| Soru-Cevap Sistemi |
| Forum |
| Yarışmalar |
| Bizi Tavsiye Edin |
| Ziyaretçi Defteri |
| Resim Galerisi |
| İntihar Olayları ve İslama Göre Hükmü |
|
| Yazar Süleyman Ramazanoğlu | |
| 06 12 2007 | |
|
Önceden beri toplumumuzu hatta bütün
toplumları üzen, tedirgin eden, son haftalarda daha da artan intihar
olaylarından bahsetmek istiyoruz bu yazımızda, kıymetli
okuyucular...
İntihar:Insanın kendi
canına kıyması, öldürme yöntemlerinden biri ile kendi
hayatına son vermesi olayıdır. Bütüm toplumlarda görülen bu olay
esefle söyleyelimki son zamanlarda daha da artmaktadır. Basından
okuduğumuza göre ülkemizin bazı yörelerinde son aylarda ve haftalarda
bu tür olaylara daha kısa aralıklarla ve dahada çok şahit
olunmaktadır.
Yine basından
öğrendiğimize göre Diyarbakırda 134 intihar teşebbüsü
olmuş, bu teşebbüslerden 26’sı ölümle
sonuçlanmıştır. Bunların 17’si kadın 9’u erkektir.
Batmanda son dört ayda 76 intihar teşebbüsü olmuş, bunlarında 26
sı ölümle sonuçlanmıştır. Ölenlerin ise 22’si kadın
4’u erkektir. Muşta son 6 ayda 28 genç kız intihar etmiştir. 4
ayın toplam bilançösü 250 intihar teşebbüsüdür. Ayrıca
Rotterdamda yakınımızda oturan bir genç de, geçtiğimiz
haftalarda intihar ederek hem ailesini hem de cevresini özmüştür.
Olayı sosyolojik ve
psikolojik açılardan değerlendirenlerin bazı tesbitleri
basına şöyle yansıdı.
*Aile içi baskılar.
Özellikle genç hanım kızların, evli insanlarla veya
istemedikleri kişilerle evlenmeleri için baskı yapılması.
*Televizyon
programlarıyla insanların bir şeylere veya birilerine
özendirilmeleri.
*Korku ve ümitsizlik.
Ayrıca biz bu yazıyı kaleme alırken
İstanbulda bir kişinin, önce eşini sonra üç çocuğunu
öldürüp sonra da silahını kendisine çevirerek intihar ettiğini
haber veren televizyon kanallarından bazılarının,
olayın dedikodu yüzünden, bazılarının ise cinayeti
işleyen şahsin işlerinin kötüye gitmesi sebebiyle meydana
geldiğini haber yapmalarının iki önemli sebebi daha (dedikodu ve
iş düzeninin bozulması) araştırmacıların önüne
koymuştur. Yapılan bu tesbitlere katılmakla birlikte bunlara
ilave edebileceğimiz çok önemli
bir diğer husus daha varki o da toplumumuzda gün geçtikce
arttırılmak istenen inanç zayıflamasıdır.
Yukarıdaki maddeler
üzerinde, kunuyla ilgilelen uzmanlar durdular ve duruyorlar. Biz ise konunun
inançla ve islamla ilgili olan yönünü ele alacağız.
Genel anlamda insan
öldürmek “Ekber-ul-Kebâir” yani büyük günahların en büyüklerindendir. Bir
insanı haksız yere öldüren “bütün insanları öldürmüş
gibidir.” Ayrıca bir insanı ölümden beri alıp hayata döndüren de
“bütün insanları hayata döndürmüş gibidir.” Diye israil
oğullarının üzerine yazıldığı Kur’an-ı Kerimde
haber verilmektedir.”(bakınız maide süresi 32)
Zira insan kıymetli
bir varlıktır. Bu varlığın canını,
malını ve ırzını (namusunu) İslam korumaya
almıştır ve bu üç şeyine dokunmayı haram
etmiştir.
İmanı bütün olan
bir müslüman başkasını öldüremez. Hatta, içine korku
salacağından dolayı şakadan bile olsa, silahını
bir müslümana doğru çeviremez.
