| Soru-Cevap Sistemi |
| Forum |
| Yarışmalar |
| Bizi Tavsiye Edin |
| Ziyaretçi Defteri |
| Resim Galerisi |
| Şer'i hükümlerin Sebeb ve İlletleri |
|
| Yazar Mustafa Refik | |
| 04 01 2008 | |
|
ittikadata, ibadata,
ukubata ve muamelata ait
olan seri hükümlerin birer sebebi, birer
hikmeti teşriiyyesi vardır. Bunlara dair yazılmış müstakil eserler
mevcuttur. Usulü fıkıh ilmi de bu
esbabdan. bu hikemi teşrüyyeden bahsetmektedir. Ezcümle Fenari merhumun
(Fu-rfulüibedai) inde bu hususa dair iEsbabüşşerai) unvanile bir bahisi mahsus vardır.
Şöyle ki: şer'i hükümlerden, meselelerden her birinin istinad
ettiği bir sebep vardır. Vakıa ahkamı şeriyye, yalnız icabı ilahi ile sabittir.
Bunda başkalarının tesiri yoktur. Fakat bu hükümler hakkındaki icabı ilanı,
sarihan olabileceği gibi delaleten de olabilir. Bu halde biz bu hükümlere şer'i
sebeplerin, delillerin delaletile muttali oluruz.
Evet., şüphe yok ki şer'i hükümlerin şarii, ancak Aliahütealadır.
Ancak bu hükümleri zahiren bir takım sebeplere izafe etmiş, bu hükümleri o
sebepler üzerine müretteb kılmıştır. Bu da bir iutfu ilahidir, mükellefler
hakkında kolaylık göstermek hikmetine müstenittir.
Velhasıl: Sebepler, birer emare ve alamettir. Bizim şer'i
hükümleri, vazifeleri bilmemize, onları matlup vakitlerde eda edebilmemize
yardım etmektedirler. Yoksa bunlar, o hükümlerde müessir, onların vücubünü
bizzat müstelzim değildirler.
Sonra bu şer'i hükümlerden her birinin meşruiyetinde bir
hikmet, bir maslahat vardır ki bunların bir kısmı zahir, bir kısmı da bir mülahaza
neticesinde tecelli eder. Daha bir kısmmıdaancak şarii mübin bilir.
Bu sebepere, hikmetlere (esbabı şerai}, (hikemi şerai) ve
(hikemi teşriiye) adı verilmiştir.
Bu hikmetler, maslahatlarda şer'i hükümlerin nefisleri için
değil, meşruiyetleri İçin birer sebebi gai mesabesinde bulunmaktadırlar. Bunlara
kısmen işaret edeceğiz.
İtikatlara
müteallik hükümlerin esbabı,
bizim, varlığı-mızdır, ve
bizleri muhit olup halikımızın varlığına şahadet eden mükev-venatın varlığıdır.
Şöyle ki: itikada vesaireye ait eshabı zahirenin bir kısmı; nas
ile, icma ile sabittir. Mesela: Alahütealaya iman için, yani: onun vücudunu,
vahdaniyetini vesair sıfatlarım tasdik ve ikrar içm içinde yaşadığımın bu alemin
hudusü, adem ile mesbuk olması, bir sebebdir. Binaenaleyh o halikı zişana iman
etmek, her akıllı kimse için bir vazifedir. Hatta mümeyyiz bir çocuğun bile
imanı sahihtir. Çünkü bu imanın sebebi olan afak ve enfüs, mevcuddur,
mütehakkiktir. Bu imanın rükünleri olan tasdik ve ikrar da mevcut bulunmuştur.
Vakıa bir mümeyyiz çocuk, hakkında henüz teklif bulunmadığı
için iman ile muhatab değildir. Fakat kendisi nazar ve teemmüle müstait olduğu
için vuku bulacak imanı şer'an muteberdir.
İtikatlara ait hükümlerin hikem ve mesalihine gelince bunlar da
dini hakkı hıfz etmek, dünyada da, ahirette de selamete, ebedi saadete nail
omlaktır. Dünya hayatındaki selamet ve saadet: hadisi şerifinden münfehim
olmaktadır. Şöyle ki: bir şahıs, bir kavm, kelimei şahadeti söyliyçrek islamiyeti
kabul etti mi canı da, malı da müslümanlar arasında masum bir halde bulunur,
islam camiasına dahil olur. Müslümanların himayesini, uhuvvetini ihraz eder.
