|
Helal gıda araştırması
Doğumdan ölüme kadar insan hayatının
bütün safhalarında İslam'ı, hayat düsturu, kılavuzu, programı olarak
bilen ve uygulayan Müslümanların -ki, kâmil Müslümanlık ancak böyle
olur- yiyip içtikleri, giydikleri, kullandıkları, ilaç olarak
aldıkları... nesnelerin helal mi, haram mı olduğunu araştırmaları ve bu
alanda da kırmızı çizgilere riayet etmeleri tabîîdir; ancak her konuda
olduğu gibi gıda konusunda da ifrat ve tefritten (aşırılıklardan)
kaçınmak gereklidir. Kimileri ellerinde koruyucu madde isimleri, kendi
anlayışlarına göre yazılmış haram listeleri ile dolaşıyor, insanları
adeta dehşete düşürüyor, helal yiyecek hiçbir şeyin kalmadığını
düşündürüyorlar. Kimileri de yalnızca hijyen ve sağlığı ölçü alarak
önüne geleni yiyor, içiyor, kullanıyorlar. İşin doğrusu, ortası, makul
ve mutedil olanı kesin haramlardan uzak durmak, kesin helallerden
yararlanmak, şüpheli olanlarda ise şüphe durumuna göre (şüphenin güçlü
veya zayıf, evham veya gerçeğe yakın... olması durumuna göre) ihtiyatlı
davranmaktır.
Helal gıda araştırması
Doğumdan ölüme kadar insan hayatının
bütün safhalarında İslam'ı, hayat düsturu, kılavuzu, programı olarak
bilen ve uygulayan Müslümanların -ki, kâmil Müslümanlık ancak böyle
olur- yiyip içtikleri, giydikleri, kullandıkları, ilaç olarak
aldıkları... nesnelerin helal mi, haram mı olduğunu araştırmaları ve bu
alanda da kırmızı çizgilere riayet etmeleri tabîîdir; ancak her konuda
olduğu gibi gıda konusunda da ifrat ve tefritten (aşırılıklardan)
kaçınmak gereklidir. Kimileri ellerinde koruyucu madde isimleri, kendi
anlayışlarına göre yazılmış haram listeleri ile dolaşıyor, insanları
adeta dehşete düşürüyor, helal yiyecek hiçbir şeyin kalmadığını
düşündürüyorlar. Kimileri de yalnızca hijyen ve sağlığı ölçü alarak
önüne geleni yiyor, içiyor, kullanıyorlar. İşin doğrusu, ortası, makul
ve mutedil olanı kesin haramlardan uzak durmak, kesin helallerden
yararlanmak, şüpheli olanlarda ise şüphe durumuna göre (şüphenin güçlü
veya zayıf, evham veya gerçeğe yakın... olması durumuna göre) ihtiyatlı
davranmaktır.
3-4 Haziran günlerinde Bursa Uludağ'da, U.Ü.
İlahiyat Fakültesi'nin ev sahipliği yaptığı ve bütün İlahiyat
fakültelerinin fıkıh dalı hocalarının katıldığı bir toplantı yapıldı.
Toplantının konusu "helal gıda" problemi idi.
Türkiye'de
başta GİMDES olmak üzere bazı şahıslar ve sivil toplum kuruluşları
yıllardan beri helal gıda problemi ile meşgul oluyorlar. Yapılan bazı
toplantılara ben de katılmıştım, ama ilk defa, İlahiyat Fakültelerinde
öğretim üyeliği yapan fıkıh alimlerinin helal gıda konusunu ele
aldıkları bir toplantıya katılmış oldum.
Bu toplantının bir
güzel tarafı da helal gıda konusunda yalnızca din alimlerinin değil,
aynı zamanda gıda, kimya vb. ilim dallarında çalışan ilim adamlarının
da konuşmaları olmuştur.
Toplantıda dört tebliğ sunuldu:
1.
Hitit Üniversitesi (Çorum) İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr.
Kâşif Hamdi Okur tarafından "İslam hukuku açısından helal-haram olan
gıdalar ve bazı güncel meseleler."
2. Aydın Üniversitesi
(İstanbul) Mühendislik ve Mimarlık Fak. Öğr. Üyesi Prof. Dr. Hüseyin
Hüsnü Gündüz tarafından "Gıda katkı maddeleri ve riskleri."
3. Özden Özdemir tarafından "Helal Sertifikasının Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişimi."
Tebliğler
sunulduktan sonraki oturumda dört öğretim üyesi müzakere yaptılar. Daha
sonraki oturumda ise bütün katılanlar serbest bir ortamda konuyu
tartıştılar.
