrisin (ölen
kimsenin) babasının cüz'üdür: Bu sınıf, babasının anne-baba bir kardeşleri veya
baba bir kardeşlerinden teşekkül eder. Onların çocukları da dâhildir. Yâni öz
ve üvey amca, onların çocukları!..
Dördüncsü: Mûrisin (ölen
kimsenin) dedesinin erkek fürûudur, cüzüdür.
Asabenin en önde geleni
(mûrisin) oğludur. Sonra ilânihaye oğlun oğludur.
Mûrisin (ölen kimsenin)
oğlundan sonra; en kuvvetli asabe babasıdır. Ayrıca mûrisin (ölen kimsenin)
babasının; erkek kardeşlerinden ve dedesinden önde olduğu beyan edilmiştir.
Esasen bunlar; mûrise (ölen
kimseye) akrabalık noktasından bu tertibe göre sıralanırlar. Velâyette de; bu
sıra esastır. Birden fazla asabe (Asabe binefsihi) bulunursa; derecede yakın
olan, uzak olanı mirâstan düşürür. Sınıf, derece, yakınlık ve kuvvet (Akrabalık
noktasından) durumları dikkate alınmalıdır.
Şimdi bir-kaç misâl
verelim: Farzedelelim ki Ekrem efendi vefat etti!.. Geriye karısı, oğlu ve
oğlunun oğlu kaldı. Mesele şöyledir:
Dikkat edilirse; ashâb-ı
ferâizden artan mal, en yakın asabesi olan oğluna geçmiştir. Oğlunun oğlu;
birinci sınıftan olmasına rağmen, kuvvet noktasından mûrise (ölen kimseye) oğlu
kadar yakın değildir.
İkinci Misal: Diyelim ki
Sadık efendi vefat etti!.. Geriye karısı, annesi, oğlunun oğlu ve kardeşi
kaldı. Mesele şöyledir:
Dikkat edilirse; mûrisin
(ölen kimsenin) oğlunun oğlu; anne-baba bir kardeşini mirâstan düşürdü. Çünkü
sınıf ve derece bakımından mûrise; oğlunun oğlundan daha uzaktır. Derecesi
mukaddem (önde olan) vârisin, muahhar (sonra) olanı mirâstan mahrum
etmesi" genel bir kâidedir.
Başkasıyla
Birlikte Asabe Olanlar İle Alakalı Bir Fasıl
Bunlar kadınlardan olmak
üzere dört sınıftır. Esasen ashâb-ı ferâizden olup; bir tane oldukları zaman
terikenin yarısını (1/2), iki veya daha fazla oldukları zaman mirâsın üçte
ikisini (2/3) alan; kendi derecelerinde bir erkek (kardeş) bulunduğu zaman
asabe olan kadınlara Asabe bigayrihi denir.
Birincisi: Mûrisin kızlarıdır.
İkincisi: Mûrisin oğlunun kızları.
Üçüncüsü: Mûrisin anne-baba bir kız
kardeşleri.
Dördüncüsü: Mûrisin baba bir kız
kardeşleri!.. Şimdi sırasıyla bunların (asabe bigayrihi'nin) derecelerin izâha
gayret edelim.
Birinci sınıf: Mûrisin
kızları!.. Kur'ân-ı Kerîm'de: "Allah size (mirâs) hükümlerini şöylece
tavsiye (ve emr) eder: Çocuklarınız hakkında; erkeğin hissesi iki kızın hissesi
kadardır" buyurulmuştur. Ayette mûrisin (ölen kimsenin) kızı; oğlu ile
birlikte bulunursa, müşterek asabe olarak (ikili-birli) mîrâs alacağı sarih
olarak zikredilmiştir.
İkinci snıf: Mûrisin oğlunun
kızlardır: Bunlar da aynı derecede oğlunun oğlu ile asabe olurlar. Zira Ayet-i
Kerime'de geçen (evlâd) lafzı; oğul ve kız anlamının yanında, bunlar
bulunmadığı zaman oğlunun ilânihâye oğlu ve kızı manasına da gelir.
Üçüncü sınıf: Mûrisin (ölen
kimsenin) anne-baba bir kız kardeşleridir. Kur'ân-ı Kerîm'de: "Eğer erkek
ve kız kardeşler berâber bulunurlarsa o durumda erkeğe iki kadın hissesi
verilecektir" hükmü beyan buyurulmuştur. buradaki erkek ve kız
kardeşlerden murad; anne-baba bir veya baba bir kardeşlerdir. Zira anne bir
kardeşle ilgili hüküm farklıdır. Dolayısıyla anne-baba bir kız kardeşler; aynı
durumda olan erkek kardeşlerle birlikte asâbe olurlar.
Dördüncü sınıf: Baba bir
kız kardeşlerdir. Bunlar da; baba bir erkek kardeşlerle birlikte asabe olurlar.
Şimdi (asabe bigayrihi'nin
mirasıyla ilgili olarak) misâller verelim. Farzedelim ki; Cemil efendi vefat
etti!.. Geriye karısı, üç kızı ve iki oğlu kaldı. Mesele şöyledir:
Dikkat edilirse karısı
ashâb-ı ferâiz olarak terikenin sekizde birini (1/8) alır. Erkek ve kız
kardeşler müşterek asabe olarak ikili-birli şekilde, geriye kalanı paylaşırlar.
Erkek ve kız kardeşin çocukları, sâkıt olur.
İkinci misâl: Diyelim ki
Ayşe hanım vefat etti!.. Geriye kocası, oğlunun oğlu, oğlunun kızı ve baba bir
kız kardeş kaldı. Mesele şöyledir:
Dikkat edilirse kocası;
ashâb-ı ferâiz olarak terikenin dörtte birini almıştır. Geriye kalanı oğlunun
oğlu ve oğlunun kızı (İkili-birli) paylaşırlar. Baba bir kız kardeşi, kuvve-i
karâbetteki zaaf yüzünden düşmüştür.
Başkası
Münasebetiyle Asabe Olanlar İle Alakalı Bir Fasıl
Esasen Ashâb-ı ferâizden
olup; tek oldukları zaman terikenin yarısını (1/2), iki veya daha fazla
oldukları zaman mirâsın üçte ikisini (2/3) alan mûrisin (ölen kimsenin) kızları
veya oğul kızları ile asabe olan kız kardeşlerdir. Bunlar iki sınıfa ayrılır.
Birincisi: Anne-baba bir
kız kardeşlerdir.
İkincisi: Sadece baba bir
kız kardeşlerdir.
|