Ahıret hayatındaki saadete gelince: bir mümin; ahirette cennete
girer, rüyetullaha nail olur. Artık bundan yüksek bir saadet mi olur ? Bir
mümin, dünyadaki bazı günahlarından dolayı ahirette muazzeb olsa da bu,
binnisbe hafiftir, müebbed değildir. Ve bazı günahkar müminler hakkında afvı
ilahinin tecellisi de me'muldür. İşte bunlar, bütün güzel itikatların birer
hikmeti, birer faidei ebediyyesi bulunmuştur,
ibadetlerin esbabına gelince bunlardan namazların sebebi
muayyen vakitlerdir. Zekatın sebebi, nisab mikdarı mala maluliyettir. Orucun
sebebi, ya ramazanı şerif günlerinden herhangi biridir veya ramazanı şerif
ayma kavuşmaktır. Haccm sebebi, Kabei Muazzamanm varlığıdır. Vakit ise cevazı
edasımn şartıdır, istitaat de vücubi edasının şartıdır. Cihadın sebebi de
düşmanın mevcudiyeti, fitnenin, hayatı islami-yeye sui kasdin melhuziyetidri.
Bunların hikemi şer'iyyesi de kısmen şunlardır.
(1) : Namazın başlıca hikmetleri
AUahütealaya tazim, nimetlerine, şükür ve uhrevi sevaba
nailiyettir. Namaz vasıtasile Hakteala hazretlerine ikbal ile tazimat arz
edilmiş olur. Masivadan kavlen, filen, zahiren ve batınen ıraz ile Hakka
teveccüh edilmiş olur. Namaz, müminlerin miracıdır, bir müminin manevi
kurbiyyete nailiyetİ bu vesile ile
kabil olabilir. Bunun maddi, -sıhhi menfaatleri de malumdur.
(2) : Zekatın şer'i hikmetleri de günahlardan temizlenmek, Hak Tealanın zatı akdesinemanen kurbiyet
peyda etmektir, fakirlerin ihtiyaçlarını azaltmaya çalışmakla onların
kalblerini tatyib, muhabbetlerini celh eylemektir, mal ve servetin bereketini
temine muvaffak olmak, kalbi cimrilik reziletinden, dünyaya düşkünlük
hassasetinden beri kılmaktır. Bunun neticesinde de insan, cud ve kerem ile,
muhabbeti ilahiye ile, mahluku hüdaya şefkat ve merhamet hissile muttasıf
olmuş olur.
Zekat, nimetin bir şükranesidir. Şükr ise nimetin artmasına
vesiledir. Netikem bir ayeti kerimede
eğer şükr ederseniz elbette nimetlerinizi arttırırım) buyurulmuştur. Bir hadi&i
şerifte de = İlahi! infak edene helefi, imsak edene de telefi
tacil buyur) diye varid olmuştur.
(3) : Orucun hikmetlerine gelince:
oruç, mutedil bir
riyazettir, insanın nefsi emmaresini kahra,
batınım tasfiyeye vesiledir.
Oruç sayesinde kalb,
ilahi hikmetlerin nüzulüne mahal
olmaya salih bir hale gelir. Oruç tutan, yemek ve içmekten
münezzeh olan Haktealanın ahlafii-le tahalluk etmiş olur. Oruç, riya
şaibesinden beridir. Çünkü buna başkası muttali olamaz. Binaenaleyh bunun
sevabı da o nisbette ziyadedir. Orucun sıhhi bakımdan f aideleri de malumdur.
(4) : Haccm meşruiyetindeki hikmetler de
pek çoktur. Ezcümle hac; islamm izzetini, müslümanlarm
birliğini, kardeşliğini izhara vesiledir. Her taraftan gelip toplanmış olan
müsiümanlar, birbirinden çok istifade edebilirler. Hac, en faideli, kudsi bir
seyyahattir. Orada toplanmış, dünya libasından soyulmuş, beyaz ihramlara
bürünmüş olan muazzam bir kütle, haşri
ekberden hir numune teşkil eder. Hacda nefsi öldürme vardır. Her hacı,
ehlinden, ünsiyet etmiş olduğu
kimselerden ayrılmış, huzuzatmı,
şehevatım bırakmış, badiyeye girerek kendisini bir takım melhuz tehlikelere
atmış fedakar bir müslümandır. Arafat, arasattan bir numunedir. Heceri Esadi
istilam da yevmi misaktaki ahdi tecdid demektir. Hac aleminde -ölmenizden
evvel ölünüz» sırrı tecelli eder. Bu ihtiyarı mevt sebebile de insan için bir
hayatı tayyi-be yüz gösterir, bir ruhi şehanıet tecellieder, binihaye eltafı ilahiyeye nailiyet husule gelir.
(5) : Cihadın hikmeti
teşriiyesine gelince : cihad;
kelimetullafrı ilaya, islam varlığını muhafazaya, enbiyaı izamın
bi'setlerindeki gayeyi tahkike vesiledir ki o da kulları hak yoluna davet, alemi
fesaddan tahliye, nasi ebedi şekavete sebep olan küfürden tahlis etmektir.
Cihadda hakkın düşmanlarım ta'zip, Allanın dostlarının
sinelerini tehzip vardır. Vakıa cihadda ibadi tazip, biladi tahrib ciheti
vardır: Fakat racih bir maslahatı mutazammın olduğu için meşru bulunmuştur.