Toplantının amacı "konunun alimler ve uzmanlar
arasında tartışılması ve doğru sonuçlara ulaşmak için takibi gereken
yol ve yöntem arayışı" olduğu için halkın beklentisine cevap vermek
beklenemezdi. Toplantı kendi amacı bakımından başarılı oldu, bütün
katılanlar memnun ayrıldılar.
Helal-haram konusunda hassas Müslümanların yararlanacakları bazı sonuçları da gelecek yazıda arz edelim.
11.06.2009
Helal gıda meselesi
Dünkü yazıda sözünü ettiğim toplantıda
tebliğlerin müzakeresi ve tartışılması esnasında, günümüzdeki
problemin, dönüp dolaşıp "istihale" kavramında düğümlendiği görüldü.
Helal
kesim, Ehl-i Kitab toplulukların dinlerine göre helal olan gıdaların
-domuz ve şarap gibi ismen yasaklanmış olanları dışında- Müslümanlara
da helal olmasının şartları, makine ile toplu kesim, kuru veya sulu
yolum, keserken besmele çekilmesi, helal nesneye alkol karışması gibi
tartışma konuları da vardı; ancak bunların da bir kısmı istihale ile
diğerleri de şer'î bakımdan temizlenme, bazı nasların yorumu ve konuya
uygulanması ile ilgili idi.
İstihale kısaca "haram olan
nesnenin değişime uğraması" demektir ve fıkıh kitaplarındaki örneklere
bakıldığında bu değişim, yalnızca kimyevi değil aynı zamanda -bazı
durumlarda ve maddelerde- fiziki değişimdir.
Günümüzde daha
çok tartışma konusu olan ve ilgilileri sıkıntıya sokan gıdalar, menşei
(yapılırken kullanılan maddeler) bakımından içine haram olan maddenin
karıştığı sanılan gıdalardır. Mesela pek çok maddede kullanılan
jelatin, peynir mayaları, koruyucu maddeler böyledir; bunlar yapılırken
kullanılan maddeler içinde domuz unsuru, murdar hayvanın eti, kemiği,
derisi veya başka bir parçası kullanılmış ise, madde değiştikten ve
mesela "peynir, jelatin, ekmek, şeker, kapsül..." olduktan sonra; keza
az alkol çok helal sıvıya katılıp eseri (rengi, tadı, kokusu, sarhoş
etme niteliği) kaybolduktan sonra bunlara yine domuz, murdar hayvan,
alkol gibi mi bakılacak, bunların hükmü mü verilecek, yoksa madde
değiştiği için hüküm de yeni maddeye göre mi olacaktı?
Bu noktada hüküm verebilmek için iki ilim dalının ortak hareketine ihtiyaç vardır:
1.
Gıdacı ve kimyacı maddenin ne ölçüde değiştiğini, yeni maddenin, ona
katılan ve haram olan maddeden tamamen başka bir madde olup olmadığını
(dönüşüp dönüşmediğini) söyleyecek.
2. Fıkıh alimi de bu bilgiye dayanarak dindeki hükmünü söyleyecek.
Gıdacı
ve kimyacılar, sundukları tebliğlerde, "jelatin, peynir ve koruyucu
maddelerin değiştiğini, mahiyet ve özellikleri bakımından onlara
katılan haram maddelerden başka bir madde meydana geldiğini" açıkça
ifade ettiler.
Bu durum karşısında benim de aralarında
olduğum bir grup fıkıhçı "Ayetler, hadisler ve usulüne uygun kıyas neyi
haram kılmış ise haram olan odur, bu yeni madde hakkında ayet ve hadis
olmadığına, harama kıyas için ortak özellik de bulunmadığına göre
bunlara genel hükümler uygulanır; pis veya sağlığa zararlı ise
derecesine göre mekruh veya haram olur, böyle bir durum da yoksa-ki,
yukarıda sayılan üç madde böyledir- mübah (helal) olur" dedik.
Bazı fıkıhçıların ise bu konuda tereddütleri zail olmadı.
Hepimizin ittifak ettiğimiz bir konu da vardı:
Değişim
sebebiyle mübah ve helal hale bile gelse eğer üretiminde büyük bir
zorluk yoksa, yeni üretilen de aynı işi görüyorsa Müslümanlar,
menşeinde de haram nesne bulunmayan maddeleri üretmeli, bunları
kullanmayı teşvik etmeli, makul bir süre içinde bu yeni ürünlere geçiş
sağlanmalıdır.
12.06.2009
|