| Soru-Cevap Sistemi |
| Forum |
| Yarışmalar |
| Bizi Tavsiye Edin |
| Ziyaretçi Defteri |
| Resim Galerisi |
| Namazların Birleştirilmesi IV |
|
| Yazar Lokman Yılmaz | |
| 18 12 2007 | |
CEM’ İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Namazların cem’i ile ilgili problemleri mazeret yönünden iki başlıkta inceleyebiliriz: Bu da mazerete binaen yapılması ve hiçbir mazeret olmadan namazlarının birlikte kılınması şeklindedir. Birinci madde de kendi içinde birkaç bölümde incelenebilir. Namazların birleştirilmesi ile ilgili en dikkat çekici mazeret seferîlik hâlidir. Daha sonra gelecek mazeretler seferîliğe göre kısmen daha hafif kabul edilebilir. Kişinin namazı için yağmur-kar-dolu gibi doğa olayları, bireyin beş kutsal değerine (akıl, mal, din, can, namus ve şeref) yönelik bir durum sonucundaki korku ve kişiyi namazdan dolayı zora sokacak bir hastalık yüzünden kişinin namazlarını birleştirmesi söz konusudur. Bunların haricinde çamurun kişiyi zora sokması, karanlıktan dolayı mescide gitmenin veya abdest almanın zorluğu, şiddetli rüzgâr-fırtına veya kişiyi meşgul eden şahsi işleri de namazların birleştirilmesine konu olabilir.
A. SEFERDE CEM’:
Hadis kaynaklarımızda seferîlikle ilgili hadisler geniş yer kaplamaktadır. Bu konuda iki önemli başlık vardır ki, bunlar Tebük ve Benû Mustalik gazveleridir. Tebük gazvesi gerçekten Müslümanların belki de en çok zorlandıkları gazvedir. Buna bağlı olarak da ruhsatlar konusunda bu sefer büyük önem taşımaktadır. Benû Mustalik gazvesinde ise kendisine yönelinen kavmin haberi olmaması için yolu dolaylama ve hızlıca hareket etme söz konusudur. Seferîlikte cem’ ile ilgili hadisler daha çok bu iki başlık altında verilmektedir. Bunun haricinde Arafat ve Müzdelife’de cem’ ile ilgili rivayetler de seferde cem’e konu olabilmektedir. Bu konu ayrı bir başlık altında incelenecektir. Bizans’ın, Müslümanların kıtlık durumundan istifade edip onları yok etmek maksadıyla büyük bir ordu hazırladığı haberi üzerine en büyük ve en donanımlı ordu hazırlanmış, Şam’a doğru gönderilmiştir. Mevsimin sıcak, yolun çetin, imkanların kısıtlı olması bu gazvenin önemini artırmakta idi. Bu yüzdendir ki, bu sefere katılanlara “Ceyşu’l-‘Usra” denilmiştir. Bu zaman Kur'an-ı Kerim’de “Sa’atü’l-‘Usra” diye isimlendirilir.[81] Gazve zamanı hasat zamanına denk gelmektedir. İnsanlar bu mevsimde ağaç gölgelerinde oturmayı sevmektedirler. Ve Hz. Peygamber insanları adeta gölgeleri bırakıp çöllere atılmaya çağırmaktadır. Seferberlik halinin duyulmasının ardından bazı Müslümanlar ağır davranmaktaydılar. Onlara Kur'an-ı Kerim şöyle seslenmiştir: Ey îmân edenler! Size ne oluyor da ‘Allah yolunda cihada çıkın’ denildiğinde yere çakılıp kalıyorsunuz?..”[82] Müslümanlardan bir kısım ihmâlkârların Kur'an-ı Kerim’de belirtilen hikâyelerinde, tüm genişliğine rağmen yeryüzünün onlara dar geldiğinin bildirilmesi ve onlarca gün kendilerine yönelik tecrit hareketinin sona ermesi için yalvarmaları[83] Tebük’ün nasıl bir dönüm noktası olduğunu göstermektedir. Münafıkların orduyu engelleme çalışmaları da meşakkatleri iyice artırdı. İşte bu atmosferde gerçekleştirilen gazvede Müslümanlara birçok ruhsatlar tanınmıştır. Bu ruhsatların başında aşağıda zikredilen rivayetlerin odak noktasını oluşturan namazların cem’i yer almaktadır. Mestler üzerine meshe de bu seferde izin verilmiştir. İlk defa kaza namazı da bu seferde kılınan sabah namazıdır. Ayrıca abdest organları da su yokluğundan birer defa yıkanmıştır.[84] Benû Mustalik gazvesinde ise Müslümanların kökünü kazıma niyetinde olan bir takım Arap kabileleri hedef alınmıştır. Peygamberimiz (s.a.s.) ters istikamete doğru yola çıkmış, bir zaman sonra hızlı bir şekilde hedefteki istikamete dönmüştür.[85] Bu sefer namazların birleştirilerek kılındığı, seferlerden biridir. 1. TEBÜK GAZVESİ İLE İLGİLİ RİVAYETLER:
