| Soru-Cevap Sistemi |
| Forum |
| Yarışmalar |
| Bizi Tavsiye Edin |
| Ziyaretçi Defteri |
| Resim Galerisi |
| İcma'nın Ehli, Şartları ve İstinatgahı |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
Ehli icma; fasik, mübtedi olmayan ve icühad kudretini haiz
bulunan zatlardır.
icmaın şartı da bir asırda, yani: bir zamanda bulunan ve bu
evsafı haiz olan müctehidlerin ittifak etmeleridir.
Binaenaleyh bir mesele hakkında bir asırdaki müctehidlerden yalnız
bir kısmının ittifak etmeleri, bir icma mahiyetinde olamaz.
Bazı zevata göre müctehidlerden bir İki zatın muhalefeti,
icmaın inikadına mani değildir. Bir hadisi şerifte: en büyüt cemaate tabi
olunuz) buyurulmuştur. Ekser için hükmi kül vardır.
Yalnız ehli beyti nübüvvetin, yalmz Hulefai Raşidinin veya
yalnız Medinei Münevvere ehlinin ittifakları bir icma sayılmaz.
Yalmz İmamı Malike göre Medinei Münevvere ehlinin ittifakları
ic-madan maduddur.
Zeydiyye ile İmamiyyeye göre Resulü Ekrem'in itretinden -mübarek
neslinden başkalarının icmaı sahih değildir.
Zahariyyeye ve İmam Ahmedden bir rivayete göre de ashabı kiramdan
olmayan müctehidlerin icmaı muteber değildir. Bunlara göre, -ümmetim dalalet
üzerine toplanmaz) hadisi şerifi ashabı kirama hastır.
İcmaın inikadı için, İmam Ahmed ibni Hanbele ve İmarn Şafiiden
bir kavle göre asrın inkırazı şarttır. Müttefik olan müctehidler, vefat
etmedikçe icma tahakkuk etmiş olmaz.
Çünkü içlerinden bazılarının rücuu, tebdili kanaat etmesi caizdir,
melhuzdur.
Demek ki, bu zatlara göre müctehidlerden bazılarının bilahare
ittifaktan ayrılmaları, sabık icmaı ihlal eder.
Cumhur fukahaya nazaran bir meselede ittifak eden müctehidlerin
yalnız ashabı kiramdan veya ehli beyti nübüvvetten olmaları veya tevatür
adedine baliğ bulunmaları ve bunların ittifakları üzerinden bir asır geçmesi
şart değiidir. Belki herhangi bir asırdaki müctehidlerin ittifakı da —usulü
dairesinde-icmadan maduttur. Bir asırda bulunan müctehidler, bir mesele
hakkında, bir kerre ittifak ettiler mı, artık o mesele icma ile sabit olmuş
olur. Ondan sonra yetişecek müctehidlerin varlığı ve tevali edecek senelerin,
asırların mevcudiyeti bu icmaı İhlal edemez. Hatta bu icmaı vücude getirmiş oian
müctehitlerden bir kaçının bilahare reyinden dönmesi de münakid bulunan bu
icmaı izale edemez. Çünkü müctehidierin bu icmaı, bir teemmül ve tefekkür devresinden'sonra
vuku bulmuş olacağından artık sonraki fikirleri, evvelce tam kanaatleri
dairesinde tecelli etmiş olan bir ittifaka müzahim olamaz.
Bir mesele hakkındaki sabık ihtilaf, o mesele hakkındaki lahik
icmaın tahakkukuna mani olamaz. Şöyle ki: bir mesele hakkında bir asrın
müctehidleri ittifak edemeyip mesela: iki veya üç reyde bulunmuş oldukları halde
onlardan sonra gelen müctehidler, bu reylerin birinde ittifak etseler, artık
icma vukua gelmiş olur. Fakat bu iki veya üç reyden başka bir reyde ittifak
etse bu icma sayılmaz. Çünkü evvelki müctehidierin bu hususta yalnız iki veya
üç reyde ittifakları vardır. Bunun haricinde bir reye mahal bulunmadığına adeta
ittifak etmiş demek-dirler. O halde muahhar asırdaki müctehidlerin buna muhalefeti
savap görülemez.
Mesela: vaktile müctehidler, bir Ölünün sahih ceddi var iken
kardeşine hisse verilip verilmemesi hususunda ihtilaf edip bir kısmı ceddin
müstakillen varis olacağına, bir kısmı da mukaseme yoiile varis olacağına kail
olmuştur. Artık sonraki müctehidlerin bir üçüncü kavi olmak üzere ceddin
mahrumiyetine kail olmaları caiz olamaz. Böyle bir kavi, evvelce müttefekun
aleyh olan bir reyi nefy edeceğinden muteber değildir,
Kezalik: ribevi mallardaki illeti riba hakkında müctehidler
kısmen ittifak ve kısmen ihtilaf etmişlerdir. Şöyle ki: bu illet, Hanefilerce
keyl maarcinstir, Şafiileree ta'm maar cinstir, Maliküerce de iddihar maal
cinstir. Demek ki, bu illetin bir cüz'ünde ihtilaf, diğer bir cüz'ü olan cinste
de ittifak etmişlerdir. Binaenaleyh sonradan gelen müctehidlerin, illeti
ribanın bidunilcins hangi bir şey olduğunda ittifak etmeleri muteber olamaz.
Müctehidlerin bir hadise hakkında ittifak etmeleri, şüphe yok
ki, mücerred reylerine müstenid olmayıp yine bir şer'i delile müs-tenid
bulunur. Bu delil, haberi vahid veya
kıyas olabilir. İcma ile bu deliller kuvvet bulur, artık asıl delil,
icma olmuş olur, hükm icmaa izafe edilir.
İcmaın senedi, istinatgahı bir kat'i delil de olabilir. Fakat
bu halde icma, hüccet olmakta müstakil olamaz. Belki hükm esasen o kafi delil
ile sabit olmuş, icma da buna munzam bulunmuş, o kafi delilin te'vile. takyide
muhtemil olmadığım göstermiş olur.
Mesela: Beş vakitteki namazların farziyeti, kitab ile ve sünnet
ile sabit olduğu gibi icmaı ümmet ile de sabit bulunmuştur! Zekat, oruç, hac
hakkında da böyledir. |