| Soru-Cevap Sistemi |
| Forum |
| Yarışmalar |
| Bizi Tavsiye Edin |
| Ziyaretçi Defteri |
| Resim Galerisi |
| Beyan'ın Nevileri |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
Beyan, lügatte ilam izhar, tebyin demektir. ilmi usulde: bir
sözden veya filden maksat ne olduğunu o söze, o fi'le müteallik bir söz veya fi'l
ile izhar ve i'lam etmekten ibarettir.- Beyan, bir nevi delildir, muradı
müsbittir ve berveçhiati beş nev'e münkasimdir:
(1) Beyanı takrir: bir sözü
mecaza veya hususa hami etmeği kat' edecek bir şey ile te'kit demektir. Şöyle
ki: bir sözün mecaza ihtimali bir şey ile kesilip atılırsa o sözün bir hakikat
olduğu tezahür eder. Ve bir sözün hususa ihtimali bir şey ile kesilip bertaraf
edilirse o sözün amm olduğu taayyün eyler.
Mesela: -iki kanadile uçar bir kuş yoktur ki) kavli şerifindeki
tairden murad, hakikaten kuştur. Çünkü «bicenahayhi» kelamı, bir beyanı
takrirdir, bu tair ile hakikaten uçan herhangi bir kuş murad edildiğini ilam
etmektedir.
KezaKk: inazmı şerifindeki elmelaike de bir lafzı amdır. Bu,
umumi üzere caridir. Çünkü «küllühüm» kavli bunu göstermektedir. Artık elmelaiketü
lafzı amminin tahsise ihtimali kalmamıştır. «Ecmeun» kelimesi de bir tefsir
mahiyetindedir, meleklerin birlikte secde ettiklerini belirtmektedir.
(2) Beyanı tefsir; mücmel,
müşterek, müşkil, hafi gibi kendisin-
den ne kasdedildiği kapalı bulunan bir sözü diğer bir söz veya
iş ile izhar etmelçtir.
Mesela: emri ilahisindeki salat, bir mücmel lafızdır. Acaba
bununla muradı ilahi nedir? İşte Resulüekrem, sallallahü aleyhi vesel-lem
efendimiz, bunu kendi fiülerile izah etmiş ve= benim nasıl namaz kıldığımı
gördüğünüz gibi namaz kılınız) diye buyurmuştur. Binaenaleyh Resulüekrem'in bu
fiilleri bir beyanı tefsir mahiyetinde bulunmuştur.
Kezalik: = hırsız erkek ile hırsız kadı-nm ellerini kesiniz.) ayeti
kerimesi mücmeldir. Çalınan mal ne kadar olacaktır ve hırsızın eli neresinden
kesilecektir?. Bunlar beyana muhtaçtır. Nebiyyi Efham Efendimiz ise «on
dirhemden az miktardan dolayı el kesilmez» buyurmuş ve Safvan'ın ridasım
çalanın elini tam bileğinden kestirmiştir, işte Resulüllahm bu kavlile bu fiili
bu hususta bir beyanı tefsir bulunmuştur.
(3) Beyanı tağyir; sadrı kelamın,
yani: ilk sözün, asıl söylenmesi istenilen şeyin mucebini ona bitişik diğer bir
söz ile tağyir ederek müte-kellimin asıl muradını izhar eylemekten ibarettir.
Tahsis, istisna, şart, sıfat, gayet ve bedel denilen şeyler bütün beyanı tağyir
kabiİmdendir. Bu tabirler için ıstılahat kısmına müracaat!.
Mesela: ayeti kelimesindeki kavli şerifi, tahsis kabilinden bir
beyanı tağyirdir. Çünkü sadrı kelamı, yani:kavli şerifini tahsis etmiştir. Bu kavli
şerif, herhangi bey' in helal olduğunu gösterir,"kavli şerifi ise bu
umumiyeti tahr sis etmiş, riba kabilinden olan bey'i sair beyüerden ayırmış,
onun helal olmadığını bildirmiş, muradı ilahiyi izhar etmiştir.
Kezalik: «nefislerine mağlup olan gafil kimselerden başka bütün
insanlar, Hakteala'ya ibadette bulunurlar» cümlesinde «bütün insanlar» sözü amdir.
«Nefislerine mağlup olanlardan başka» sözü de bir istisna olup o amm olan sözü
takyit etmiştir. Binaenaleyh bu da bir beyanı tağyirdir.
Kezalik: bir kimse refikasına: «Filan yere gidersen benden boş
oU dese bu sözü bir cümlei şartiyedir. «Benden boş ol» sözü mutlaktır, bununla
hemen talak vaki olur. «Filan yere gidersen» sözü ise şarttır, bu mutiakı
takyit ve tağyir etmiş, boş olmanın filan yere gitmekle meşrut olduğunu
göstermiştir. Binaenaleyh bu da bir beyanı tağyirdir.