Muaz bin Cebel şöyle rivayet etmiştir: “Tebük senesi Peygamberimiz (s.a.s.) ile yola çıktık. Peygamberimiz (s.a.s.) öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını cem’ ediyordu. Bir gün namazı tehir etti, sonra dışarı çıktı ve öğle ile ikindiyi cem’ ederek kıldırdı, sonra girdi. Sonra tekrar çıktı ve akşam ile yatsıyı cem’ ederek kıldırdı. Sonra şöyle buyurdu: ‘Yarın inşallah Tebük kaynağına varacaksınız. Güneş yükselmeden oraya varmayın. Oraya varanlar, ben gelinceye kadar suya dokunmasın.’ “Oraya vardığımızda iki kişinin bizden önce gelmiş olduğunu ve suyun azar azar akmakta olduğunu gördük. Resûlullah (s.a.s.) onlara, suya dokunup dokunmadıklarını sordu, onlar da, ‘Evet dokunduk’ dediler. Resûlullah (s.a.s.) da onlara ağır sözler söyledi, sonra insanlar elleriyle azar azar su alıp bir kap içerisinde topladılar. Sonra Resûlullah (s.a.s.) bu kaptaki su ile yüzünü ve ellerini yıkadı ve bu suyu kaynağa döktü. Bunun kaynağın suyu çoğaldı, insanlar da su ihtiyacını giderdiler. Sonra Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: ‘Ey Muaz, eğer ömrün olursa, yakında buraların hep bahçelerle dolduğunu göreceksin.”[86] Bu hadisi, Malik (v. 179/795), Şafiî (v. 204/819), Abdurrezzak (v. 211/826), İbn Ebi Şeybe (v. 235/849), Ahmet b. Hanbel (v. 241/855), Darimi (v. 255/869), Müslim (v. 261/875), İbn Mace (v. 273/886), Ebû Dâvûd (v. 275/888), Nesaî (v. 303/916), İbn Hibban (v. 311/894) ve Beyhakî (v. 458/1066) Muaz bin Cebel’den rivayet etmişlerdir. Bu hadis Muaz’dan başka iki sahabîden daha rivayet olunmaktadır. Bunlar: Ebu Hureyre ve Cabir’dir. Malik, Ebu Hureyre’den, Abdurrezzak, İbn Ebi Şeybe de Cabir’den rivayet etmişlerdir.
Tebük’te cem’le ilgili Muaz ve İbn Abbas’tan gelen başka bir rivayet vardır ki o da şöyledir: “Resûlullah (s.a.s.) çıkmış olduğu bir gazvede – ki bu Tebük gazvesidir – öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı namazlarını cem’ ediyordu. (Ebu’t-Tufeyl Muaz’a ve/vaya ibn Abbas’a) ‘Resûlullah (s.a.s.)’ın bunu yapmaktaki gayesi nedir?’ diye sordum, ‘Ümmetine zorluk olmasın diye’ cevabını verdi.”[87] Bu hadisi, Tayalisî (v.203/818), İbn Hanbel ve Müslim Muaz b. Cebel’den, gene Müslim, İbn Huzeyme ve Ebû Avâne (v. 316/928) İbn Abbas’tan rivayet etmiştir. 2. BENÛ MÜSTALİK GAZVESİ İLE İLGİLİ RİVAYETLER:
Abdullah b. Amr rivayet etmiştir: “Resûlullah (s.a.s.) Benû Mustalik gazvesinde iki namazı cem’ etti.”[88]
Bu hadisi İbn Hanbel ve İbn Ebi Şeybe Abdullah b. Amr b. el-Âs tarikiyle rivayet etmişlerdir.
Bir diğer hadis de Ebu’z-Zubeyr’den gelmektedir: “Cabir’e ‘Resûlullah (s.a.s.) akşamla yatsıyı cem’ etti mi?’ diye sordum. ‘Evet, Benû Mustalik gazvesine çıktığımızda’ cevabını verdi.”[89]
Bu hadisi İbn Hanbel ve aynı senedle İbn Ebi Şeybe Ebu’z-Zübeyr tarikiyle rivayet etmişlerdir.
[81] Tevbe (9), 117. [82] Tevbe (9), 39. [83] Tevbe (9), 118. [84] Hamdi Döndüren, “Tebük Gazvesi”, Şamil İA., 8/9. [85] Cemil Çifçi, “Benu Mustalik Gazvesi”, Şamil İA., 1/295 [86] Müslim, “Salatu’l-Musafirin”; 6, Malik b. Enes, el-Muvatta, “Kasru’s-Salah”, 1-2. [87] Tayalisi, el-Müsned, 1/77. [88] İbn Ebi Şeybe, el-Musannef, 2/211. [89] Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/348.
|