Kur’an-ı
Kerimde, rahman olan Allah’ın kullarının özellişkleri
anlatılırken “onlar ki, Allah’la beraber başka bir ilâha ibadet
etmezler; Allah’ın haram kıldığı nefsi haksız
yere öldürmezler, zina yapmazlar, kim de bunları yaparsa,
günahının cezasına kavuşur.
Kıyamet günü de
azabı katmerleşir ve bu azab içerisinde hakir olarak ebedî
kalır. (Furkan Süresi 68,69)
Ayet-i Kerimedeki
“Haklı öldürme hariç...”ifadesinden dolayı insan öldürenlerden hiç
kimse kendisine suçsuzluk payı çıkaramaz. Çünkü ölüm
cezasının sadece üç çeşit suçtan dolayı
verilebileceğini ve bunlar da insan öldürme suçuna karşılık
kısas cezası, zina suçunu işleyenlere verilen recim
(taşlama) cezası ve bir de dininden dönenlere verilen
cezalardır. Bu cezalar ancak mahkeme tarafından kesin delillere
dayanılarak verilirse haklılık kazanabilir.
Yargısız
infazların hiçbirisinin haklılıkla zerre kadar alakası
yoktur. Bunu ister fertler kendi adına yapsın isterse devlet
adına yapsın, asla kabul edilemez.
Kur’an-ı Kerimde “Kim
de bir mü’mini kasden öldürürse, onun cezası, içinde devamlı kalmak
üzere, cehennemdir. Allah ona gazab etmiş, lânet etmiş ve büyük bir
azab hazırlamıştır. (Nisa süresi 93) buyurulmaktadır.
Kıymetli bir
varlık olması itibariyle insanın varlığını
hedef alan saldırıların hem dünya hem de ahiret cezası bu
ölçüde büyük olacağı bildirilmektedir. Katil, Allah’ın nezdinde
dünyada lanetlik bir kişi haline düşmüştür, Allah’ın
gazabına uğrayıp rahmetinden uzaklaşmıştır.
Ahirette de büyük bir azab onu beklemektedir.
Yazımızın
başlığı intihar
olduğu halde buraya kadar insan öldürmenin hükmünü anlatmaya
çalışmamız intiharın nekadar büyük günah olduğunu daha
iyi anlatabilmek içindir.
Dinimiz, insanın
kendi kendisini öldürmesini, başkasını öldürmesinden daha vahim
ve daha büyük bir günah saymıştır.
İnsanın
canı kendisine emanettir. Hiç kimse kendi canının sahibi
değildir. Kendisi üzerinde hiç kimse dilediğini yapmaya yetkili de
değildir. Bütün semavî dinlerin günümüze kadar ortak
taşıdığı özelliklerinden birisi “Nefsi
(canı)korumak”tır. Bu , insan oğluna yüklenen önemli bir
sorumluluktur. İnançlı insanlar bu sorumluluğun idraki içinde
olduğu içindir ki en ağır hayat şartları
karşısında bile böyle bir yola
baş-vurmamışlardır ve de vurmazlar. Çünkü canını
korumak imanın gereği olduğuna inanmışlardır.
“İnsanların,
musibet yönünden en ağırına maruz kalanları
peygamberlerdir, sonra velilerdir, sonra derecesine göre bunlara
benze-yenlerdir.” Şeklindeki sadık haber ortada olduğu halde bu
zatlardan böyle yollara başvurulduğu görülmemiştir.
Peygamber (s.a.v)
zamanında böyle bir yola baş vuranlar olmuşsa da cenazeleri,
peygamber (s.a.v) tarafından kıldırılma nimetinden mahrum
bırakılmışlardır.
İntiharın
Ahiret Yönü: Intihar edenler, hayatlarına son vermekle rahata
kavuşacaklarını zannederler, halbuki hiç de böyle değildir.
Ahirette tahammul etmesi çok zor cezalara
çarptırılacağını şu hadis-i şeriflerden birlikte
öğrenelim.