Her işin hükmü, kıymeti, neticelerine, akıbetlerine göredir.Hızır aieyhissela-mın
bir takım fakirlere ait bir sefineyi rahnedar etmesi, hasta bir şahsın acı bir
ilaç içmesi, bütün birer akıbeti haseneye müstenittir.
İlahi nimetlerle dolu bir alemin ebedi hayat ve saadetine
kavuşmak için de fani hayatı hak yolunda feda etmek ciheti iltizam olunur. Bir
gazi her halde iki güzellikten, iki nimetten birile mahzuz olur. Bu, ya ganimetle
sevaba nailiyettir veya ülüTelbabm gıpta edecekleri şahadettir.
imam Ali. radıyallahü teala anh demiştir ki : «Ölüm her halde
mit-tehakkıktır, artık ölümün Allah yolunda olması ehaktır, evladır. *
Hasılı, yurdunu, mukaddesatını müdafaa için cihad meydanına atılan
bir müminin hayatı da, memati da gıptalara şayandır.
Kısas, hudud, kefaretler gibi cezaların, zacirlerin, esbabı ve
hikerni teşriiyesi de tafsile tabidir. Şöyle ki:
Kısasın sebebi haksız yere amden katildir. Hadlerin sebebleri,
müskiratı istimal, gayri meşru mukarenet, afif kimselere kazf. başkasının
malını sirkat, yemine ademi riayet gibi şeylerdir. Bunların meşruiyetinde-ki
hikmetler, maslahatlar ise şu vecihle hülasa edilebilir:
(1) : Kısasın meşruiyeti, hayatı
idame içindir. Çünkü sizin için kısasta bir hayat vardır) nazmı celili man-tukunca
kısas, cemiyetin hayatını vikayeye vesiledir. Bu hususta şerif ile hasis
arasında fark yoktur. Çünkü hepsi de kullukta, insanlıkta mü-tesavidirler.
Maamafih iki şahıs bulunamaz ki aralarında vasfen tefavüt bulunmasın, eğer bu
cihet nazarı itibara alınacak olsa kısas, müteazzir olur, fitne temadi eder.
Kısas ise zulmen katil suretile parlıyan bir fitneyi teskin için maşru
kılınmıştır. Kısas korkusu, mütecasirleri katle cür'et-ten men edeceği cihetle
şahsi hayatı da sıyanete medardır, adaletin tecellisine hadimdir.
(2) : Haddi şürbün
meşruiyeti, aklı muvakkaten olsun selb
eden haram içkilerden vikaye hikmetine mübtenidir. Dini islam, akıl ve
irfan üzerine müesses ilahi bir dindir. Peygamberimizin en büyük mucizesi de
bir mucizei akliyye olan Kur'anı Mübindir. Kur'amazim ise bir esrar ve ahkam
hazinesidir, ulemayı ümmet, bundan aleddevam ahkam ve esrar istinbat
etmektedirler. Binaenaleyh ümeti islamiyye. aklı setr ederek bu gibi mealiyi
tefekküre velev muvakkaten mani olan
şeylerden memnu bulunmuşlardır. Ta ki daima akıl ve hikmet dairesinde hareket etsinler, daima
dinlerinin mehasin ve mekarimini tefekkür edebilecek bir halde bulunsunlar. Bu
cihetle sair ümmetlerden daha ziyade muhtaç bulunmuşlardır ki, bu da
haklarında bir imtiyazı mahsustur.
Müskirat, hayata, servete, nizamı ammeye muzirdir. Müskiratın
bidayeti islamda hemen haram olmayıp da bir müddet'sonra tahrim edilmesi,
müskiratın fenalığını ümmeti merhumenin muayene ederek bunların, tahrim
buyurulmasmdaki lutf ve keremi güzelce aniiyabilmeleri hikmetine müstenit
bulunmuştur. Maamafih mutad bir şeyi defaten mende ademi inkiyat ihtimali
mevcut olduğundan bunun tedrici surette men'i de hikmet muktezasmdan
bulunmuştur.
(3) : Haddi zina, haddi kazf,
haddi sirkatin meşruiyetlerindeki hikmetlerde şahısların ve cemiyetlerin
nezahetini muhafaza, şerefini vikaye, hayatını, emvalini sıyanet gibi
şeylerdir. Filhakika haddi zina, nesebi, iffeti muhafazaya hadimdir. Haddi
kazf, nassm ırzını, şerefini korumay;-vesiledir. Haddi sirkat, halkın malını,
servetini tecavüzden vikayeye se-bebdir. Bunlar ise zaruriyyatı
hayatiyyedendir, bunları her vecihle sıya-net ve himaye elzemdir.
(4) : Keffaretlere gelince
bunlar, ibadetle ukubet cihetini cami bulunmaktadırlar. Bunlardan her birinin
hikmeti meşruiyeti de pek mühimdir. Keffareti savm, keffareti zihar, keffareti
yemin, keffareti kati vesairenin kendilerine mahsus nice faideleri vardır.
Ezcümle bunlar, günahları setr ederek sevaba vesile olur. Bunlar, nefse, dine
tecavüzden insanı zecr eder.