Kezalik: «Bu akarın gailesini fukahadan olan fakirlere vakf
ettim» sözünde fukahadan sıfatı da bir beyanı tağyirdir. Bu akarın gailesini
fakirlere vakf ettim sözünü takyit ve tağyir
ederek vakfın fukahadan olmak vasfını haiz olan fakirlere aidiyetini
bildirmiştir.
Kezalik: «Şu fakirlere bu ayın nihayetine kadar yardım et»
denilse «bu ayın nihayetine kadar» sözü, bir gaye olarak şu fakirlere yardım
et sözünü takyit ve tağyir etmiş olur. Binaenaleyh bu da bir beyanı tağyirdir.
Kezalik: ayeti
kerimesinde sadrı kelam, yani: kavli şerifi, her insana haceın far-ziyetini
müfittir. kavli kerimi ise bir bedeli ba'z olup bu sadrı kelamı tağyir etmiş,
BeytuUahı ziyarete gidebilmek, kudretine malik olanlara Haccın farz olduğunu
ifade ederek muradı ilahinin neden ibaret bulunduğunu izhar eylemiştir.
Binaenaleyh bu da bir-beyanı tağyirdir.
«Beyanı tağyir, daima tağyir ettiği söze muttasıl olur, ondan
ayrılmaz. Diğer bir tağbir ile beyanı tağyir, vakti hitaptan sonraya kalmaz.
Çünkü beyanı tağyir ile tağyir ettiği söz, bir kelamdır, birbirine muttasıl
olmaları lazımdır. Beyam takrir ile beyanı tefsir ise her ne kadar hacet
vaktinden teehhür etmezse de hitap vaktinden teehhür edebilir. Mesela: bir
söz, evvela mücmel olarak söylenir, sonra da o söz kendisile amel edileceği
zaman tefsir edilerek kendisinden murad ve maksat ne olduğu izah edilir.
(4) Beyanı zaruret; izaha
muhtaç olan bir şeyi lisan bakımından esasen izaha mevzu olmayan bir şey ile
bir nevi tavzih demektir ki, aşağıdaki nevilere ayrılır:
(a) Mantuk
hükmünde olan bir meskutün anh, beyanı zaruret kabilindendir.
Mesela: ayeti kerimesinde çocuğu olmayan bir müteveffanın
terekesine yalnız anasile babası tevarüs etse anasına terekesinin üçte biri
verilir, buyurulmuştur, babasının hissesi ise meskutün anhtir. Fakat bu meskutün
anh, mantuk hükmündedir. Çünkü başka varis yok, valdesinin sehmi üçte bir, o halde
üçte ikisinin de babasına aidiyeti bizzarure anlaşılmış olur. Nitekim iki
şerikten biri diğerine: «Şu kazandığımız malın yarısı senin olsun» dese diğer
yarısı da benim olsun demiş gibi olur.
(b) Sözü ihtisar etmek
zaruretile sabit olan bir beyan da beyanı zaruret demektir. Mesela: bir
kimse dese benim yüz bir dirhem borcum
vardır» demiş olur. Çünkü birinci dirhem sözü ihtisar maksadile hazfedilmiş,
matuf olan ikinci dirhem ise bunu nıübeyyin bulunmuştur.
(c) Hacet zamanında sükut dahi
beyanı zaruret kabilindendir. Mesela: Resuiüekrem'in bir şeyi görüp de sükut
buyurmuş olması, o şeyin meşruiyetini ifade eder. Bu sükut, bir izah tarzı
değildir, fakat böyle söze hacet zamanında vukuu bir nevi izah demektir ki, o
şeyin meşruiyetini gösterir.
Kezalik: babası tarafından kocaya verilen bir bikri baliğenin
sükut etmesi, buna rıza demektir. Çünkü razı olmasaydı sükut etmemesi lazım
gelirdi.
Kezalik: kendisine yemin tevcih edilen şahsın bu yemininden nükul etmesi, müddea bihi itiraf sayılır.
Kezalik: bir akardaki şefiin şüfa talebinde bulunmayıp sükut etmesi, bir beyanı zaruret olup şüfa
hakkını iskat ettiğini ifade eder.
(5) Beyanı tebdil; bu nesh
demektir. Şöyle ki nesh, lügatte izale, tahvil, tebdil manasınadır. Tebdil ise
bir şeyi kaldırıp yerine başka bir §ey koymaktan ibarettir. Usuliyyuna göre
nesh ise: bir hükmü şer'ınin hilafına ondan müteahhır olan bir delili şer'inin
delalet etmesidir. Bu mü-teahhır olan delile «nasih» o ref edilen hükme de
«mensuh» denir. Nitekim bunlar aşağıda izah edilecektir. |