| Soru-Cevap Sistemi |
| Forum |
| Yarışmalar |
| Bizi Tavsiye Edin |
| Ziyaretçi Defteri |
| Şer'i Hükümlerin Mahiyet ve Rükünleri |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
Hükm, lügatte bir şeyi diğer bir şeye isnad etmektir : «Bu mal
benimdir», «Bu iş faidelidir» denilmesi gibi. Usul ıstılahınca: hükmü şer'i;
mükellef olan kimselerin isledikleri şeylere taalluk eden hitabı ilahinin
eseridir. Şafiilerden bazılarına göre ise bizzat hitabı ilahidir.
Mesela : «Bu şey halaldir», -sBu şey haramdır» diye tarafı ilahiden
beyan buyurulsa Hanefilere göre bu beyanın eseri olan halal ve haram birer
hükmi şer'i olmuş olur. Bazı zevata göre ise hüküm, bu beyanı ilahiden
ibarettir.
Kezalik: Hak Teala Hazretleri: «Şu işi yapınız» diye emr etse
bu emrin eseri, farziyetten ibaret bir hüküm olmuş olur. Bilakis «Şu işi yapmayınız»
diye nehy buyursa bunun eseri olan hürmet de yine bir hükmi şer'i bulunmuş
olur. Bazı zevata göre iae bu emrin ve nehyin bizzat kendisi birer hükmi şer'idir.
Velhasıl : bizce böyle bir enirin veya nehyin üzerine terettüb
eden faide, netice, meşruiyyet veya memnuiyet birer hükümdür. Asıl hitabı ilahiden
maksat ise kelamı ezelidir. Kelimatı Kur'aniyye = nasların lafızları ise bu
ezeli kelamı anhyabilmek için birer alamettir.
Şer'i hükümlerin hakim, hüküm, mahkumun bin, mahkumun aleyhden
ibaret olmak üzere dört rüknü vardır. Asi hakim, Allah Teala Hazretleridir.
Şarii mübin odur. Şer'i hükümleri peygamberleri va-sıtasiyle kullarına tebliğ
ettiren odur. Peygamberler de bu ilahi hükümleri tebliğe vasıta, vahyi sübhaniye
mazhar oldukları cihetle sari, sahibi şeriat sayılırlar. Akl ise şer'i
hükümlerin hikmetini, eşyanın hüsn ve kub-hunu bir dereceye kadar idrake kadir
olur. Yoksa bu hususta hakim değildir. Bunlara dair emr ve nehiy mebhasine
müracaat!.
Şarii mübinin hitabı mükelleflerin fiillerine ya iktiza, yani;
taleb suretiyle veya tahyir suretiyle veya vaz tarikile taalluk eder. işte bu
vecihlerden birile mükelleflerin fiillerine taalluk eden bir hitabı ilahinin
eseri, bir hükmü geridir.
Mesela : Şarii hakim, «şu fili yapınız» derse o fili yapmak
farz olur. «Şu işi yapmayınız» derse o işi yapmak haram olur. «Şu işi
yapmalısınız» derse onu yapmak mendub olur. işte bunlar, iktiza yolile
mükelleflerin fiillerine tealluk eden birer hitabdır.
Fakat şarii kerim; «Şu işi isterseniz yapınız isterseniz
yapmayınız^ derse mükellefi muhayyer bırakmış olur. işte bu hitabda muhayyerlik
yoliyle bir hitab bulunmuş olur. Bunun eseri de ibahadan ibarettir. Av
hayvanlarını avlayıp avlamamak hususundaki hitab, bu kabildendir.
Vazı tarikile olan hitaba gelince bu da bir ibadet veya
muamelenin sıhhati için aranılan rükniyyet, Hliyyet, şartiyyet, sebebiyyet gibi
şeylerdir. Mesela: namazda kıyam, bir rükündür, vakit de bir sebebdir. Alış
verişde de icab ve kabul birer rükündür, işte bunların bu rükniyyeti, \e
sebebiyyeti, şarii mübinin vaz'iledir. Binaenaleyh bunlar da birer hükmi vaz'idir.
Nitekim ileride izah edilecektir.
Teklifi hükümler,
mükelleflerin fiillerine tealluk eden ta-tabların birer eseridir. Bu
hükümler, iki kısma ayrılır. Şöyle ki :
Bir kısım, vücub ve emsali gibi mükelleflerin fiillerinin
sıfatı olan şeylerdir. Namaza nazaran farziyyet gibi ki, namaz bir fili
mükelleftir. Bu farziyyet ise bu filin bir sıfatıdır.
Farz, vacib, sünnet, mendub, haram, mekruh mubah gibi hükümlerin
mahiyetleri yukarıda ıstılah kısmında beyan olunmuştur.
Diğer bir kısmı da mülkiyyet gibi mükelleflerin fiillerinin
sıfatı değil, eseri sayılan şeylerdir. Bey'e, hibeye, tevarüse nazaran vücuda
gelen mülkiyet gibi. Mesela : alış veriş birer fili mükelleftir. Bu fillerin
eseri de satanın semene, alanın da satılan şeye malik olmasıdır. Bu mülkiyet
ayni zamanda hitabı şariin de eseridir.
Mükelleflerin
fillerinin sıfatı olan kısımda evvelen ve bizzat ya dünyevi maksatlar
veya uhrevi maksatlar muteber olur. Şöyie ki: ibadetlerde dünyevi nıaksad,
bunları emr olundukları veeihle yerine getirerek bunlardan zimmeti fariğ
kılmaktır. Muamelatta da dünyevi mak-sad, ihtisasatı şeriyyedir. Yani:
akıdlere, fesihlere terettüb eden garazlardan ibarettir.
Mesela : beyiden garaz, mebiin rakabesine malikiyyettir. Nikahtan
maksad, mülki müt'aya malik olmaktır. Icareden murad da mülki menfaate
temellüktür, işte bütün bunlar muamelata dair birer dünyevi maksattır. Birer
ihtisası şer'idir.
Dünyevi maksatlar itibarüe mükelleflerin filleri, sahih, fa-sid,
batıl, münakid, gayri münakid, nafiz, gayri nafiz, lazım, gayri lazım
kısımlarına ayrılır.
Bu filler, uhrevi maksatlar itibarile de azimet ile ruhsat
kısımlarına ayrılmıştır. Bunların tarifleri, yukarıda ıstılah bahsinde
mevcuttur.
Hükmi vaz'i -ki, bir şeyin hükmi teküfiye münasebeti
bulunmasile hakim olan hitabın eseridir ve o şeyin bu münasebetten h£.-sıl olan
bir sıfatıdır -Rükniyet, illiyyet, şartiyyet, sebebiyyet gibi şeylerden ibaret
bulunmaktadır.
Mesela : namaza nazaran kıyamın, bir hükmi teklifi olan
farziy-yeti salata taalluk ve münasebeti vardır. Bu münasebete hakim olan ise =
namazı ikame ediniz) hitabı ilahisidir. Binaenaleyh bu kıyam, bu hitabın bir
eseridir. Ve hükmi teklifi olan farziyyeti sala-tın bir sıfatıdır. Bu cihetle
de bir hükmi vaz'idenjbarettir. |