Mesela : hata yolile öldürülen bir müslimin veya bir zimminin
diyeti verilmekle bu yüzden husule gelen bir zarar mümkün mertebe telafi
edilmiş olur. Ve bundan dolayı keffaret olarak bir rakabe azad edilmekle de
ifna edilen bir nefs mukabilinde bir mümin köle veya cariye manen ihya edilmiş
olur ki, bu da islamiyetin hürriyeti beşeriyeye ne kadar kıymet verdiğini
gösterir.
Rakabe azad etmekten aciz olan kimse ise bir nefsi mümine karşılık
olmak üzere kendisinin aduvvullah olan nefsini manen öldürmek için iki ay muttasıl
surette oruç tutar. Hataen katildeki cinayet, pek çirkin olduğu gibi bunda
keffaret olmak üzere fukaraya taam itam edilmesi kafi görülmemiştir-. Sair
keffaretler ise bunun hilafmadır.
519 -: Muamelata gelince bunların
başlicaları : münakehat, mv.-farekat, ı'tak, ıstıyad, zebh] hayvanat, mübayaat,
icare, şirket, müzarea, müsakat, suların taksimi .vekalet, kefalet, havale,
emanet, hibe, vasiyet, isa. vakıf, muhasemat, şahadet, musaleha, kaza, irs gibi
şeylerdir. Bunlardan her birinin bir sebebi vardır. İnsaniyet aleminin
mukadder olan güne kadar bir intizam dairesinde devamını temin, bir şeye meşru
surette malikiyyet bu esbab cümlesindendir. Bunlardan her birinin
meşr1.;-iyetindeki hikmete gelince bunlara da icmaleh işaret edeceğiz. Şöyle
ki:
(1) : Münakehatm hikmeti
meşruiyeti, insan nevinin mukadder güne kadar bekasına ve bu suretle insanlık aleminin
devamına hizmet etmektir. Nikah, Hazreti Ademden mevrus bir sünneti
asliyyedir, bir çok dini ve dünyevi maslahatları mutazammındır. Bu cihetle nikah,
ibadet manasını müştemil ve nafile ibadetle iştigalden efdaldir. Nikah, beşeri
tabia+-lerdeki şehvani temayüllerin gayri meşru neticeler vermesine manidir.
Neseb ve sıhriyyet, birer nimettir. Bu cihetle Hak Teala bunları imtina r.
bakamında beyan buyurmuştur. Bu nimetler ise nikah sayesinde tahakkuk eder.
Resulü Ekrem Efendimiz, nikaha tergib buyurmuştur. Ümmeti
merhumesinin artmasına vesile olacağı cihetle
pek memduhdur. Maamafih şeraitini cami olmıyan kimseler
hakkında nikah, bazan mekruh ve* ya haram olur.
(2) : Mufarakatin hikmeti teşriiyyesi de görülen bir
lüzuma meb-ni nikah rabıtasını talak ile, fesh ile bertaraf ederek dini ve
dünyevi mahzurlardan halas olmaktır. Nikah bağlılığını izale etmek bir
mufarakat hadisesidir ki bu, haddi zatında menhiyyün anhdir. Fakat bazan nikahtan
beklenilen maslahatlar hasıl olamaz. Zevç ile zevce arasında vücudu matlup
olan imtizaç ve istinasdan eser görülemez. O halde mufaarakat, bir halas çaresi
olur, her iki tarafa yeni bir hayat verir.
(3) : 1'takın meşruiyeti de insaniyete hizmet, sevaba
nailiyyet hikmetine müstenittir, insanlar, esasen hür olarak yaratılmışlardır.
Ancak küfrün bir cezası olmak üzere rık, esaret tecviz edilmiştir. Küfür,
rıkkın sebebidir. Bu rıkkın devamı için sebebinin devamı lazım gelmediğinden
bir rakik, bilahare müslüman olduktan sonra da rakik olarak kalır. Çünkü
hükmün bakası, sebebinin bakasından müstağnidir. İşte bu rık, biı-manevi
zaftır, insan bu yüzden kudreti şer'iyyesini gaib eder, velayette, tasarruf
atta, istiklal gibi salahiyetlerden mahrum kalır, bir nevi cemada-ta mülhak,
ibtizale maruz bulunmuş olur. i'tak ise böyle bir insanı bu mezelletten
kurtarır, onu hürriyete kavuşturur, ona kuvvet verir, onu insani haklardan
tamamen müstefit eder. Şeriatı islamiyede hürriyet matlup olduğundan köleleri,
cariyeleri azad etmek taatten sayılır, bu hususta bir takım hükümler ve dini
tergibler mevcuttur.