1-Dahhakin oğlu Sabitten;
dediki: Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kim İslam dininden
başkası ile yemin ederse o, dediği gibidir. Kim kendi kendisini
bir şey ile öldürürse, cehennemde aynı şey ile azab edilecektir.
Mü’min bir kişiye lanet etmek onu öldürmek gibi günahtır. Kim bir
mü’mine küfür isnad ederse bu da onu öldürmek gibidir.” (1)
2-Ebu Hureyre (r.a) den;
Resulullah (s.a.v) dan naklen dediki: “Kim bir tepeden kendini
aşağıya atıp, kendi kendini öldürürse o, ebediyyen
devamlı Cehennemde yuvarlanır. Kim zehirli bir madde içerek kendini
öldürürse o, ebediyyen elinde zehiri olacak ve devamlı cehennemde onu
içecektir. Kim kendini demirden bir aletle öldürürse o, demir aleti elinde
ebediyyen cehennemde onu karnına saplayıp duracaktır. (2)
Görülüyorki intihar
kurtuluş çaresi değildir, aksine ebedi olan ahiret hayatını
karartmaktadır. Kurtuluşun yolu sırat-ı müstakîm diye ifade
edilen hak yolda yürüyüp başa gelen musibetlere karşı sabır
ve tehammüllü olmaktır. Her zorluğun arkasında bir kolaylık
her mağlubiyetin arkasında bir zafer vardır. Eğer insanlar
inanarak kararlılık gösterebilirse...
İntiharın Fıkhı Hükmü: İslam Alimleri, müctehid imamlar intihar
edenin cenaze namazının kılınıp
kılınmayacağı konusunda farklı görüşler ileriye
sürmüşlerdir. Bu farklılığın sebebi de Resulullah
(s.a.v)’in gününde meydana gelen şu olaydır:
Sümrenin oğlu
Cabir’den dediki: “bir adam kendi kendini bıcakla öldürdü de Resulullah
(s.a.v) onun cenazesini kılmadı” (3) Bu rivayete dayanarak bazı
müctehid imamlar intahar edenin cenaze namazının kılınamayacağını
söylemişlerdir. İmam Azam hazretleri başta olmak üzere
diğer üç mezhebin imamı cenazenin kılınabileceğini
ancak büyük imamın yani devlet yöneticinin kıldıramayacağını
söylemişlerdir. Bunların gerekcesi de Resulullah (s.a.v)’in intihar
eden kişinin cenaze namazını kılmamasını ancak
başkasının kılmasını engellemediğini
söylemeleridir. Yani Peygamber (s.a.v) o kişinin cenaze namazını
kılmamıştır ama başkalarına da kılmayın
dememiştir. Bu itibarla bu hâdiseye tepki olsun diye imam kendisi
değil de başkaları kılabilir demişlerdir.(4)
Her halukarda
ihtilaflı bir konu olduğunu düşünerek insanların böyle bir
yola başvurmaktan şiddetle sakınmaları gerektiğini
söyleyerek burada yazımızı noktalarken böyle bir duruma tevessül
edenlerin yakınlarına baş sağlığı dileyerek
bütün insanlar böyle bir duruma düşmekten korumasını yüce
Mevladan niyaz ederiz.
_____________________
(1)Buhari Kitabu’l-İman hadis nr:159 , Müslim Kitabu’l İman hadis
nr:160
(2)Buhari Kitabu’d-Tıbbi hadis nr:5333, müslim kitabul İmam Hadis
nr:158, Ebu Davud Dıbb nr:3374
(3)Buhari Hariç Kütüb-i Sittenin beş imamı bu hadisi rivayet
etmişlerdir. (4)bkz. El-Cevheret’ün - Neyyire 1/ 145 Fazilet Neşriyat 1978 İst., Rahmet’ül Ummeh fi İhtilaf’il- eimme 68 Darül Kütüb’il -İlmiyye 1995 Beyrut.
Akademi Dergisi |
|
| Son Güncelleme ( 06 12 2007 ) |