(4) : Istıyadın hikmeti
meşruiyeti, ammenin refahına hizmettir. Çünkü ıstıyad = avcılık da bir rızk
yoludur. Hak Teala Hazretleri bir takım hayvanatı insanlara bir gıda olmak
içinyaratmıştır. Avcılık yapan kimse, nasın mallarına göz dikmekten beri,
itisaf küduretinden müte-berri bir surette rızkını temine çalışmış olur. Ancak
bir kısım nab = azı dişi ve mıhleb -yırtıcı pençe sahibi olan hayvanlar, haram
bulunmuştur. Bunların etleri yiyilemez. Çünkü bu hayvanların tabiatlerinde
zulra ve eziyet vermek hasleti vardır. Bu haslet ise bir manevi pisliktir ki,
bu hayvanların etlerini yiyecek kimsenin tab'ına sirayet eder. Bunun içindir ki
peygamber efendimiz )buyurmuştur. Yani: çocuklarınızı ahmak kadınların
sütlerile emzirtmeyiniz, çünkü süt, tesir eder. Nitekim: «ameller, haram ve
habis lokmanın fesadile fasid olur» diye de hükm edilmiştir.
Deniliyor ki : lokma, amelin mayasıdır. Lokma hayırlı olursa
amel de hayırlı olur. Bilakis lokma şerli olursa amel de şerli olur. Haramdan
başka değil, naa'siyete hasıl olur. Halalden de ancak hayır husule gelir. Adeti
ilahiyye böyle caridir. Ezcümle haram olan doğan etini yi-mekten kibr ve izaa vücude
gelir. Hınzir etini yimekten son derece hırs, hasaset, kılleti gayret ileri
gelir, ehli merkeb etini yemekten de beladet, sui edeb tevellüt eder. işte bazı
şeylerin hürmeti, bu gibi hikmetlere meb-nidir.
(5) : Hayvanatın kesilmesindeki
hikmeti şer'iyye de, onları temiz olmıyan maddelerden tathir vesairedir.
Hayvanların hayatını boğazlamak suretile gidermek, en az bir say ile kabil
olur. Bununla hayvanın eczası temiz olmıyan hanlardan tathir edilmiş bulunur.
Hayvanları Allahü Tealamn mübarek ismine mukarin bir halde boğazlamakla
da kendi mabutlarını zikr eden gayri müslimlere muhalefet edilmiş, Hak Tealanı»
mukaddes ismile feyz ve bereket husule gelmiş olur.
Kurban zebhinde ise bir ziyafetullah manası vardır. Bu kurban
etinin üçte birini ahibbaya hibe, üçte birini de fakirlere tasadduk, mütebaki
üçte birini de kendi nefsi ve ailesi için imsak etmek mendubdur.
Kurban kesmek, bir kurbettir, ümmeti islamiyye hakkında bir
keramettir, sevaba vesiledir.
(6) : Mübayaat = alım satım,
içtimai hayatın ihtiyaçlarını teh-vin hikmetini mutazammmdır. Bey' ve şira,
icrayı sanat, maaş ve mead işlerini tanzime hadimdir. Çünkü ticaretle, kesb ile
beldeler imar edilir. İbadullaha mukadder olan rıkzları kavuşur, tacirler,
Allanın amilleri sayılmıştır. Ticaretle Allah Tealamn fazlı taleb olunur. Bu
sayede güzelce yaşayış temin edilir.
Kesb, enbiyayı izamın sünnetidir. Her peygamber bir kesb
tarikine salik olmuştur. Ancak riba gibi nizaa müeddi, adi ve ihsana münafi
olan bazı muameleler haramdır. Bunlar, Hakkullahtan dolayı memnudur. Akid-ler,
razı olsalar da bunlar halal olmaz. Riba, gasbdari, sirkatten daha çirkindir.
Çünkü ribada Allah Taalaya karşı adaletten udul suretile bir muarıza vardır.
Bunun içindir ki, ribaya sapanlar hakkında buyurulmuştur. Yani:
yok, eğer ribayı bilip de terk etmezseniz, size karşı Allah ile peygamberi
tarafından bir harb vuku bulacağı malumunuz olsun. Ne büyük tehdit i.
(7) : Icareye gelince bunda da
bir takım ihtiyaçlardan kolaylıkla kurtulmak maslahatı vardır. Her kimse eve,
dükkana ve emsaline malik olamaz ve her kimse servetini ticaretle tenmiye
edemez. Binaen-alyh bazı servet sahipleri icareye vermek üzere akar ve emlak
tedarik ederler. Akar ve emlake muhtaç .olan bir kısım kimseler de isticar suretile
bu ihtiyaçlarım bertaraf ederler. Veliı_sıi: icare muamelesinden hem mucir, hem
de müstecir olanlar müstefit olurlar.
(8) : Şirketlerin hikmeti
teşriiyesi de, cemiyet hayatının refah ve suhulet içinde inkişafıdır. Malumdur
ki bazı kimseler, kendi başlarına bazı
işleri görmeğe kadir olamazlar, bazı küçük sermayeler de büyük işleri
başarmaya kifayet etmez. Bu cihetle başkalarile mesai teşrikine ve küçük sermayeleri birleştirmeğe ihtiyaç görülür.
İşte şirketlerle bu ihtiyaçlar temin edilir, iktisadi inki§aflar vücude gelir,
medeni terakkiler tecelli eder. Elverir ki şerikler arasında samimi
tesanüd ve istikamet bulunsun.
(9) : Müzaraanın, müsakatm; yani
ekincilikle ve araziyi sulamakla, imar
etmekle iştigalin hikmeti teşriiyesi de zahirdir. Bunlarda da şirketlerdeki faideler, maslahatlar
mevcuttur. Hak Teala Hazretleri, ha-yatımızın devamını bir takım gıdai
maddelerin vücuduna rabt etmiştir.
Halbuki herkes, bunları bizzat istihsal edemez. Ve herkes, araziye, bostanlara, ağaçlıklara malik olamaz, bunları ıslaha,
imara muktedir bulunamaz. Binaenaleyh bu hususta da karşılıklı mesai ve teavün
cereyanı. içtimai hayatın icabianndan bulunmuştur ki, insanlar bu sayede teshi-lata, maişetlerini elde etmeğe
muvaffak olurlar.
(10) : Bir kısmı suların
taksimata tabi tutulmasmdaki hikmet ve maslahat da tevzii adeleyte riayet,
içtimai ihtiyaçları bir muntazam usul dairesinde temin gibi şeylerdir. Malumdur
ki hakkı şirbe dair bir takım hukiki meseleler vardır. Suların, münasib taksime
tabi tutulması bir adalet eseridir, alemin
nizam ve intizamına hadimdir. Çünkü sular, haddi zatında mubah şeylerdir, eğer
bir kısım ırmak vesaire suları birer münasib vecihle taksime tabi tutulmasa
cemiyet efradı arasında nizaa mü-eddi olur, bir nice insanlar, topraklarım
sulamak nimetinden mahrum ka-lir, ihtiyaçlarım istifaya kadir olamazlar.
(11) : Vekaletin meşruiyeti
de içtimai hayatın
bir kısım hacetlerini temin ve
teshil hikmet ve maslahatına müstenittir. Çünkü herkes, kendi işini daima
bizzat yapamaz, onun yolunu bilemez. Bir hakkın zuhuru veya bir maksadın
husulü için çok kere vekalete lüzum görülür. El-fverir ki, vekil, ehliyeti
haiz. istikametle muttasıf bulunsun.
(12) : Kefaletin hikmeti
şeriyyesi de medeni ve içtimai hayata yardımdır. Kefalet, bir ihtiyaç, bir
teavün neticesidir. Çünkü bir kısım medyunlara, müteahhitlere itimad
edilmiyebilir. Kefalet ise bu itimadı temin, medeni muamelelerin emniyetle cereyanını teshil eder. Maamafih kefalette bulunan, mürüvvette,
şefkat izharında, kardeşlik, insanlık hakkına riayette bulunmuş olur.
(13) : Havalenin hikmeti
teşriiyesi de içtimai hayata hizmettir. Ha-- vale, içtimai bir ihtiyaç
neticesidir. Bu sayede iktisadi hayatta bir inkişaf yüz gösterir. Maamafih
havale, bir teavün eseridir. Bunda bir insanın zimmetini borcdan kurtarmak, onu
mütalebe zilletinden halas etmek gibi güzel bir hizmet vardır. Bu yüzden
mahzun, mükedder bir kalb, sevindirilmiş olur. Bir hadisi şerifte : «insanın
kalbine sevinç bırakmak, mağfireti icab eden şeylerdendir.» diye
buyurulmuştur. Bir rivayet de şüy!a varid olmuştur: «Kul kabrinden kalktığı
zaman kendisini ilk karşihyacak şey, bir müslüman kardeşinin kalbine idhal
etmiş olduğu sürür olacaktır ki, bu sürür, güzel yüzlü bir surette temessül
ederek.onu hayr ile müjdeleyecektir.»
(14) : Emanetlere riayetin hikmeti
şeriyyesi de bedihidir. Cemiyet arasında vedialar, ariyetler,'lukatalar, birer emanet olmak
üzere tecavüzden masun bulunmak lazım gelir. Bu, cemiyetin menfaati
icabların-dandır.
Emanetlere riayet edilmesi, şahsi haklara riayetin bir
neticesidir. Emanetlere hıyanet edilmemesi, cemiyet arasında mukabil teavün ve
tenasurun cereyanına hizmet eder, ihtiyaçları tehvine vesile olur. E-manetlere
hıyanet eden bir cemiyet efradı arasında ise emniyetten, itimattan eser
kalmaz. Şahsi haklar zayi olur, amme menfaatleri muh-tel olur, hayırhahlık
yerine bedhahlık duygusu kaim olur.
Velhasıl: emanetleri muhafazaya çalışmak bir vecibedir, bir mürüvvet
ve insaniyyet eseridir. Emin olan kimse, Allah Teala ile kullan yanında
sevimlidir. Bir hadisi şerifte: (Emanete riayet zenginliği, hıyanet de
züğürtlüğü celb eder» buyurulmustur.
şüphe yok ki Allah Teala, emanetleri müstehiklerir.p vermenizi size
emreder) nazmı celili de emanetlere riayetin lüzumunu natıktır.
(15) : Hibenin meşruiyeti de
beşeriyet aleminde mürüvvet ve
ihsanın tecellisini, kalblerin, birbirine temayülünü temin hikmetini
haizdir. Evet, hibe, bir mürüvvet eseridir, kalblerin tesanüdüne, birbirine
temayülüne bir vesiledir. Nasm hayırlısı, nasa, menfaat bahş olanıdır. Vahib,
Kerim, rahim olan hallakı zişanın ahlakile tahalluk etmek kemalini ihraza
çalışmış olur.
Deniliyor ki : ihsan, kalbleri sayd eder. insan,
abidülihsandır. Eb-rarm cudunda ahrann istirkakı vardır.
Resulü Ekrem Efendimiz buyurmuştur. Evet karşılıklı hediye verilmesi,
kalblerdeki buğz ve adaveti giderir, dostluğu kuvvetlendirir.
(16) : Vasiyyetin meşruiyyeti,
hayattaki tefritleri, israfları, noksanları telafi hikmet ve maslahatım
mutazammındır. insan, bir takım emeller ile mağrur olur, güzel ameller
hususunda ise taksirden kurtulamaz, kendisine arız olan bir hastalıktan dolayı
hayattan mahrum kalacağından korkup mafatı telafiye muvaffak olmak isteyince
vasiyette bulunur. Eğer ölürse uhrevi maksadı tahakkuk eder, sıhhat bulursa muhayyerdir, bu vasiyetten
dönerek, malını daha mühim maksatlarına sar* edebilir.
Vasiyet, enbiyayı izamın sünnetidir, Netikem bir
ayeti kerimede ve ibrahim
oğullarına bu islamiyyeti tavsiye eyledi) buyurulmuştur.
Vasiyette mekarimi ahlak ile temerrün hasleti vardır. Vasiyet
de vakıf gibi bir sadakai eariye mahiyetinde olabilir.
Bazı vasiyetler, farzdır: borçlan, keffaretleri eda ve kaza
etmek hususundaki vasiyetler gibi. Bazı vasiyetler de nafiledir, bir malı bir
hayir-h mevzie vasiyet gibi. Evlad ve ahibbaya hak üzere sebat etmelerini vasiyet
ve tavsiye de bu kabildendir.
(17) : Isanm -birini vasi tayin
etmenin hikmeti meşruiyeti de bir vecibeyi ifa veya bir insani vazifeyi icra
etmek gibi şeylerdir. Bir kimsenin kendi yerine emin bir zatı ikame etmesi
vefatından sonra görülecek bir takım işleri böyle bir zata havale eylemesi bir
kiyaset eseridir bir şefkat nişanesidir.
Vasi olacak zatın bir isayı
kabul etmesi de kardeşlik.
dosluk hukukuna riayet, hüsnü ahde vefa. iutf ve ihsan ile ittisaf alamo-tidir.
(18) : Vakfın meşruiyeündeki hikmet ve
maslahat da diyanet ve insaniyete daimi
bir halde hizmet etmektir. Vakıflar,
islam milletiniı: müşterek ve
manevi servetini teşkir eder. Vakıflar sayesinde bir takın servetler, amme
menfaatine tahsis edilmiş, bu
servetlerin meşru suretle devamı,
tenmiyesi emniyet altına alınmış olur. Vakıflar,
vasiyetlerde1.) efdai birer sadakai cariyedir ki vakıflarının amel
defterlerine vefatlarından sonra da sevab yazılıp durmasına vesile olur.
(19) : Muhasematın = davada
bulunmanın meşruiyeti de bir takını meşru hakların zuhurunu, »muhafazasını
temin gibi maslahatlara, hikme!-lere müstenittir. Başkalarına
zulm eden, başkalarının haklarına riayetkar
olmıyan kimseler aleyhine açılan bir
dava, o kimseleri çok
kere hakkı kabule ilca ederek kendilerini sahati ilahiye hedef olmaktan
kurtarır ve cemiyet arasında ferdi münazaaların, adavetlerin zuhuruna mani
olur.
Maamafih bazı hususlarda davadan sarfı nazar etmek, bir hakkı
mütecavizine halal kılmak, kardeşlik hakkına riayet ve şerefi, mürvetı sıyanet
bakımından evla bulunur. Ancak hak sihibi, hakkına tecavüz eden şahsı ziyade
husumette bulunmaksızın mümataladan, günahtan kurtaracağını bilirse aleyhine dava
açması, müstahab olur.
(20) : Şahadetlerin
meşruiyetindeki hikmet haklan izhara hizmettir. Filhakika şahadet, izharı
hakka bir hizmettir, Şahid, şahadetini olduğu
gibi eda ile memurdur. Şahadet, şahidin yanında ilahi haklardan bir
emanet demektir. Artık şahidin bu
şahadette hıyanet etmesi
caiz
olamaz.
Şahadetin en aşağı nisabı ikidir. Ta ki şahidin sıdkı zahir
olsun. Çün kü bir şahidin ifadesine beraeti zimmet veya dava edilen" şeye
müdetea aleyhin vaz'ı yedi muarız bulunur.
Gayri meşru mukareneter hakkında dört şahidin lüzumu ise bir takım
mefaside mani olmak, nas arasında fevahişin teşhiri hususunda ihtiyata riayet
eylemek içindir. Çünkü namus ve haysiyete yanlışlıkla vurulacak bir darbenin
tamiri artık kabil olamaz.
(21) : Musalehanın hikmeti
şer'iyyesi de insanların aralarını ıslah
ile münazaaları bertaraf etmek gibi şeylerdir.
Sulh, ya an ikrarın olur. Bu halde davacı, malını bezi ile veya
bir hakkını imhal suretile bir mürüvvet eseri göstermiş olur. Veya an ihka-rin
olur. Bu halde de mürafaat külfeti ber taraf edilmiş olur. Çünkü her şahid, adilane
şahadette bulunamaz, her hakim de adaletle hükm edemez. Yemin etmemek İçin
malı feda etmek İse yemine bir tazimdir ve ırzı; namusu sıyanettir. Artık
sulhu tecviz etmemek, fitnenin zuhurunu, dava külfetinin bakasım, adavetlerin
devamım istemek demektir ki asla doğru olamaz.
(22) : Kaza
= muhakemenin hikmeti teşpiiyesi
de adaleti temin, hukuku sıyanet gibi
şeylerdir.
Kaza, şer'i şerifin hukukunu ikame demektir. Hakimlerin huzuria-rmdaki
dava, kıyamette, ( r^\ Ja ^ ) -bugün zulümden eser yoktur) diye nida edilecek
günde allamülguyub olan Hak Tealanın huzurı adaletindekİ kıyamı hatırlatmaya
bir vesiledir.
İnsanlardaki hava, akl ve şer'a galib gelmekte olduğundan
kendileri için bir hissi zacire ihtiyaç vardır, ta ki nizamı alem, devam etsin.
işte kaza ciheti, böyle bir zacir ve mani olup bu nizamı idameye hadim bulunmaktadır.
(23) : irsin, tevarüsün hikemi şeriyyesi de mülkiyet hakkını muhafaza,
aile hayatım sıyanet, karabet hukukuna riayet; iktisadi faaliyetin devamım, inkişafını
temin gibi maslahatlardır.
Şeriat! islamiye, ferdlerin, malikiyet hakkını tammış, bu hakka
büyük bir kıymet ve ehemmiyet vermiş, bu hakkın mahfuziyetini iltizam
Duyurmuştur, irs ise bu hakka malikiyetin meşru bir neticesidir.
Ferdlerin mülkiyet hakkına nailiyetleri, onların şereflerini yüksel*
tir, İstidatlarının tecellisine vesile olur.
Şeriati islamiye, herkesi kendi menfaati namına çalışmak için
mesai sahasında serbest bırakmıştır. Kendi mesaisinden ileride kendi ailesi
ef-radının, kendi kariblerinin müstefid oiamıyacağını bilen bir şahsın hayatı
felce uğrar, iktisadi faaliyeti sektedar olur, bütün günleri bir yeis ve keder
içinde geçer gider. Böyle bir kimsenin faaliyeti başkalarının tazyikine bağlı
olacağından mihaniki bir hareket kabilinden sayılır. Böyle bir hal ise insanın
yüksek kaderini mahv eder, insanı hürriyet nimetinden mahrum bırakır, esaret ve
zillet içinde yaşatır.
Cemiyetlerin meşru surette terakkisi, ferdlerin kendi
istidatları nis-betinde çalışmalarına ve bu çalışmalarının semeresini elde
edebilmelerinp bağlıdır. Mülkiyet ve veraset haklarından mahrum bırakılan
ferdler ise istidatlarının semerelerinden mahrum kalmış olurlar. Bir takım
kabiliyetsiz şahıslar ile müsavi tutularak haklarında adalet kaidelerine
riaye!. edilmemiş olur. Bunun neticesinde de bir çok cebri, fevzavi hadiseler,
haileler yüz gösterir.
Halbuki içinde yaşadığımız bu alem, bir imtihan, bir müsabaka,
bir mesai alemidir. Bu alemde herkes kendi istidadının, kendi mesaisinin, semerelerini
iktitaf etmek lazım gelir. Adaleti teşriiye, bunu muktezidir.
Binaenaleyh şeriati islamiye. herkesin maiikiyet ve tasarruf
haklarını tanımış, tayin etmiş her şahsın vefatında raetrukatmm muayyen
kariblerine intikal edeceğini kabul ederek bu hakları en adilane, en hakimane
bir surette himaye buyurmuştur. |
|
| Son Güncelleme ( 04 01 2008 ) |